Martaval• II | R.İdeli
Selam canım nasılsın Bugün sizinle kapağını kapattığımda hikâyesi bitmeyen, karakterleri zihnimde yaşamaya devam eden o kitapla geldim .
İlk kitapta gerçek ile yalanın, kimlik ile maskelerin arasındaki ince çizgide yürürken bu kitapta o çizginin tamamen silindiğine şahit oluyoruz.
Hikâye kaldığı yerden devam ederken karakterler artık sadece geçmişleriyle değil, kendilerinden sakladıkları gerçeklerle de yüzleşmek zorunda kalıyor. İlk kitapta bizi içine çeken gizemli atmosfer, ikinci kitapta çok daha karanlık ve yoğun bir hâl almış. Roller değişiyor, maskeler ağırlaşıyor ve herkesin sakladığı sırlar birer birer ortaya çıkmaya başlıyor. Kitabın en sevdiğim yanı da buydu aslında kimsenin göründüğü kişi olmaması ve her bölümde acaba şimdi ne olacak sorusunu sordurması.
Yazarın kalemi yine akıcı ve sürükleyici. Sayfalar ilerledikçe karakterlerin yaşadığı iç çatışmaları hissediyorsunuz. Özellikle geçmişle bugün arasında kurulan bağlar, karakterlerin kararlarını ve yaşadıkları olayları çok daha anlamlı kılıyor. Hikâyede sadece aşk yok güven, ihanet, aidiyet ve insanın kendini bulma çabası da oldukça önemli bir yer tutuyor. Kitap boyunca en çok etkilendiğim şeylerden biri, karakterlerin kendi gerçeklerinden kaçmaya çalışırken aslında tam da o gerçeklere sürüklenmeleri oldu. Bir noktadan sonra kime inanacağımı şaşırdım. Her yeni bölüm, daha önce bildiğinizi düşündüğünüz bir gerçeği sorgulatıyor.
Atmosfer açısından bakarsak kitap adeta bir tiyatro sahnesini andırıyor. Herkes rolünü oynuyor gibi görünse de perde arkasında bambaşka hikâyeler yaşanıyor. Karakterler artık sadece kim olduklarını değil, kim olmaktan korktuklarını da ortaya koyuyorlar.
Son sayfaya geldiğimde hissettiğim şey ise tamamen şaşkınlık ve meraktı. Çünkü yazar birçok düğümü
BİLİNMEZE DOĞRU
.
Bilge Korkutültürsanat dan etkileyici bir romanla haftaya merhaba.
Savaş, göç, aşk, kimlik mücadelesi, aile ve yurt özlemi ile harmanlanan, bizi eski İstanbul'a_ Pera'ya ve Şehremini'ne_ götüren yaşanmışlıklar...
Kırım'a uzanıyoruz önce; Yulian ve Kadir'in aşkına.Babası Vladimir'in kıymetlisi Yulian, ailesini karşısına alarak Kadir'le evlenir. 1918 yılında birbirini seven bu gençlerin çocukları olur. İkizleri, Vera ve Nevriye. Ama malesef kader ağlarını örmüştür kardeşler için. Kırım Türkler'ine yapılan baskınlar, aileyi göçe mecbur bırakır. Taa ki Vladimir seneler sonra kızını görmek için gelene kadar. Babası ölüm listesindedir ve Selanik'e kaçmak ister. Fakat yanında biriciğinin de olmasını ister ve son bir teklif için kızının yanına gider. İşte o anda olanlar, Nevreste'yi Katherina yaparken ikizler ayrı kadere göz yumar.
Birbirinden habersiz iki kardeş. Katherine ve Vera. Katherina, anneannesiyle Selanik'e göç edip yaşamını sürdürürken, Tatyana kızını burada anlar. O da bir Türk'e aşık olmuştur ki, Kemal birde evlidir. İçi yana yana alınan kararlar onları İstanbul'a kaçırırken Kemal'in verdiği kağıt parçası ile Pera'ya giderler.
Vera ise annesinin Kıymet olması, babasının Salih Amcası ile karar verip göçe mecbur bırakılmasıyla yola çıkar. Emin vardır yanında, yemyeşil gözleri ile elini her daim tutan. Mukadder Halalarının yanına yerleşirler İstanbul'da ve yaşam mücadeleleri başlar.
Varlıklarından bile haberi olmayan iki kardeş, kavuşabilecek midir? James'in aklı gidip gelse de bir türlü kalbinden gitmeyen kimdir? Ve Emin, Karadeniz'in ondan alıp veremediği nedir?
Turgut, Nejat, James, Tatya, Kıymet ve diğerleri... Nesiller boyunca taşınan acılar, göçlerin_sürgünlerin ardındaki yaşamlar. Kırım'dan başlayan ve bilinmeyene uzanan yolculuk, yalnızca
🅳🅸🆂🆈 🅳🆁🅺🅴🆁
Herkese Merhabalar...
Bugün sizlere kalemini severek okuduğum yazardan bir kitap ile geldim.
Her kitabı beni benden almayı başarıyor.
Yine severek ve büyük bir heyecan ile okudum.
Ve elime alır almaz da bitirmeden bırakmak istemedim.
Tabi yazar beni yine şaşırtmayı başardı ve sağlam bir ters köşe yaptı.
Nasıl ya derken amanın bu nasıl son böyle nasıl ters köşe demedim dersem yalan olur.
Başından beri bir tahminim vardı zaten onu da gözler önüne seriyor.
Ama sağ gösterip, sol vuruyor resmen.
Aslında sağı gösterip sağdan da vuruyor bir bakıma tahminim tuttu ama yanında olan üstüne eklenen en lezzetli yeriydi.
Yine muhteşemdi.
