Kalp atışlarının rengi yoktur. Yalnızca, yaşama müjdeleyen muhteşem seslerdir, o kadar. Horacio’nun kalbi de kuvvetle atıyordu. Hamilelik sürecinde her şey çok normal ve yolunda gitmiş, hiçbir aksilik olmamıştı. Bebeğin doğar da olmaz böyle bir kargaşaya sebep olacağı aklının ucundan bile geçmemişti. Doğum sırasında kocası Carlos da yanındaydı. Doğumu filme alıyordu. Bebek göründüğü an Carlos’un yüzünün nasıl allak bullak olduğunu çok iyi hatırlıyordu Maria. Film çekmeyi bırakmış, kameraya indirmiş, Maria’nın yüzüne bakakalmıştı. Maria çok önemli bir şey olduğunu anlamıştı o anda.Ne oluyordu? Bebeği ölmüş müydü yoksa? Oğlunun ağladığını duyunca rahat bir nefes aldı. Peki, bebek iyiyse başka ne olabilirdi ki? Doktorla Carlos, şaşırmış yüzlerle birbirine bakıyorlardı. “Ne oluyor?”diye sordu Maria. Doktor, soruyu yanıtlamak yerine yeni doğmuş bebeği onun kucağına verdi. O anda Carlos arkasını dönüp çıktığı için Maria onun ağladığını görmedi. Oğlunu ilk gördüğü an nasıl tepki vereceğini bilemedi. Bir yandan bebeği sevgiyle kucaklarken aynı zamanda son derece şaşkındı. Bu büyük şaşkınlığın nedeni, bebeğin teninin rengiydi. Carlos ‘da, kendisi de beyaz tenliydiler. Üstelik Carlos sarışındı; Maria’nın da gözleri yeşildi. Nasıl olmuş da Horacio böyle kapkara olmuştu?
Sayfa 14 - Can
Alıntı
Bu alıntıyı yazarken o şarkının çalması..
+Her perşembe sen de mi buraya geliyorsun? - Evet, buraya gelip Nadir'le dertleşiyorum. Ve bunu okuyorum. +Çok zaman geçti, çok şey değişti. - Değişti. Okuma yazmayı öğrendikten sonra günlüğümün ilk sayfasına seni yazdım. Nadir bu sırrı ilk bilen kişi, ikincisi de sensin. Sen kimi yazdın? Anladım. Önder bana ders vermeye başladığında ondan istediğim ilk şey neydi, biliyor musun? Seninle iletişim kurabilmek için işaret dilini öğretmesini. O bana herkesin bildiği işaret dilini öğretti, biz de kendi aramızda bir dil oluşturduk. Ama kendimden önce ilk öğrenmeyi istediğim şey de senin içindi. Sen benim için ne istedin? O sokakta seni tutan kişi olduğum ve kaçmanı engellediğim için senelerce vicdan azabı çektim. Bıraksaydım daha güzel bir hayatın mı olurdu, diye düşünmeden edemedim. Sen benim için hangi konuda vicdan azabı çektin, Lâl? Sen ölme diye kaç kez senin için kendimi feda ettiğimi sayamadım, Lâl. Sen benim için kaç kez kendini feda ettin? Bunu istemezdim zaten. Cevap vermene gerek yok. Seni sevdiğim hatta âşık olduğum için boyun eğdiğim her şey bu günlükte yazıyor, Lâl. Senin günlüğünde hiç bana olan aşkın yazıyor mu? Sen böyle susuyorsun diye ben sessizliğinde kaç kez seni anlamaya çalıştım Lâl. Sen beni duyabildiğin halde kaç kez anlamak istedin? Ben kabullenilmesi zor bir çocuktum. Küçükken her şeyin farkındaydım. Gördüm ve duydum. İlk dışlanmam değildi elbette, alışkındım ama dışlandığım için ilk kez canım acımıştı çünkü siz ailemdiniz. Olsun demiştim, canımı yakacak olan ailem olsun. "Lâl, benden utanıyor musun? Sen de mi utanıyorsun? Neden benimle konuşmuyorsun? Neden benden kaçıyorsun? Dün akşam sana sarılmak istediğimde bana neden sarılmadın, Lâl? Utandığın için mi? Beni sevsene, Lâl. Beni bir kez sev." İlk günlüğüm, ilk cümlelerim ama hepsi senin içindi.
