Muhabbet kuşumuz öldü
Arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak
Biliyorsun ölüm,mavi boş bir kafestir kimi zaman
Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna
Uyumadığım gecelerin sabahında
Gözaltlarımdan mor çocuklar doğardı
Mor çocuklarıma ninni söylerdi sabah ezanları
Fırtınada ters çevrilen şemsiyelere benzerdi
Duaya açılan avuçlarım
Avuçlarıma kar yağardı
Kimi zaman tipi...
Kaç kere avuçlarımda mahsur kaldım.
Birkaç kış geçti Pollyanna
Ben hep mahzun kaldım
Kocaman bir kardan adam yaptı içime bir çocuk şair
Tuhaf şarkılar mırıldanarak:
Şiirime kenar süsü olsam ben
Bir kenar süsünün gülü olsam ben
Sarı deftere tuttuğum bir günlük
Aşk olsam ben...
İnsanın sevdiği kadından ayrılması, kendi yaradılışına göre,ya korkunç bir durumdur, ya da olağan bir durum.Ben dilini bilmediğim yabancı bir memlekete düşüvermiş gibi oldum.
O an ruhuma gömülü kalan anılar canlandı. Bunlar ne zaman yüzeye çıkarlarsa gözlerim yaşaracak; her sevinç bunların tazeliğini artıracak,her acı onları daha da derinleştirecek.
Mezarına ancak birkaç kere toprak atabildim ben, daha fazlasına yüreğim dayanmadı. Musa'ya verdim elimdeki küreği, üç dört adım geriye çekilip yere çömeldim ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Eğilip doğrulan insanları, kürek seslerini, toprağın kokusunu ve mezar taşlarının ağartısını buzlucamın gerisinden görüyormuş gibiydim orada ağlarken. Dünya gözyaşlarımın içindeydi artık, dünya bulanıktı, dünya ıslaktı ve dünya kalın uğultular eşliğinde, etrafa buğular saçarak, hafif hafif titriyordu.