Belki
belki  belki biraz daha bulaşmalıydık geceye?  her sözü yıldız niyetiyle asmalıydık göğe kızıllığı yüreğimizdeki yangınlardan mı? her gidenin ardından bir kan çağlar gibi  kim tarafından vurulmuş batan güneş? çoktan yüreğime bulaşmış ayrılığı biraz sevmekle harmanlanmış,  ve biraz hüzünle.. güneş güneş yoksa senin ülkene mi batıyor? kuşlar her sene benden sana mı göç ediyor karanlık başıma çökmüş ağrılı bir duman.. sanki 7 sene bereketli geçmiş ömrümün  7 sene kuraklık dönemi gelmiş gibi yoksunluk, peşinde pişmanlıkla  ve biraz da özlemle  gelmiş bana bir gün bir gün son bulacak ayrılıklar arnavut kaldırımlı olacak belki yollar belki başımızın üstündeki gök alev alacak belki bir sada yükselecek semadan kubbelerinde altın kaplama yürüyecek.. yürüyecek.. yüzlerinde damla damla bir imanla gelecek ve elbet dirilecek.
Şiir
Batı İmparatorluğu'nun Tarihi
Tarih MK 74 yılında İmparator Gohelion tarafından kurulmuştur. Yaklaşık dört yüz sene boyunca 16 hükümdarı olmuş, onlarca hane arasında güç değişimi gerçekleşmiştir. Nitekim ülkenin bel kemiği olan üç aile, ülkenin ilk yıllarından beri tahtın hizmetindedir. İmparator I. Gohelion(MK 74-94): MK 35 yılında doğmuştur. Hayatının ilk dönemlerinde, babası Halmer Sohaterr’in kalesi ve evi olan Dağburnu’nda yaşamıştır. Gençlik yıllarında hesapçı, plancı, soğuk ve zeki olarak bilinmiştir. Ailesinin en küçük oğlu olmasına rağmen, Blaihon kalesinin ailesi olan Rhalmes ile yapılan savaşlarda abilerini kaybetmiştir. Daha ufak yaşta demir ve kanla tanışması, onu karşı koyulamaz bir öfkeye sürükler. Abilerinin ölümünü, canından çok sevdiği kız kardeşinin zehirlenmesi takip etmiştir. On sekiz yaşına geldiğinde, Rhalmes hanesi ile Sohaterr hanesi ateşkes içindedir. Nitekim bu, kardeşinin ölümünü engellememiştir.Dehşete düşen Gohelion, iki bin kişilik birliğiyle babasının izni ve emri olmadan harekete geçer. Blaihon’un yok edilişi, yalnızca üç gün sürer. Yalnız Gohelion, fetih ve ganimet içinde Dağburnu’na döndüğünde, kale kapısının açık olduğunu ve içeride bir kan havuzunun biriktiğini görür. Cesetler avluya yığılmış, kapılar paramparça olmuştur. Gohelion, bir heykel kadar sessiz kalır. Kaleye girdiğinde, babasının boynuna dayanmış bıçağı görür. Tehdit bellidir, o ise geri adım atmaz. Daha on sekiz yaşındayken yapayalnız kalır. Düşmanın ise yalnızca Rhalmes Hanesi değil, MK480 yılında Başkent olacak olan bölgenin aileleri olduğunu görür. Ortak komplo, güneybatıdan yaklaşır. Taimor, Porkhoi ve Iamen aileleri Gohelion’a karşı birleşmiştir. MK 54 yılında, Sohaterr ordusu güneybatıya doğru harekete geçer. Bu süreç içerisinde Gohelion, o dönem korsan olarak Batı Okyanusu’nda esip
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BATI TARİHİ
