Patricia Highsmith'in "Kadın Düşmanlığı Üstüne Küçük Öyküler" kitabı, kadın-erkek ilişkilerine dair ironik hikâyeler anlatan bir öykü derlemesi ve insanın karanlık tarafını, bastırılmış öfkesini, güç arzusunu ve toplumsal rollerin birey üzerinde bıraktığı izleri sorgulayan psikolojik bir eser. Highsmith, her öyküde gündelik hayatın sıradan görünen yüzünü ustalıkla aralayarak, okuru rahatsız edici gerçeklerle karşı karşıya bırakıyor. Yazar karakterlerini ne tamamen suçlu ne de tamamen masum göstermiyor, insan doğasının çelişkileri içinde dolaşarak okuru sürekli sorgulamaya davet ediyor. Eserdeki "kadın düşmanlığı" kavramı yalnızca erkeklerin kadınlara yönelik tavırlarını değil, insanların birbirlerine karşı geliştirebildiği önyargıları, tahakküm arzularını ve ilişkilerdeki güç mücadelelerini de sembolize ediyor. Highsmith'in yalın fakat son derece keskin dili, kısa öykülerde bile yoğun bir gerilim atmosferi kuruyor. Mizah ile karanlığı aynı potada eriten anlatımı sayesinde kimi zaman gülümseten, kimi zaman da insanın içini huzursuz eden sahnelerle karşılaşıyoruz. Bireyin iç dünyasındaki kırılmaların, toplumun dayattığı rollerle nasıl çatıştığını görmek mümkün. Highsmith, sıradan hayatların altında saklanan bencilliği, korkuyu, sevgisizliği ve iktidar arzusunu büyük bir ustalıkla anlatmış. Kısa öykü türünün sınırlarını aşan, insan doğasının karanlık yüzüne ayna tutarken okuru kendi yargılarıyla da yüzleşmeye zorlayan, düşündürücü ve etkili bir eser.