Son Kez
Uzanırız yıldızlarıń altında Gözlerin bakarken uykulu Kalamam zan altında Beyaz güverein misali ozgür kilarsın ruhumu olunca yanımda Bir sigara yakarız mutluługumuza #ParıldayanAyınAltındaHilalimleYanYana
Emir Timurun büyük aşkı Ne Mutlu Müslümanım diyene Nuri Pakdil ♡Raf Sakini♡♡Raf Sakini♡ Emir Timur Ne mutlu ki insanım ne mutluki müslümanım diyerek khatunu Melik hanımın yanına oturdu çağatay sultanlığının kızı olan melik hanım namı diğer bibi hatun ey timur bazen ümit yetmez şarkılar ilahiler anlatamaz insanın derdini ne zaman ümit yetmiyor bana dersen o zaman deki ne mutluki Rabbimiz bizi Kuraan ile göndermiş de ve Kuraan okumaya o zaman biten ümit yeniden başlar insan ben artık dinlemek değil söylemek istiyorum dediğinde Kuraan okuyan insana Allah Teala ümit kapıları açar yeni bir dil bağışlar ve bibi khatun semerkandın alim kadını Emir Timurun abdest almasına yardımcı oluyordu Timur o koca sultan şimdi bibi khatunun yanına oturmuş son yıllarında onun hatırasına yaptırdığı Semerkandın en güzel camisinde Kuraan okuyordu ey sultanım dedi Timur bu isminiz ile anılan büyük ve aziz cami ayakta kaldıkça insanlar size dua edecektir aşk ile okunan ezan sesleri hiç susmayacaktır Timur her gün bu camiye gelir eşine dua ederek ayrılırdı Semerkantta yaptırılan bu devasa cami timur sanatının güzelliğini anlattığı gibi aynı zamanda emir timurun eşine olan sadakatinede anlatır camiye gelenler mübarek bir insana dua edip Allahım sadık bir aşk nasip et duaları ile ayrılırlar
Din

♡Raf Sakini♡

@_mkblglsm
·
"Ne mutlu Müslümanım diyene" Nuri Pakdil
1000Kitap
Reklam
Sosyal Çürüme
Bende bu konu hakkında biraz konuşmak istiyordum, başka birinin yazdığını görünce bende deyinmek istedim. Son yıllarda toplumda beni en çok düşündüren şeylerden biri insanların birbirine karşı giderek daha duyarsız hâle gelmesi. Bir zamanlar insanların üzülerek karşıladığı birçok olay artık birkaç dakika konuşulup unutuluyor. Kötü haberler o kadar sık karşımıza çıkıyor ki bazen gerçekten üzülmeye bile fırsat bulamadan bir sonraki gündeme geçiyoruz. Sosyal çürüme denildiğinde çoğu kişi ekonomik veya siyasi sorunları düşünüyor. Oysa bence asıl mesele insanların birbirini anlamaya çalışmaktan vazgeçmesi. Farklı düşünen birini dinlemek yerine hemen yargılamak, bir hata yapanı düzeltmeye çalışmak yerine onu aşağılamak ve tartışmaları hakaret yarışına dönüştürmek günlük hayatın parçası hâline gelmiş durumda. Bunu özellikle internette görmek mümkün. İnsanlar yüz yüze söylemeye cesaret edemeyecekleri sözleri ekranın arkasından rahatlıkla yazabiliyor. Bir başkasının üzüntüsü bazen eğlenceye dönüştürülebiliyor. Olayların insani yönünden çok kimin haklı çıktığıyla ilgileniliyor. Bir diğer dikkat çekici konu ise sabırsızlık. Her şeyin anında olmasını istiyoruz. Bilgiyi araştırmak yerine kısa cevaplar arıyor, uzun emek gerektiren başarıları değil bir gecede ünlü olan insanları konuşuyoruz. Bu durum yalnızca bireyleri değil, toplumun genel bakış açısını da etkiliyor. Elbette toplum sadece olumsuzluklardan ibaret değil. Hâlâ yardımlaşan, fedakârlık yapan ve başkalarının hayatına dokunmaya çalışan insanlar var. Ancak bu değerlerin korunabilmesi için onları sıradan değil, önemli şeyler olarak görmeye devam etmemiz gerekiyor. Belki de sosyal çürüme, insanların. kötüleşmesinden çok iyi olan şeylere karşı ilgisini kaybetmesidir. Çünkü bir toplum iyiliği, saygıyı ve vicdanı yeterince
Duygu ve Düşünce

N☾☆

@_Okyanusdibi
·
Sosyal Çürüme
Şu an Türkiye’de sosyal çürüme var bilmiyorum fark etmemek gerçekten zor gibi geliyor. Çünkü etrafımıza baktığımızda yalnızca ekonomik ya da siyasi tartışmalar değil, aynı zamanda ahlaki ve zihinsel bir değişim de görüyoruz. Normalleşmemesi gereken birçok şeyin artık sıradan kabul edilmesi, insanların buna şaşırmayı bile bırakması dikkat çekici bir durum.Sosyal çürüme dediğimiz şey aslında bir toplumun bir anda bozulması değildir. Daha çok, küçük değer kayıplarının zamanla birikmesiyle oluşur. İnsanların birbirine bakışının değişmesi, saygının azalması, içeriklerin giderek yüzeyselleşmesi ve kalite yerine dikkat çekmenin ön plana çıkması bu sürecin parçaları olabilir.Bugün eğlence anlayışımıza baktığımızda bunu net şekilde görmek mümkün. Özellikle bazı popüler müziklerde kadını aşağılayan, onu bir birey değil de bir obje gibi gösteren sözlerin yaygınlaşması düşündürücü. Bu içerikler çoğu zaman “sanat” adı altında sunuluyor; fakat sanatın yalnızca dikkat çekmek değil, aynı zamanda düşündürmek, hissettirmek ve topluma bir şey katmak gibi bir yönü de olması gerekmez mi? İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Dinlediğimiz şeyler bize gerçekten bir değer mi katıyor, yoksa sadece birkaç dakikalık tüketimden mi ibaret?Fakat mesele yalnızca müzik değil. Sosyal medyaya baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Günlerce konuşulan konuların büyük bir kısmı insanların özel hayatları, magazin olayları, anlamsız tartışmalar ve birbirini aşağılamaya dayalı içerikler oluyor. Buna karşılık bilimsel bir başarı, önemli bir kültürel çalışma ya da topluma fayda sağlayan bir gelişme çoğu zaman hak ettiği ilgiyi göremiyor. Sanki dikkat çekmek, değerli olmaktan daha önemli hâle gelmiş gibi.Eskiden insanlar toplumda saygı görmek için bilgi sahibi olmaya, bir alanda başarılı olmaya
SİLİKON VADİSİ’NİN KARANLIK AYNASI: PETER THIEL, PALANTİR VE TEKNO-FEODALİST "ÇIKIŞ" FELSEFESİ 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken, küresel güç dengeleri ulus devletlerin egemenlik alanlarından çıkarak, insanlık tarihinin en büyük veri ve sermaye tekellerini elinde tutan dar bir teknokratik elitin eline geçmiştir. Bu yeni nizamı, kurduğu algoritmik yapılar ve finanse ettiği radikal siyasi figürlerle el altından dizayn eden en hegemonik aktör ise şüphesiz Peter Thiel’dir. Thiel, sadece Silikon Vadisi’nin en güçlü yatırımcılarından biri değil; felsefi temellerini demokrasi düşmanlığı, esoterik seçkincilik ve toplumsal sözleşmenin mutlak reddi üzerine kuran yeni bir ideolojik akımın, yani "Tekno-Feodalizm"in baş mimarıdır. Onun dünyayı algılayış biçimi, kurucusu olduğu gözetim şirketi Palantir’in küresel operasyonları ve son olarak ailesini Arjantin’e taşıyarak gerçekleştirdiği fiziksel kaçış, insanlığın karşı karşıya olduğu totaliter geleceğin entelektüel haritasını sunmaktadır. I. CONFINITY'DEN BEYAZ SARAY'A: PAYPAL MAFYASI VE İKTİDARIN SÖZLEŞMELİ MİMARİSİ Bugünkü küresel teknopolitiğin köklerini anlamak, 1998 yılında Peter Thiel tarafından kurulan şifreleme yazılım şirketi Confinity ile Elon Musk’ın X.com adlı çevrimiçi bankacılık girişiminin birleştiği o tarihsel kırılma noktasına geri dönmeyi gerektirir. Birleşik yapının idaresini üstlenen Elon Musk, sistemin altyapısını Microsoft platformuna taşımak istediğinde, Unix mimarisinde ısrar eden Max Levchin liderliğindeki yazılım mühendislerinin sert direnciyle karşılaşmıştır. Bu teknik çatışma, Thiel’in öncülük ettiği bir iç darbe ile Musk’ın görevden alınması ve şirketin adının PayPal olarak değiştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu erken dönem kriz, Thiel’in yönetim felsefesinin ilk açık kanıtıdır: Teknik veya
Felsefe
ÖYLEYSE... VAR MISIN diğerine dilim varmaz ama kabul ederim
AŞK hikâyemize devam edelim...ya da rahatsız ediyorum hissi seveni üzerken kalem sendedir ve elinin altında da bir hikaye.. Bu gecikmiş kaderin hikayesi; yarım kalmak için yazılmaya başlanmadı, özden ta içten gelen hislerin buluştuğu her anın sıcacık tadı ile beslendi, araya mesafeler, sessizlikler, kırgınlıklar, çaresizlikler ki bunların hepsinin sebebi olan keşkeler girse de kalbin unutamadığı, unutmayacağı, kendisini gerçekten yaşatan, nefes alıp veren hakikatler manzumesidir ki yazsan ciltlerce roman olur cinsten... Ben, seni her düşündüğümde, yaşananların lezzetinin yanında her ne olursa olsun, zamanın ve mekanın her halinde bir sesine, bir bakışına, bir kokusuna, bir sohbetine, sıcacık tenine koşa koşa gidebileceğim yani daha çok yaşanabilecekleri yaşayarak görüyorum Birlikte kurduğumuz hayalleri, gözlerindeki o ben bakışlı sıcaklığı, elini tuttuğumda utangaç duruşunun altında dünyaya karşı biraz daha güçlü güvenli hissettiğin anları yaşıyorum... Belki zaman ve mekan bize acımadı, belki hayat ikimizi farklı yollardan geçirdi ama ne kadar da olsa seni bana, beni de sana getiren kaderi, kalbimin yolu belledim ve bu kalpte şeritler kapalı, sonu da çıkmaz sokak: Everywhere is the BETstreet on the BETway 🧡 Seni çok seviyorum, seni çok özlüyorum ve senden belki de son kez isteğim ki asla yanlış anlama bu gerçek bir halin tezahürü bendeki; gel, birbirimizi bildiğimiz, aşkımıza olan sadakatimiz, her anımızın tadı ile geçmişin yükünü değil, birbirimizi ebeden her şartta, mekanda ve zamanda tutalım, asla eksik etmeyelim ve kırgınlıklarımızı değil, sevgimizi büyütelim Bu kez birbirimizi kaybetmek için değil, her şeye rağmen birbirimizi bulmak için bize biçilen hikayemizin içinde aşkla, meşkle, kah gülerek kah ağlayarak, kah sevişerek, kah sadece sessizce bakışarak
Son 77 gün
İrade yettirebilmek bir başarıya ve ömür yettirebilmek hayallere ölesiye kapışır.
Reklam
Reklam