Çünkü ailem tam anlamıyla geri kafalı. Takdir alıyorum diye sevinip karnemi almaya gittim; sırf etek giydim diye bana bağırıp çağırdılar. Doğal olarak en güzel karne hediyesini almadığımı düşündüm. İkinci bir haksızlık ise şu: Okulu düz geçen erkek kuzenimi benden daha çok seviyorlar. Ben düz geçsem bana kızarlar, teşekkür belgesi alsam dahi dünyayı başıma yıkarlar. Ama o siktirname alinca sadece beş dakika kızıp sonra yine sevmeye devam ediyorlar; o benden daha değerli. Üçüncü olarak, arkadaşlarım dışarıda eğlenirken ben evden çıkamıyorum. Çünkü aileme olan sinirimi ancak kendimi eve kapatarak ifade edebiliyorum. Sırf onlara kızdığım için bir yerlere gitmiyorum. Sonuçta onlar hem bana kizarken sinirlenip üzülüp hem de sonrasında gezi parası için onlara yalvaramam ya da onların verdiği parayla gezemem, gururum buna el vermez. Dördüncü olarak, babamla konuşmam dahi yasak; yasak olmasa bile o zaten benimle konuşmaz, öyle bir durum işte. Beşinci ve son olarak; ailemin, abimin, annemin ve ablamın istediği gibi yaşamak zorundayım. Aksi takdirde hayatımı sürdürmem mümkün değil, çünkü tamamen onlara bağlıyım. Sadece beş dakikada bile kalbimi darmadağın edebiliyorlar.