10/10
·680 syf.··
2026 109. kitabı
Ahmet Cevdet Paşa büyük bir ilim ve devlet adamıdır ömrünün tamamını bulunduğu görevlerde devleti adına çalışmakla geçirmiştir. Hukuk, tarih, dil ve edebiyat gibi farklı konularla ilgilenmiş ve bu alanlarda çalışmaları olmuştur. Kendisi son derece değerli bir şahsiyettir İlber Ortaylı hocamızın tabiriyle "medreselerin yetiştirdiği son güneş'dir" Kitap Osmanlı Devleti'nin 1774 ile 1826 yılları arasında yaşanan önemli olayları içermektedir kitabın giriş kısmında İslam Devletleri tarihi ve Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan da kısaca bahsedilmektedir. Kitapta Rusya ile olan ilişkilerimize, Kırım ve Ermeni sorunu, Mısır da gelişen olaylar, Fransız ihtilali ve Napolyon'un sahneye çıkışı, Yeniçeri ayaklanması ve Nizam-ı Cedid'in kurulması gibi tarihi konuları okuyacağınız değerli bir eserdir.
Osmanlı İmparatorluğu TarihiAhmed Cevdet Paşa · Etkileşim Yayınları · 04 okunma
8/10
·208 syf.··
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:37
"Bir ölümü anlatmak, onu yaşamaktan daha kolay değil." "Babam öldü. Ne yapacağımı bilmiyorum." Nerden bilebilir ki insan, bir kaybın ardından ne yapması gerektiğini? Özellikle bu kayıp anne-baba ise. Çaresiz, kökünden sökülmüş ağaç gibi kalır. Georgi Gospodinov kansere yakalanan babasının son günlerini anlatırken en çok onun acı çekmemesi için dua eder. Çünkü bu acılar bizim tahmin edemeyeceğimiz kadar zorlu acılardır. Fakat babası her zamanki gibi onları rahatlatmak için "Korkacak bir şey yok" diyor. Babasının bu zorlu günlerini, ölümünü, geçmişte yaşadıklarını, ölümünden sonraki günleri anılara yolculuk halinde anlatıyor. Bir kitap için çok ağır bir konu ölümü anlatmak. Ölüme giden yolda yaşananları anlatmak. İyisiyle kötüsüyle, acısıyla kahkahasıyla geçen bir yaşamı yad ederken sona yaklaşan birini anlatmak... Bahçesine bağlı bir bahçıvanken artık onun da bahçenin bir parçası haline gelmesi, toprak olması... Topraktan gelen insanın nihayet gideceği yer de topraktır elbet. Yazar babasını anlatırken belki de birçok kişinin yarasına basmış, belki kabuk bağlayan yarasını kanatmış oluyor. Bu acıları yaşamamış birisi olarak ben de geleceği düşünüp bazı sayfaları yutkunarak okudum. Bu acıyı yaşayanlar kim bilir ne kadar zorlanmıştır. Bu yüzden sadece buna dayanabileceğine emin olan insanların okuması gerek kitabı bence. Yazar kendi babasını anlatmış belki ama aslında hepimizin ebeveynlerimizin de başına gelebileceklerden, bizim de başımıza gelebilecek şeylerde bahsediyor. Ama insan ne kadar ölüm ile ilgili şeyler okusa da asla hazır olamaz o günlerin geleceğine.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yere Göğe Sığdırılamayan Bir Hayal Kırıklığı
5/10
·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:34
O kadar öfkeliyim ki dayanamayıp ilk defa beğenmediğim bir kitaba inceleme yazdım! Sabahattin Ali’nin kalemine, insan ruhunu işleme becerisine başka eserlerinde hayran kalmış ve gözü kapalı tam puan vermiş bir okur olarak, Kuyucaklı Yusuf’la kurduğum ilişki benim için tam bir öfke patlaması oldu. Belki hayatımın her şeye öfkelendiğim, kötü bir dönemine denk geldi bu kitap; belki de bitiremedikçe içimde büyüyen o gerginlik kitaba yansıdı. Ama emin olduğum bir şey var: Ben bu kitaptan ve özellikle Yusuf karakterinden nefret ettim. Edebiyat dünyasının bu romanı neden bu kadar büyüttüğünü, neden bu kadar beğendiğini asla anlamıyorum. Sabahattin Ali gibi bir yazar nasıl böyle bir karakter yaratmış, hayretler içerisindeyim. ​Kitabın sonunda Ahmet Oktay’ın bir yorumu var. Onun yazdıklarından anladığım kadarıyla, Yusuf’un bu halleri "yetim olmasına, üzerinde hissettiği baskıya ve özgür olamayışına" bağlanıyor. Evet, yetim olmasının onda bıraktığı hasarı anlayabiliyorum, buna