Alıntı
Reklam
+ Ölüm bir son mu? - Başlangıç değil. + Ama son da değil.
Sayfa 103·Kitabı okuyor
3:45,son alıntı.
Anlamıyor musun ? Gökyüzü güneş olsa Sensiz karanlıktayım
Sayfa 110·Kitabı okuyor
Şiir
Mustafa Kemal'den corinne'e ikinci mektup..
3 aralık 1913, Sofya Aziz Corinne, Son mektubunu aldım, her gün beni düşündüğünü öğrendiğim için çok memnun oldum. Afrika Harbi yüzünden kazandığımız şeylere dair verdiğin haberlere teşekkür ederim. Nuri Bey'in seni gelip görmemesinden endişe ediyordun, işte nihayet evinize gelmiş. Sana karşı dostluğunda çok sadık olduğu için, bu mevzudaki ihmali cidden hayret vericiydi. Cemal Bey'i her zamanki gibi sevimli bulduğunu söylüyorsun, hakkın var, muhakkak ki çok sevimli ve naziktir, bilhassa güzel hanımlara karşı. Biliyorsun ki, Sofya'ya geldiğim ilk gün indiğim Bulgarya Oteli'ni değiştirdim. Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim. Yeni yapılmış, cidden konforlu bir otel, banyoları var, oda hizmetçileri var! Ne istersen var! İçindeki eğlenceler için orada oturmaya değer. Hayır, hayır Corinne. Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değildir. Otelde kalıyorum, çünkü münasip bir ev bulamadım. Cevdet Bey'le çok dostuz. Onu bu kadar sevimli bulacağımı ve bu kadar iyi arkadaş olduğunu ümit etmiyordum. Evvelki akşam beni Madam Dourzi'ye götürdü. Aralarında çoktan derin bir tanışıklık olan Parisli hanım. Evinde kibar insanlar vardı. Vekiller ve daha bazı mösyöler. Bakara oynanıyordu. Ben kumar oynamadığım için küçük bir tanışmadan ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım. Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe müsaade et. Zannederim ki Cevdet Bey'e, beni evine götürmesini söyleyen kendisidir. Ayrılırken bana: - Bu akşam bizde eğlenemediniz, fakat emin olunuz ki bir başka sefer sizi memnun etmeye çalışacağım, dedi. Fakat ben bundan emin değilim.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Ulusal Cepheyi Kurmanın Sırası Gelmiştir
Ulusal Cephe için ortak bir program oluşumuna katkıda bulunmak üzere bir taslak sunuyorum: 1. Türkiye bizimdir, bölünemez: Türkiye’yi başkaları değil, biz kendimiz yöneteceğiz. Bölünme sürecine, ulusal varlıklarımızın satışına son vereceğiz. 2. Borçlarımız, kalkınmamıza engel olamaz: Türkiye Cumhuriyeti’nin borç ödemelerini, topyekün kalkınma hedefimize uyumlu olarak yeniden yapılandıracağız. 3. Yeni demokratik anayasa: Eşitlik ve özgürlük ilkelerine uygun, demokratik yeni bir anayasa getireceğiz. 4. Parasız eğitim ve kültür: Devletin eğitim ve kültür hizmeti, parasız ve nitelikli olacaktır. Aydınlanma Devrimi kaldığı yerden sürdürülecektir. 5. Parasız sağlık: Sağlık hizmeti herkes için parasız ve nitelikli olacaktır. 6. Kalkınma seferberliği, işsizlikle savaşım: Her kesimde yaşanmakta olan işsizliğe de çare olmak üzere, en az borçlanmayla her alanı kapsayan, topyekün ve planlı bir kalkınma seferberliğine girişeceğiz. 7. KKTC yaşayacaktır: KKTC’yi gönenç ve huzur içinde yaşatacağız.
Sayfa 16 - arkadaş Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam