Zor Karar
Beethoven’ın son dörtlüsünün son muvmanı aşağıdaki iki motif üzerine kurulur :
ÇOCUK BEDENİN DOKUNULMAZLIĞI VE TARİKAT KARANLIĞI İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel, öz kızı H.K.G.’yi henüz 6 yaşındayken 29 yaşındaki müridi Kadir İstekli’ye “imam nikahı” adı altında teslim etmiştir. Bu, basit bir evlilik değil; bir babanın kendi çocuğunu sistematik cinsel istismara sunması, organize bir çocuk tecavüzüdür. Yıllarca süren istismar, tarikatın kapalı yapısıyla korunmuş ve “nikah” yalanıyla meşrulaştırılmıştır. İlk ihbar 2012’de bir doktorun şüphesiyle geldiğinde tarikat devreye girdi: Kemik yaşı raporu sahteleştirildi, soruşturma kapatıldı. H.K.G. reşit olana kadar baskı ve tehditlerle susturuldu, “kendi rızamla” ifadeleri verdirtildi. Bu olayda tek suçlu Gümüşel değildir. Annesi Fatma Gümüşel, müritler ve tarikatın tamamı bu organize istismarın ortağıdır. 2023’te yerel mahkeme Gümüşel’e 20 yıl, Kadir İstekli’ye 30 yıl hapis cezası verdi. Cezalar son olarak 18 yıl 9 ay olarak kesinleşti. Ancak müritler ve cemaat büyüklerine soruşturma açılması gerekirken, Gümüşel 17 Haziran 2026’da “sağlık sorunları” bahanesiyle adli kontrolle tahliye edildi. Cezaevinden tekbirlerle çıkan Gümüşel’i Cübbeli Ahmet gibi figürler “büyük müjde” diye kutladı; cemaat yetkililere teşekkür etti. Bu karar önyargı ve inançla verilmiş olsa da Laik Türkiye Cumhuriyeti’nde çocuklarını koruyacak savcılar ve hakimler hâlâ vardır. Bu karar geri dönecektir. Çocuk bedeninin dokunulmazlığı, bütün dinlerin, geleneklerin ve kutsalların üzerindedir. Hiçbir imam nikahı, şeyh fetvası veya tarikat disiplini bir çocuğun bedenine dokunmayı meşrulaştıramaz. Bu tahliye, dokunulmazlığı ihlal etmiş, istismarcıya cesaret vermiş ve tarikatlarda istismara uğrayan çocuklara bir darbe daha vurmuştur. Asıl utanç verici olan, bu rezalet
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şans ve Dans nasıl okunabilir?
Şans ve Dans’ı ilk yazdığımda, onu öncelikle şans, hafıza, kayıp, dostluk ve yeniden başlayabilme ihtimali üzerine bir roman olarak görüyordum. Ama zaman içinde, kitabın daha geniş edebî ve kültürel bağlamlar içinde de okunabileceğini fark ettim. Şans ve Dans, çağdaş bir Türkçe kent romanı olarak okunabilir. Çünkü İstanbul romanda yalnızca bir mekân değil, aynı zamanda bir ruh hâli olarak yer alır. Bir hafıza anlatısı olarak okunabilir. Farklı zaman katmanları, geçmişin bugünün içinde hâlâ konuşmaya devam etmesiyle birleşir. Dostluk etiği üzerinden okunabilir. Özellikle kan bağı dışında kurulan bağlar, seçilmiş yakınlıklar, duygusal sorumluluk ve geç yaşta sadakat romanın önemli damarlarından biridir. Yaş alma meselesi üzerinden de okunabilir. Romandaki bazı yaşlı karakterler pasif figürler değil; hâlâ karar veren, üreten, ilişki kuran ve duygusal olarak etkili olan insanlardır. Mektup formu açısından da ayrı bir okuma mümkündür. Romanda mektup yalnızca bir anlatı aracı değildir; bir eyleme, bir dönüm noktasına, küçük bir müdahale tiyatrosuna dönüşür. Son olarak Şans ve Dans, dijital çağda bağımsız yazar-olma deneyimi bağlamında da değerlendirilebilir: Türkçe yazılmış edebî bir romanın kendi yolunu yayın, kütüphane görünürlüğü ve uluslararası bibliyografik varoluş üzerinden açma çabası. Benim için romandaki en önemli denge şudur: Erişilebilir ama sığ değil. Hüzünlü ama umutsuz değil. Kişisel ama daha geniş edebî sorulara açık. Şans ve Dans hâlâ genç bir kitap. Yolculuğu daha yeni başlıyor. #ŞansVeDans #TürkEdebiyatı #ÇağdaşRoman #Edebiyat #KentRomanı #HafızaAnlatısı #BağımsızYazar #KütüphaneGörünürlüğü #BibliyografikVaroluş
Anafor metaforu
Her insan kendi döngüsünde sıkışıp kalmış bu hayatta. Döngülerimiz girdaplar yaratıyor. Son hızla dönen milyonlarca minik, karanlık anaforuz bu dünya yüzeyinde. Bazen çarpışıp daha büyüklerini yaratıyoruz, bazen tamamıyla sönüyor bazen de kimi sönüp kimi büyüyor. Sönmeyip daha da büyümemiz ne kadar karanlık taşıdığımıza bağlı...
Kitap beni emdi, içime karıştı ve benim bir parçam haline geldi. Her zaman sahip olacağım bir şey oldu, yalnızca kitaba sahip olmaya başladım, kitap da yalnızca bana sahipti. Son Gemi - William Brinkley
Bu hayattaki her şey geçicidir. Hayat değişir. Şu anki durumun senin son durağın ve nihai varış noktan değildir.