Batı İmparatorluğu, MK 74 yılında İmparator Gohelion tarafından kurulmuştur. Yaklaşık dörtyüz senelik boyunca 16 hükümdarı olmuş, onlarca hane arasında güç değişimi gerçekleşmiştir. Nitekim ülkenin bel kemiği olan üç aile, ülkenin ilk yıllarından beri tahtın hizmetindedir. İmparator I. Gohelion(MK 74-94): MK 35 yılında doğmuştur. Hayatının ilk dönemlerinde, babası Halmer Sohaterr’in kalesi ve evi olan Dağburnu’nda yaşamıştır. Gençlik yıllarında hesapçı, plancı, soğuk ve zeki olarak bilinmiştir. Ailesinin en küçük oğlu olmasına rağmen, Blaihon kalesinin ailesi olan Rhalmes ile yapılan savaşlarda abilerini kaybetmiştir. Daha ufak yaşta demir ve kanla tanışması, onu karşı koyulamaz bir öfkeye sürükler. Abilerinin ölümünü, canından çok sevdiği kız kardeşinin zehirlenmesi takip etmiştir. On sekiz yaşına geldiğinde, Rhalmes hanesi ile Sohaterr hanesi ateşkes içindedir. Nitekim bu, kardeşinin ölümünü engellememiştir.Dehşete düşen Gohelion, iki bin kişilik birliğiyle babasının izni ve emri olmadan harekete geçer. Blaihon’un yok edilişi, yalnızca üç gün sürer. Yalnız Gohelion, fetih ve ganimet içinde Dağburnu’na döndüğünde, kale kapısının açık olduğunu ve içeride bir kan havuzunun biriktiğini görür. Cesetler avluya yığılmış, kapılar paramparça olmuştur. Gohelion, bir heykel kadar sessiz kalır. Kaleye girdiğinde, babasının boynuna dayanmış bıçağı görür. Tehdit bellidir, o ise geri adım atmaz. Daha on sekiz yaşındayken yapayalnız kalır. Düşmanın ise yalnızca Rhalmes Hanesi değil, MK480 yılında Başkent olacak olan bölgenin aileleri olduğunu görür. Ortak komplo, güneybatıdan yaklaşır. Taimor, Porkhoi ve Iamen aileleri Gohelion’a karşı birleşmiştir. MK 54 yılında, Sohaterr ordusu güneybatıya doğru harekete geçer. Bu süreç içerisinde Gohelion, o dönem korsan olarak Batı
1000Kitap
Külliyat Bu bilgilendirmeler; Ana Toprak’ın takvimini, iklimini, coğrafyasını, soyağaçlarını ve Haritasını içerir. Takvim Zamher: Toit Ayı'nın kayboluşu ve yılın başıdır. Rihoia kıyıları ve güneyi hariç Ana Toprak'ın tek karışına yağmur düşmez. Gök yalnızca kar ve fırtına kusar. Göller çok nadiren erir. Soğuk, bir hastalık gibi her bir karışa yayılır.Ateşin yakınında olmamak ölümcüldür. 84 Günden oluşur. Bahar: Zamher yavaşça söker, çiçekler sonunda açar. Ovaların yeşili gözükür, karlar eridikçe toprak beslenir. Yağmurlar başlar fakat yoğun değildirler. Yine de, Ana Toprak sonunda nefes alır. 52 Günden oluşur. Salier: Ana Toprak'ın en dip kuzeyi hariç her bölümünde sıcak havaların hakim olduğu, bölgeye göre yağışın çoğalıp azalabildiği sıcak aydır. Özellikle güney kısımlarında, toprak kurudukça kırılır.Ağaçlar, yağışsızlıktan yaprak döker. 52 Günden oluşur. Ekher: Yağışlar büyük ölçüde artar, toprak bir anne gibi şefkatle yumuşar. Buğday başakları büyür, çiçekler cıvıldar. Sıcaklıklar bunaltıcı değildir, bol yağışa rağmen fırtına çok nadir görülür. Genellikle sakin, ılık ve rahat bir aydır. Ana Toprak'lılar, en fazla bu ayda Zamher'e hazırlık yapar. 84 Günden oluşur. Aref: Ekher Ayındaki yağış miktarı yavaşça azalır fakat yağdığında şiddetli olur. Ağaçlar yavaş yavaş yapraklarını döker, toprak verimi devam eder. Sıcaklıklar ılıkla soğuk arasında değişir, göller donmaz. Rüzgarlı havalar hakimdir. 52 Günden oluşur. Kış: Soğuk, Ana Toprağa varır. Kar yağışı görülebilir fakat nadirdir. Göller yalnızca kuzeyde donar. Yine de ateşten uzak ve kürksüz gezmek tehlikelidir. Bu mevsimde, şiddetli fırtınalar kar yağışlarından daha sıradandır. Özellikle Başkent ve Rodesia enlemi, bol bol şimşek ve yağmurla mücadele
