Puan vermedi
Süper Çocuk: Yanık Göz ve Genç Nolan – Murat İsfan Korkmaz Bazen bir kitabın adı sizi yanıltabilir. Süper Çocuk, ilk bakışta çocuklara yönelik bir hikaye izlenimi verse de aslında gizem, macera ve gerilim unsurlarını bir araya getiren sürükleyici bir roman. Daha ilk sayfalarda, yıllar önce kaybolan dört itfaiye erinin gizemli dönüşüyle başlayan hikaye, okuru cevabını aradığı sorularla baş başa bırakıyor. Murat İsfan Korkmaz, merak duygusunu sürekli canlı tutan bir kurgu oluşturmuş. Her bölümde yeni bir sır açığa çıkarken olaylar daha da karmaşık bir hâl alıyor. Romanın en sevdiğim yönlerinden biri de sinematik anlatımı oldu. Sahneler gözünüzde kolayca canlanıyor ve kendinizi olayların tam ortasında hissediyorsunuz. Kitap boyunca gerçek ile bilinmeyen arasındaki çizgi giderek belirsizleşiyor. Karakterlerin yaşadığı korku, şaşkınlık ve çaresizlik okura da geçiyor. Bu nedenle sayfalar hızla ilerliyor ve hikayenin sonuna ulaşmadan kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Gizem ve maceranın iç içe geçtiği, temposunu son sayfaya kadar koruyan bu roman; sürükleyici kurgular okumayı sevenler için keyifli bir seçenek. Özellikle farklı türlerin harmanlandığı, merak unsurunun ön planda olduğu hikayelerden hoşlanan okurların ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
Süper Çocuk Yanık Göz ve Genç NolanMurat İsfan Korkmaz · Bengisu Yayınları · 2024159 okunma
İdâm Mâhkumu
Puan vermedi·75 syf.··
2026 39. kitabı
Victor Hugo tarafından 18. Yy da idamları durdurmak için yazılıp büyük etki uyandıran bir kitap yazar ilk baskısında isimsiz bir şekilde yayınlanmıştır ve pek çok kitle tarfından ön yargı ile karşılanıp beğenilmemiştir günümüzde ise ona DÜNYA KLASİĞİ deniliyor
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Lamure Kitap Yayınevi · 2023152,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·351 syf.··
2026 4127. kitabı
Küçük kasaba hikâyelerinin bende ayrı bir yeri var. Çünkü bu tür kitaplarda sadece bir olayı değil, bir topluluğu tanıyorsunuz. Sokaklarını, insanlarını, geçmişten taşıdıkları kırgınlıkları ve sırları öğreniyorsunuz. Bakire de tam olarak böyle bir kitaptı. Kitap boyunca kendimi kasabanın bir sakini gibi hissettim. Herkesin birbirini tanıdığı, sırların kolay kolay unutulmadığı o atmosfer çok başarılı verilmişti. Bir cinayetin ardından yıllarca süren sessizlik, dedikodular ve kuşkular hikâyeye sürekli bir gerilim katıyor. Polisiye okurken genellikle katili ya da olayın arkasındaki gerçeği erken tahmin eden biriyimdir. Bu yüzden beni şaşırtan kitaplar azdır. Ancak Nancy Pickard, ipuçlarını ustalıkla dağıtarak gerçekleri son sayfalara kadar saklamayı başarmış. Sürekli bir şeyleri çözdüğümü düşündüm ama her seferinde yeni bir detayla karşılaştım. Kitabın en sevdiğim yanı ise yalnızca bir cinayete odaklanmaması oldu. Kasabanın insanları, ilişkileri, öfkeleri, sevgileri ve yıllar içinde değişen hayatları da en az gizem kadar ilgi çekiciydi. Bu yüzden hem güçlü bir polisiye hem de etkileyici bir kasaba romanı okumuş oldum. Sürprizlerini son ana kadar koruyan, atmosferi güçlü ve karakterleri gerçek hissettiren polisiyeleri seviyorsanız Bakire kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap.
