Bu kadın ne yazsa okunur gerçekten. Soluk soluğa, aşırı bir heyecanla okudum kitabı. Sayfalar su gibi aktı resmen. Zaten daha önce yazardan Cinayetin Şifresi ve Fırtına Kokusu kitaplarını okuyup onları da çok sevmiştim. Öyle bir merak unsuru eklemiş ki kitaba, elinizden bırakamıyorsunuz. Az biraz sezmiştim bir şeyleri ama bu kadarını asla beklemiyordum. Resmen sonunda şok üstüne şok yaşadım. Küçük kasabalarda geçen kitaplara bayılıyorum. Asla entrika ve olay bitmiyor, herkes olayın içinde oluyor ya bitiyorum öyle olduğunda. Bu da o tarz bir kitaptı ve gerçekten çok güzeldi bence...
On yedi yıl önce bir gün çiftliklerden birinde, karlar altında kalan ve donan genç bir kızın cesedi bulunur. Hemen kasabanın doktoruna götürürler ve doktor hiç beklenmedik bir şey yapar. Kimliği belirsiz kız gömülür ve yıllarca Bakire olarak tanınan ünlü biri haline dönüşür. Hastaları iyileştirdiğine, insanlara umut olduğuna inanılır. Ancak aslında kimliği belirsiz değildir. Sadece insanların bazılarını koruması gerekiyordur...
O esnada aynı günün gecesi sevgilisiyle beraber olan Abby, sevgilisini son görüşü olacağını bilemez. Yıllarca o gece kasabayı neden terk ettiğini anlayamaz. Yıllar sonra Bakire'nin kimliğini ortaya çıkarmak için çalışmalara girer ve aslında bilmeden, sevgilisinin neden kasabayı terk edip gittiğini de çözmeye yaklaşır. Tabii on yedi yılın ardından cevapları aramaya ve bildiklerini açıklamaya gelen eski sevgilisi de işini kolaylaştırmıştır...
Keyifli okumalar dilerim...
okudugum ilk romandı galiba yıllar once lise zamanlarımdı, cok ama cok begenmistim cabucak bitirmistim.
ilk sayfasından itibaren sürükleyici ve cok gizemli bir kitap.
cok net hatırlıyorum keske bu kitabın filmini yapsalar dedigimi..
Öncelikle arka kapağında sıralanmış ödülleri, sonrasında kapak tasarımı ve ciltli baskısı nedeniyle çok merak ettiğim bit kitaptı Bakire. Olay örgüsü, su gibi akan anlatımıyla kitap mı okudum film mi izledim pek ayırt edemedim açıkçası. Tam da pike altında kitap okuma ya da film izleme mevsimi gelmişken daha ne isteyeyim?
Küçük kasaba öykülerini oldum olası sevmişimdir. Hikayeleri samimi ve derli toplu olur. O kasabanın bir sakini gibi köşesini bucağını tanırsınız hikayenin içinde. Sevgileri büyük, öfkeleri güçlü, ilişkileri gerçektir. Sakin kasaba hayatında patlak veren en ufak olay bile bütün hayatları etkisi altına alırken Bakire'nin 17 sene boyunca kasabaya hakim olan hikayesi de elbette ki nefis bir okuma sağladı. Genelde olayı çok başlarda çözmeyi başaran bir okur olarak yazarın gerçekleri kitabın sonlarına kadar saklamayı başarması da oldukça etkileyiciydi benim için. Gördüğünüz yerde alın, yok aldıysanız tereddütsüz okuyun.
Ben Norah Jones'un The Fall albümü ile tatlandırdım kitabımı. Çok da yakıştırdın ikisini.
Belki denemek isteyen olur diye; naçizane tecrübem ve tavsiyemdir.
Yazara, sanatçıya, Ephesus Yayınları'na ve çevirmen Ekrem Köksal'a saygıyla...
SPOİLER ICEREBİLİR EMİN DEĞİLİM :)
Bir kasaba,bir şerif şerifin iki oğlu biri asi biri aklı başında
Bir doktor doktorun bir kızı
Bir savcı ve savcının bir oğlu ve acımasız karısı
Nerde bir kasaba,bir şerif varsa film olsun kitap olsun merak uyandırıyor ben de, en son mezarına tüküreceğim filmi ile film sektörünü kapatmıştım ağır gelmisti bana ve artık bu tarz filmleri izlemiyorum.
Gelelim kitaba Sarah adında çok güzel bir kız karın altında ölü bulunur ve bacağından akmış olan kanla birlikte tecavüz edilip öldürüldüğü anlaşılır.( Şerif ve şerifin iki oğlu bulur)
Hemen doktora götürülür o sırada doktorun kızı ile savcının oğlu ((sevgililer bunlar))doktorun evindedirler gençliğin verdiği hezeyanla yanlış bir sey yapmak isterler.
Doktorun odasına girer ve bir şey aramak için
Orda doktorun kızin üzerinde bir seyler yaptığını görür (kestigini bictigini ve doktor ağlayarak ışığı kapatıp gider)
Oğlumuz da koşa koşa gecenin yarışı savcı babasına anlatir ve oglunu savcı sabah apar topar başka bir şehre gönderir.