Elimde okumadığım bir kitabı daha var ama yepyeni bir kitabı daha çıktı onu da almam ve okumam lazım.
Keşke gelip beni bulsa
Daisy Darker ailenin en küçük kızıdır.
Ondan büyük ve araları çok az olan iki ablası vardır.
Ve kırık bir kalp ile doğmuştur.
Zaten erkek olmadı beklenirken kız olması da biraz aileyi uzer.
Ama büyükannesinin en sevdiği torunudur.
Büyükannesi bir yazardır.
Harika çocuk kitapları yazan ve resimleyen ve Daisy Darker'in Küçük Sırrı diye de bir kitap yazar.
Deniz Cam'ı adını verdikleri Blacksand Koyu'nda yer alan aile mirası olan Büyüka nesin'in evine gitmek ise onu en çok mutlu eden şeydir.
Bu sene gidiş nedenleri farklıdır.
29 yaşına basan Daisy büyükannesinin 80.yaş günü için ailesini toplaması üzerine gider.
Anne ve babası ayrılmış ablalari kendi halinde ve birinin de kızı vardır.
Ailede hep yok sayılan Daisy olmuştur.
Büyükanne bu akşam mirasını da aldığı kehanet üzerine açıklar.
Herkes bir isyan eder ama o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,369 okunma
“Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur!” Kötülüğe karşı koymayan onun yanında olanlar gibi sessiz kalanlar da, kötülüğü duyurmayanlar da suçludur!!!
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462,1bin okunma
Seriye kaldığımız yerden devam.....
Hayalet Timi Makedonya da Balkan Kızı Operasyonunu tamamlamaya hazırlanırken Türkiye'ye döndüklerinde daha yolun başında olduklarını anlamaları uzun sürmez..
Timin yüzbaşısı Barut Ulu Boratav, Balkan Kızı’nın kendi topraklarına teslim etmekle kalmayıp kendileri ile iş birliğine de ikna etmişti.
Hayalet Timinin peşinde yıllardır intikam için gün sayan terör örgütü ITO nun kilit adamı Balkan kızı Talia’nın da öz dayısıydı. Talia’nın yardımları özellikle Makedonya’ya geri döndüğünde büyük önem taşıyordu.
Ama kitabın en sürpriz detayı Talia ile yüzbaşı Barut’un anlaşmalı evlilik yapma mecburiyetiydi. Tabi ki kağıt üzerinde ve bunu en yakınlarından bile saklayacaklardı!
Hayalet Timi bunu hemen yer mi?
Bu bilgi beni en başında heyecanlandırsa da o islediğimiz kız isteme sahnesine bir türlü erişemedik.
Bunun yerine çiftimizin arasındaki pürüzleri bir bir yok etmesini, çekilmelerini büyük bir sabırla okuduk..
Aşk istiyorsanız bu kitapta bolca var!
Sonuna kadar sakin ilerliyor bir yandan diğer karakterlerin geçmişlerine daha çok odaklanarak duygusal bağlarını keşfediyorduk ki sonundaki o olaylı patlama her şeyi yerle bir etti!
Geride beni de delice merakta bırakan duygularla kitabı kapadım.
Pazar günümün tamamını ona ayırmaktan mutlu bir şekilde biraz daha sabrederek son kitabı erteliyorum şimdilik!
Askeri kurgu, romantizm arayan dostlarıma akıcı, merakı hep tetikte tutan asla yormayan ve dozunda esprili diyaloglarla nefis bir tavsiye bırakıyorum...
Merhaba Kitap Dostlarım.
İlk kitabın finali beni öyle bir merakta bırakmıştı ki ikinci kitaba başlamak için hiç beklemedim. Kurtların Gölgesinde tam da kaldığı yerden devam ediyor ve daha ilk sayfalardan itibaren kendinizi soluksuz bir mücadelenin içinde buluyorsunuz.
Sıla'nın üzerinde çalıştığı proje artık yalnızca bir görev değil, ülkenin geleceğini etkileyebilecek kadar büyük bir sorumluluk hâline geliyor. Bunun farkında olan düşmanlar ise hem ekibe hem de onları koruyan Kurtlar Timi'ne peş peşe saldırılar düzenliyor. Yaşanan kayıplar, alınan yaralar ve en önemlisi aralarındaki haini bulamamanın verdiği güvensizlik, hikâyenin gerilimini her bölümde biraz daha artırıyor.
Aybars, kendi acılarını geri planda bırakıp hem ekibini hem de Sıla'yı korumak için mücadele ederken, Sıla da babasının emanetine sahip çıkmak adına dimdik duruyor. İkisini birlikte okumak çok güzeldi. Aralarındaki sevgi, güven ve birbirlerine verdikleri güç oldukça doğal ve etkileyiciydi.
Kitap boyunca "Acaba hain kim?" diye düşünmekten kendimi alamadım. Yazar, şüpheyi son ana kadar canlı tutmayı başarmış. Özellikle adaletin yerini bulduğu o sahnede geçen;
"İsmet Akkaya, seni gözaltına alıyoruz. Devlete ve bu ülkenin insanlarına karşı işlediğin her şeyle beraber. Bugün senin cirit attığın dönem bitti!"
cümlesi benim için kitabın en güçlü anlarından biriydi.
Finale yaklaştıkça olayların dozu iyice arttı. Bazı gelişmeler beklediğim gibi olmadı, bazıları ise gerçekten kalbimi kırdı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en anlamlı cümlelerden biri de şuydu:
"Bazı savaşlar kazanılmaz. Sadece hayatta kalınır."
Ve son sayfalarda, hikâyeye farklı bir anlam yükleyen şu sözle baş başa kaldım:
"Belki de bu bileklik yazdı hepimizin hikâyesini, kaderlerimizi birleştirdi ve değiştirdi. Artık bunu takmak istemiyorum.