Varılacak son menzil neresi? Gideceğimizden emin olduğumuz son menzil neresi, bu gidiş nereye? Acaba var mı bu günün ertesi? Yabancılaştık, her şeye yabancılaştık, en çok da kendimize, tanıyamaz olduk geçmişi ve en çok unuttuk gidilecek olan yeri! Debelenip duruyoruz yaşamak için, bilmeden yaşamak ne bilmeden, yıllar sonrası için çabalıyoruz, daha yarın garanti değilken.
Edebiyat
Okyanusa bırakılan mektuplar
Sevgili, sevgilim… Özgür… Şu an bulunduğum yerde deniz çekilmiş. Kıyıda, suların geride bıraktığı yosunlar, taşlar ve kırık kabuklar var. Ben de onların arasında oturmuş, sana asla okuyamayacağın bir mektup yazıyorum. İyi ki doğdun diye başlamak istediğim ama beceremediğim… Yazdığım her kelime gözlerimden akan yaşlarla dağılıyor, zihnimde nasıllarsa, gözümün önünde de öyle var oluyorlar. Zihnimden nefret ediyorum Özgür... Senden uzakta geçirdiğim kaçıncı doğum günün bu? Bilmiyorum. Zaman algımı tamamen yitirdim. İnsan bazı şeyleri günlerle, yıllarla ölçemiyor. Bazı yokluklar takvimlere sığmıyor. Dakikalar öyle yavaş geçiyor ki bazen, sanki zaman benimle inatlaşıyor. Bir gün bitmeden haftalar geçmiş gibi hissediyorum. Her sabah biraz daha özlemiş uyanıyorum, her gece biraz daha kabullenmiş uyuyorum. Beni bilirsin sevgilim. Hoşlanmam mutsuz sonlardan; vedalardan, kapanan kapılardan, biten cümlelerden… Çünkü insanın içinde en hızlı biten şeyler onlar oluyor. Tamamlanan şeyler ölüyor. Ya eksik kalanlar? Tamamlanamayanlar? Onlar daima yaşıyorlar. Belki bu yüzden sen hâlâ buradasın. Belki bu yüzden bunca zamandır seni zihnimden çıkaramıyorum. Özgür… Bugün doğum günün. Ve ben yine senin adına dilek diliyorum. Çünkü biliyorum... Sen kendin için dilek tutmazsın. Sen kendin için dilek tutmayı hiç beceremezsin... Mutlu olmanı diliyorum Özgür. Zihnindeki canavarlardan, şeytanlarından ve tilkilerinden kurtulabilmeni diliyorum. Kendinden kurtulabilmeni, özgür olabilmeni diliyorum Özgür. Seni seviyorum. Eğer elimde olsaydı, bütün dilek haklarını çalıp senin için kullanırdım. __Gülüyor musun? Ciddiydim halbuki. Zihninden korkmadan yaşayabileceğin bir hayat diliyorum sana sevgilim. Huzur
İnsan ve Duygular
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Babalar günün kutlu olsun, çocuk...
