Odada kalan son tınıydı sesin,
Duvarlar bile alışmıştı gölgene.
Ama bu sabah, o en korktuğum şey oldu;
Uyanıp da yüzümü gömdüğümde yastığa,
Kokun silinmişti tenimden.
Bir şehri terk etmek gibiydi bu,
Valizini toplamadan, apar topar...
Tenim, senin kokunla örülü bir zırhtı sanki,
Şimdi çıplağım rüzgara karşı,
Şimdi büsbütün savunmasız, ihtiyar.
Ne garip, zaman her şeyi yıkıyor;
Önce gülüşün soldu zihnimin kuytularında,
Sonra gözlerinin rengi bulandı.
En son tenim direniyordu sana dair,
O da bu sabah pes etti, yabancılaştı.
Artık tenimde kokun yok,
Yalnızca yokluğunun o keskin, ayaz kokusu var.
Senden geriye kalan son kale de düştü,
Gözün aydın sevgili,
Biz artık tamamen yabancıyız.