Derken kızımız ağlar ve 17 sene gecer.
Oglumuz tekrardan kasabaya gelir ve her şeyi çözmeye kararlıdır.
Kitap bu sekilde gider.
Ben katilin kim olduğunu tahmin ettim.
Okunabilir.
Keyifli okumalar:)
Küçük kasaba hikayelerini seviyorum, en pis mevzular orada dönüyor çünkü. Hep bir merak uyandıran öyküleri vardır kitapta. Bu da öyle bir kitap, sıkmıyor, tempoyu yüksek ve merakı canlı tutuyor. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve çok çabuk bitti. Karakterler birbirine karışmıyor, yormuyor ve hızla okunup bitirilebiliyor. Sonu kimine göre tahmin edilebilir, kimine göre sürpriz denebilir. Bir sürü de ödül almış. Okunabilir bir kitap.
Kitabı yarı yarıya sevdim diyebilirim çünkü o kadar yavaş bir anlatımı vardı ki bir ara okumayı bıraktım. Daha sonra bitirmek ve yarım bırakmamak adına kitabı yeniden elime aldım. En azından sonu güzel bitti . Daha güzel bitebilir miydi? Belki evet ama bu son da fena sayılmazdı.
Herkese Merhaba
Bugün sizlere Nancy Pickard kaleminden Bakire kitabının yorumu ile geldim
Polisiye olmadan birinci ayı bitiremem diyerek yazardan ilk okumamı yapmış bulunmaktayım.
Abby, Mitch ve Rex üç yakın arkadaş, küçük bir kasaba olan Small Plains'te yaşarlar. Abby ve Mitch iki liseli ve birbirlerine deli gibi aşıklardır. Ve bir gün karlı bir gecede ormanda genç bir kızın cesedi bulunur. Mitch bunu öğrenince sabah apar topar kasabayı terk eder, ne sevgilisi Abby ne de Rex onu bir daha görmemiştir. Artık bu üç genç için hayat tamamen değişecektir.
Cesedi bulunan kız için kasaba halkı mezar yaptırır ve Small Plains Bakiresi olarak artık kasabalının dilek dileme yeri, dileklerinin kabul olmasına vesile olan yer haline gelmiştir.
Ama bu kızı kim ve neden öldürmüştür? Kimliği ortaya çıkacak mıdır? 17 yıl sonra Mitch geri gelir ve saklanan sırlar açığa çıkacak mıdır?
17 yıl önce ölen bir kızın üç gencin hayatını nasıl etkilediğini görmek ve ölen kızın bu gençlerin hayatlarında nasıl bir rol aldığını okumak gerçekten çok heyecanlıydı. Kurgusu, olaylar silsilesi, finali mükemmel bir kitap.
Ben kitabı çok sevdim baştan sona merak uyandırıcı ve oldukça akıcıydı. Katili yada kızın ölüm nedenini öğrenmek ise merakla son sayfalara götürüyor. Ve senin kesin gözle baktığın yerde yazar ters köşe yapıyor. Film tadında son ana kadar gizem, gerilim, polisiye, korku dörtlüsü seni diken üstünde tutuyor.
Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz
Okumayı ihmal etmeyin
im t u b i s ʚĭɞ
Abby, Mitch ve Rex çok yakın üç arkadaş. Abby ve Mitch ise birbirlerine sırılsıklam aşık. Derken karlı bir gecede ormanda genç bir kızın cesedi bulunuyor ve bu üçlü için hayat tamamen değişiyor. Mitch ertesi sabah apar topar kasabayı terk ediyor ve ne sevgilisi Abby ne de en iyi arkadaşı Rex onu bir daha görebiliyorlar.
Seneler sonra kimliği meçhul bu kızın mezarı mucize arayanlar için bir nevi umut kapısına dönüşüyor. Small Plains Bakiresi olarak anılan bu kızı kim öldürmüştür? Saklanan sırlar bir bir açığa çıkıcak mıdır?
Ocak ayında sahafta gördüğümde hemen alıp kütüphaneme eklemiştim bu kitabı. Merak uyandırıcı bir hikayesi var. Çok akıcı ilerliyor. Geçmişte yaşanan bir olay çözülmeye çalışıldığı için son sayfalara gelene dek fazla aksiyon yoktu (hortum ve fırtına hariç)ama merak etmeye devam ettiğiniz için sıkılmadan okuyorsunuz. Beğenerek okuyacağınıza inanıyorum!
Aşşağıda koskocaman bir spoiler yazılmış. Katilim kim olduğunu açık açık söylemiş kızın biri ve belirtmeden. Daha 5. sayfada bunu öğrenmeme rağmen okumaya devam ettim ama ne yazık ki tamamen zaman kaybı oldu. Konu o kadar çok uzamış ki gereksiz yere resmen sayfaları atlayasım geldi. Siz katili bulmaya uğtaşmıyorsunuz sadece gereksiz yere okuyorsunuz. İçinden tek bir anlam çıkarılmayan saman gibi bir kitaptı. Keşke 3 günümü bana geri verse....