Senden özür dilerim çocuk... Bu hayatta en çok seni sevmem gerektiğini çok kez unuttum çünkü. Sen geçmişin çıkmazında karanlıktan duvarlara çarparken, ben hep bir yerlere yetişme telâşındaydım. Seni çok unuttum bu hayatın içinde. Oysa nasıl zengindi senin dünyan, bakıp da feyz alamadım, kırılgan yanlarını anlayamadım, kaygılarını tanıyamadım. İkimiz de bir öğrenilmiş çaresizlik girdabında, kaybettik birbirimizi. Bilmem kaç yıllar sonra rüyama geldiğinde, ilkin tanıyamadım seni. Ellerimden tutup bir balkona çıkarmıştın hoplaya zıplaya. Sonra da beni o balkondan aşağı ittin ve ben de düşmemek için sana sarıldım can havliyle. O zaman beni geri çektin, o çelimsiz halinden beklenmeyecek bir kuvvetle ve salona yuvarlandık birlikte. Belli ki hoşuna gitmişti bu oyun, uzunca bir müddet kıkır kıkır güldün bana bakıp. O zaman göz göze geldik ilk kez ve o saniye tanıdım seni. "Ama sen, bensin!" demiştim sıçrayarak uyanmadan hemen önce. Uzun yıllar geçti ve ben bu rüyayı hiç unutmadım. Suya anlattım, taşa-toprağa anlattım, kuşlara bile anlattım zaman içinde... En son saklambaç oynadığın yerde kayboldun biliyorum. Mahallede çömlek patladı ama seni kimse bulamadı saklandığın yerde... "Elma" dediğimde de çıkmadın hem. Neredeydin çocuk? Hangi yollardan geçtin bunca sene? Neden korktun o fotoğrafçıya poz verirken bu kadar? Biliyor musun çocuk? Ne çocuk kalabildim, ne de büyüyebildim geçen bunca zamanda... Laf aramızda, hiçbir zaman bu çağa da ait olamadım. Ağız dolusu gülmek desen, kim kaybetmiş ki biz bulalım? Hıçkıra hıçkıra ağlamak istesem; "Hiç yakışıyor muydu, bana çocuk gibi ağlamak?" Oysa hepsi bizi biz yapan tepkiler değil miydi? İçimde bir enkazın içinden çıkardım seni sağ salim. Yıllar geçti, sen yine de yaşıyordun. Kendine bambaşka bir evren yaratmıştın küllerinden yıllar
"Sevginin son noktası, sebepsiz yere sevmektir. Sebep açıklamaya başladığında akıl yürütme devreye girer."
Deli kurt bu senle kavuşmamızdan önceki son mektup
Deli kurt, selam yine ben :) Gözümü neden dışarıda paylaştın bakayım çok mu sevdin? Al senin olsun :) Zaten senden başkasına o gözlerin bakmadığını biliyorsun be yakışıklım :) İkimiz de barışmayı çok istesek de gram adım atmıyoruz inadımızdan biliyorum... Yarın bu çocuk ikimizin de inadından alırsa o evde canlı bir bomba olacak bunu biliyorsun dimi :) Ama ben senin inadını biliyorum. İlle dediğime geleceksin inadı ille benim istemediğim şeyleri sosyal medyada yapmayacaksın. Bana değiştiğini tescilleyeceksin inadı. Bi de şu profilindeki masum aşağıya üzgün bakan suratını koymuşsun ya. Benim için orada ipler kopuyor işte. Yalvarıyorum bi daha şöyle profil koyma. İçimdeki tüm devrimciliği feministliği bırakıp senin isteklerini kabul etme potansiyeline giriyorum :) Oy kıyamam ben sana, o üzgün suratına kıyamam ben. Benden engeli kaldırman için istediğin şartları beyaz tahtaya yazdım. Yalnız senden tek bir şey istiyorum Allah için sadece 2 ve 3. maddeler için zaman ver. Yapmayı çok istesem de bırakamıyorum. Ama diğerlerine dikkat edeceğim bu sefer gerçekten söz veriyorum. Çabalıyorum.. Sen de şarkıma çalış olur mu? Sen kendi YouTube kanalında saat 3 demişsin. Ve bıraktığım mesajlardaki 21 ve 3 ifadesini birbirine bölerek 7 sonucunu bulmuşsun. Afferin işte zeki kurdum benim. Evet o günden tam 7 ay sonraya denk gelen ayda dolunayda biz kavuşacağız. Evet saat tam 3'de. :) O zaman ben de sana bir şarkı bırakıyorum. youtu.be/YKwhDtqsZ0k?si=... Tahtadakileri uyguladığımı sana ispatlayacağım. 2 ve 3. madde için zaman ver nolur.. Ama lütfen sen de beni üzecek bir şey yapma cezalandırma artık 😔 Yazık değil mi çocuğunun anasına 🙃 Sonra babalarına ileride ne derler 🤭