Artık onu okşamaktan da vazgeçmiştim. Çünkü onun için biricik teselli, ancak, ümitsizliğin en son derecesine inerek tevekküle düşmekten ve teslimiyetten ibaretti; dışarıdan gelecek zayıf imdatlar, uzak ihtimalleri cazibesiyle korkunç vaziyeti arasındaki farkı dayanılmaz bir ıstırap haline sokacaktı. Nitekim her elimi alnına götürüşümde gözyaşları artıyordu.
"Asrın hastalığı" dedikleri bu ruh buhranı, bu şüphe ve tereddüt, bu yer değiştirme ve kaçma ihtiyacı artık sonuna geliyor. Bunu hissediyoruz. Şu uyuyan kadın ve bütün ona benzeyenler, son kurbanlar. Vakıa insan ruhunun azabı ebedidir; fakat bu azap mahiyetini değiştirmek üzeredir.
Hayatın gâyesi, güzel bir kul olarak yaşamak ve güzel bir kul olarak can verebilmektir. Zîrâ hedef, Cenâb-ı Hakk‟ın beşeriyete armağan ettiği, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-‟in zarif ve duygulu hayatından hisse alıp; derin, ince, rakîk ve hassas bir kul olabilmektir.