Alıntı
TÜRK EDEBİYATINDA FRANSIZ EDEBİYATI ETKİSİ ÇALIŞMALARI ÜZERİNE BİR İNCELEME İrem ÇANDIR Medeniyetler insanların meydana getirdiği bir dünyadır. Ve bu dünyanın kendilerine ait kültür, değerler ve bir yaşam tarzı vardır, zaman zaman bu insanlar birbirleriyle edebiyat, tarih ve sosyoloji kavramları içerisinde faydalı bir alışveriş gerçekleştirirler, Türkler ise edebiyat alanında en çok Fransız toplum ve kültüründen faydalanmıştır, hatta Türk Edebiyatı’nın büyük bir bölümünü Fransız Edebiyatı’nın örnekleriyle oluşturulmuş eserler oluşturur, Fransız Kültür’ü gerek dil gerek yaşam tarzı kıyafet ve eğlence, alafranga yaşam şekilleri ile Türk Edebiyatı’na etki etmiş ve bu batı mefkuresi dahilinde eserler kaleme alınmış gerçek hayata nüksetmiş ve batılı bir yaşam tarzına örnek olacak karakterler Osmanlı toplumu ve yaşam şeklini değiştirmiştir. Bir nevi o dönemin edebiyatı bir sosyal medya konumundadır. İnsanlar roman, tiyatro ve gazetede yer alan edebi yazılardan etkilenmiş. Ve bunların Türk Edebiyatı’na yansıması şeklinde Türk Edebiyatı’nın gelişmesine neden olmuştur. Tanzimat’tan sonra garp zihniyetini temsil eden mütefekkirler arasında Fransız inkılabından ve inkılabı hazırlayan mütefikkirlerden mülhem bir siyasi felsefe temayülü hakimdir. Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in makale ve eserlerinde bu eserlerden mülhem oldukları görülüyor. Fakat maalesef gazetecilik, vulgarisation seviyesini aşmıyan bu neşriyat arasında siyasi felsefeye dair ciddi tercüme ne de bir telif vardı. Bu devirde Ziya Paşa’nın tamamlanmamış Emile tercümesiyle, Rousseau’ya dair makalelerinde Ebüziyya Tevfik Mecmuasında ve Namık Kemal’in neşredilmemiş ve mühim bir kısmı kaybolmuş olan bazı tercümelerini ifade etmek gerekir. Rıza Nur “Namık Kemal” adlı eserinde şeraiti içtimai adıyla Contrat social’i
Üryan geldik üryan gideriz Üryan geldim gene üryan giderim Ölmemeye elde ey dost fermanım mı var Azrail gelmiş de can talep eyler Benim can vermeye ey dost dermanım mı var Zülfü Livaneli Rebiulevveldir şimdi çiçeklere nur geldi Hoşgeldin ey Resuli Kibriya Şimdi bahar vaktidir günlerden Cuma Üryan geldik yine üryan gideriz Nimetlerine kavuştursun Yüce Rabbimiz Ölmemeye yoktur elde fermanımız Elbet yaptıklarımızla yargılanacağız Ey dost dermanımmı fermanımmı var Elbet yere göğe sığmayan tükenmeyen Bana şahdamarımdan yakın Allahım var Rebiulevvel ayında geldin dünyaya Hoş geldin şeref getirdin Resulü Kibriya Senin doğumun ile açıldı rahmet hazinesi Buydu Cenabı Hakkın bize hediyesi Seni anlattı nakkaşlar şairler Doğumunun şerefine yazıldı şiirler Resuli Kibriya öğretmen oldun bize Her zaman muhtacız hadisi şerifleri Rebülevvel ayıydı mevsim bahar Gökyüzün yaratıldı en güzel canlar
Şiir