bir sözüm yok. Ama bana göre Yusuf’un kitapta hiçbir derinliği yok. Karakter bana asla geçmedi; karşımda son derece tuhaf ve içi boş bir figür buldum. ​Beni asıl çileden çıkaran ve "Bu kadarı da olmaz" dediğim şey ise Yusuf ile Muazzez arasındaki ilişki oldu. Kitabın başlarında, küçücük hallerini okurken aralarındaki o tatlı abi-kız ilişkisini çok sevmiştim. Hatta okurken içten içe "Umarım bunların arasında bir şey yaşanmaz" diye dua ediyordum. Tamam, öz kardeş değiller ama sen onu kız kardeşin olarak büyütmüşsün. Küçücük bir kızın abisinden hoşlanmasını çocukça bir hayranlık diyerek bir tık anlayabilirim belki. Ama kocaman Yusuf’un, kendi ellerinde büyüyen küçücük bir çocuğa karşı bir anda bir şeyler hissetmeye başlamasını asla aklım almıyor. ​Üstelik bu hissetme durumu da tam bir fiyasko. Yusuf,
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
Aradığım lezzet
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Hem seks hem felsefe. Daha ne olsun!! İnsanı sorgulatmaya iten güzel bir çalışma, ciddi bir okuma olmasa da. Kitabın sonunda yer alan son sözü okumak önemli.
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · İthaki Yayınları · 20192,712 okunma
6/10
·384 syf.··
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Kitaba başlarken açıkçası Osmanlı'nın son dönemine, devlet yapısına, ordusuna ve siyasi olaylarına dair daha yoğun bir içerik bekliyordum. Ancak kitapta beklediğimden çok daha fazla coğrafi gözlem ve seyahat notu ile karşılaştım. Moltke'nin Anadolu'nun büyük bölümünü dolaşmış olması ilginç olsa da, uzun coğrafi tasvirler benim ilgimi tarihî ve siyasi bölümler kadar çekmedi. Buna rağmen özellikle Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile yaşanan savaşları anlattığı bölümler ve II. Mahmut dönemi hakkındaki değerlendirmeleri dikkatimi çekti. Osmanlı ordusunun eksikleri, devlet yapısındaki sorunlar ve dönemin yönetim anlayışına dair gözlemleri oldukça ilginçti. Ancak bazı bölümlerde sanki bütün doğruları önceden kendisi görmüş, söyledikleri yapılmadığı için olaylar bu şekilde sonuçlanmış gibi bir anlatım hissi de aldım. Ne kadar haklı olduğu kadar, o dönemin şartlarında bu önerilerin ne kadar uygulanabilir olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Genel olarak kötü bir kitap olduğunu söyleyemem. Özellikle Osmanlı'nın o dönemine ilgi duyanlar için değerli bilgiler içeriyor. Ancak benim için çok etkileyici bir okuma da olmadı. Bazı bölümlerini ilgiyle okurken, bazı bölümlerde ise ilerlemekte zorlandım. Yine de farklı bir gözden Osmanlı'yı görmek açısından okunmaya değer bir eserdi.
Moltke'nin Türkiye MektuplarıHelmuth von Moltke · Remzi Kitabevi · 201687 okunma
10/10
·500 syf.··
2026 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Yarım kalmış bir aşkın gölgesinde Köy Enstitüsü’nün umut dolu hikayesi. Okuyan herkesin mutlaka kendini bulacağı bu roman ,sevgili @semasoykan ın güzel kaleminden 1940 ile 1980 arsında köy enstitülerinin umut dolu yılları da geçen bu romanda eğitim, idealizm, aşk, dostluk ve kaybedilen değerler üzerine dokunaklı bir anlatım söz konusu. Gerçek bilgi ile öyle güzel kurgulanmış ki, kitabı okurken aaa kurgu bitti şimdi bilgi zamanı gibi bir ayrım yapamıyoruz. Okurken adeta o yıllarda yaşıyor hissi de muazzam. Kitabı okumaya başlamadan önce Sevgili @semasoykan ile yapılan söyleşiye katılma fırsatım oldu. Yani okumadan ön bir bilgi sahibi oldum ve bu bilinçle kitaba başlamak, bu bilgilerle anlamlandırmak gerçekten büyüleyiciydi Hakikati seçmezsen, seçilmeyi beklemek kaderin olur.Hayat bunu öğretti bana . Son olarak, bir kuşağın hayalleriyle, bir sonra kuşağın gerçekleri arasında sıkışan hayatları okumaya hazır mısın ?
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,017 okunma