Her ne kadar özgür iradeye sahip olsak da, aynı zamanda biyolojik birer organizmaydık; sonuçta beynimiz de bir organdı ve bütün fizik kanunlara tabiydi!
Otobiyografi, yazan açısından kaybedileni tekrar kazanmak için son bir şans olarak görülür. Fakat kayıplar devam ettikçe anlatıyı devam ettirme ihtiyacı ortaya çıkar. Her ne kadar öz-anlatı kişinin hayat hikayesi üzerinde mutlak bir hakimiyet kurduğu; bütünlüklü, geçirimsiz bir özne olabilmeye en çok yaklaştığı an gibi görünse de, böyle bir öznenin her zaman ancak özlem duyulacak bir kurgu olduğunun en çok açığa çıktığı andır aynı zamanda. Bu özlemle anlatı sürekli devam ettirilir. Fakat anlatı devam ettikçe öznenin ötekilerin gözlerine, yorumlarına açıklığı ifşa olur ve sonuçlandırılmış, kapanmış niteliği sarsılır.