BakireNancy Pickard · Ephesus Yayınları · 2013679 okunma
Puan vermedi
Aşk'a o sonsuz olana ulaşmak için yapman gereken şeyin içinde olduğunu bilsen... Var olmaya, kabul ettirmeye, görünmeye çalıştığın şey sevgi değil desem... Sevilme ihtiyacını Antik Yunan mitolojisinden cıkarıp modern çağın sınırlarında dolaştıran kitap, size kozmosun sizin içinizde olduğunu öğretiyor. Afrodit, Eros ve Psykhe gibi figürler üzerinden insanın varoluşsal arayışlarına ışık tutuyor. Gerçekte hep birlikte olmak, bir elmanın iki yarısı olmaktan çok bir elma olmayı aşk sananlara; aslında iki yarım olarak kalabilmenin konforunda aşkı anlatıyor... Bazen kaybolmanın, bazen unutmanın, bazen de kendi olabilmenin gölgesinde aşkı bulabilmek olduğunu Antik Yunan Mitolojik Tanrılarıyla anlatıyor ve aşkın aslında kendini bulmak, aşkta kendinden bir şeyler bulmak olduğunu..." Ruh başkasına ait olanı sahiplenmeye çalışırsa kendi özünden uzaklaştırdı. Ve bazen,insan kendine geri dönebilmek için önce kendini kaybetmek zorundaydı." Aşk ilk önce kendini kaybetmekti; ışıkların, doğanın, insanların bile bambaşka görünmesiydi ama sonra ruh kendini seçti. Kendine geldiğinde zaten her şeyin içinde olduğunu gördü. "Eros erkek bilincine hissetmeyi öğretirken, Psykhe kadın bilincine "kendine dönmeyi" öğretecekti." Aşk insanı tamamlayan bir şey değildi. Tam olduğunu dusundugun anda eksıklıgını gordugun her şeydi. Mıtolojı uzerinden moder aşk ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Bir anlığına Psykhe ve Eros olup askın ılk doğumuna şahitlik ederken buluyorsunuz kendinizi Yazarla tanışma kitabımdı ve sanırım son olmayacak
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20266 okunma
Geçmişte kalmış yaşanmışlıkların ardında sessiz bir iç çöküş
9/10
·344 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:47
#okudumbitti -Muhabbet Virginia Evans Hikayenin merkezinde, ömrünün son dönemlerini yaşayan yaşlı bir kadın olan Sybil Van Antwerp yer alıyor.Sybil, tam otuz yıldır kendisini seven herkesi dış dünyadan uzak tutarak derin bir inziva hayatı sürmenin peşindedir. Dünyaya ve hayata tutunma yolunu ise her sabah çalışma masasının başına geçip yazdığı mektuplarda buluyor ki: kayıtlı olduğu kulübe,kardeşine,en yakın arkadaşına,üniversite dekanına yazarlara sayısız mektup yazar ama, en önemlisi de "O" diye hitap ettiği kişiye yazdığı mektupları bir türlü gönderemez. Bu en büyük çıkmazı olur. Açıkçası ilk 60-70 sayfada yaşlı bir kadının rutin gündelik dertlerini mi dinliyoruz bazı mektuplar niye bu kadar kısa derken,sayfalar ilerledikçe satır aralarındaki boşluklar ve sessizlikler konuşmaya başlıyor. Sybil kendi varoluşunu sorgularken yazıpta gönderemediği şeylerin ardındaki trajediyi içten içe yaşıyor ve bunu sizde fazlasıyla yaşıyorsunuz. Olay veya olay örgüsü yok,edebi bir dil kullanılmamış ve okuyucu bunu bir yerden sonra çokta arama derdine girmiyor. Bilinç akışı yöntemi ve yoğun iç monologları tercih etmiş Virginia Evans. Yazarın dili oldukça lirik, metaforik ve entelektüel düzeyde yoğun. Bu kitap insanın dille, zamanla, ölümle ve en nihayetinde kendi ham gerçekliğiyle yaptığı o kaçınılmaz ve sarsıcı içsel konuşma var ya tamda onu anlatıyor. Unutma; Kelimeler,özellikle yazılı olanlar ölümsüzdür. Bazen en kolay yöntem bir hediye nazil bir davranış ya da bir mektup için teşekkür ederek ise koyulmak,sonra kalemin seni nereye götürüyorsa onu takip etmektir. Sana sorulan soruları yanıtlarsin, sen kendi sorularını sorarsın ve böylece hiç bitmeyen bir merak ve öğrenme döngüsü başlatmış olursun. Herkese tavsiye ediyorum.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 2026142 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:06
𝐊ü𝐥𝐥𝐞𝐫𝐢𝐦𝐝𝐞𝐧 𝐃𝐨ğ𝐚𝐫𝐤𝐞𝐧 | Funda Uçuk Er Bazı kitaplar biter ama etkisi uzun süre sizinle kalır. Küllerimden Doğarken, son sayfasını kapattığımda içimde tam da böyle bir iz bıraktı. Melal, Sadberk ve Asuman… Her biri geçmişlerinden taşıdıkları yüklerle yaşamaya çalışan, kırılmış ama tamamen vazgeçmemiş karakterler. Hayat onları kimi zaman aynı yolda buluştururken kimi zaman farklı yönlere savuruyor. Yaşadıkları olaylar, aldıkları kararlar ve yüzleştikleri gerçekler yalnızca hikâyeyi değil, karakterlerin ruhlarını da şekillendiriyor. Roman boyunca sevginin iyileştirici gücünü, geçmişin insanın peşini bırakmayan gölgelerini ve yeniden başlayabilmenin ne kadar büyük bir cesaret gerektirdiğini okuyoruz. Karakterlerin yaşadığı değişim öyle doğal ilerliyor ki bir noktadan sonra onları okuduğunuzu değil, yanlarında yürüdüğünüzü hissediyorsunuz. Bu hikâye bana, bazen en büyük savaşın başkalarıyla değil, insanın kendi içinde verdiği savaş olduğunu hatırlattı. Ve bazen yeniden doğmak; her şey yoluna girdiğinde değil, her şey dağıldığında başlıyor. Kimi insanlar yaralarını saklar, kimi insanlar yaralarıyla yaşamayı öğrenir. Ama en güçlüleri, yaralarından yeniden bir hayat kurabilenlerdir. “Küllerinden doğmak” belki de insanın kendine yeniden inanmayı öğrenmesidir.
Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 202622 okunma