10/10
·280 syf.··
2026 157. kitabı
Tıp öğrencisi Amy, bir gece boyunca yüksek güvenlikli psikiyatri servisi olan D Koğuşu’nda nöbet tutmak zorundadır. Ancak bu sıradan görünen nöbet kısa sürede bir kâbusa dönüşür.Kapılar kilitlidir.Dışarı çıkmak mümkün değildir.Üstelik hastalar ve personel gizemli şekilde ortadan kaybolmaya başlar.Amy bir yandan koğuştaki korkunç olayları anlamaya çalışırken, diğer yandan yıllardır kaçtığı geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır. Freida McFadden son yılların en popüler psikolojik gerilim yazarlarından biridir. Beyin hasarı alanında çalışan bir doktor olması, tıbbi ve psikolojik gerilim atmosferini oldukça inandırıcı kurmasına yardımcı oluyor. D Koğuşu (Ward D), yazarın en çok konuşulan “kapalı mekân gerilimlerinden” biridir. D Koğuşu Freida McFadden
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,557 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 24. kitabı
"Çok geç oldu, erkenden." Kitabı tek bir cümle ile özetlemem gerekseydi, kesinlikle kitaptan alıntıladığım bu cümle ile olurdu. Bu cümlenin derinliği ve ağırlığı insan üzerinde büyük etki yaratıyor. Kitabımızın ana karakteri Antonio. Antonio'nun anılarını okumak için 80'li yıllara gidiyoruz. Diğer karakterler anne, baba, doktor ve bir kaç arkadaş. Tabi temelde olaylar baba ve oğul üzerinden ilerliyor, diğerleri ayırntıları güçlendiriyor sadece. Anne babası o küçükken boşanan Antonio 15 yaşında nöbet geçirmeye başlar ve üç yıllık bir tedavi süreci yaşar. Sürecin sonunda ise tedaviyi bitirmeden önce son bir testten geçmesi ve iki gün boyunca uyumaması gerekir. Babası ile birlikte yaşadığı bu iki gün gerçek bir uyanıklık haline dönüşür diyebiliriz. Babası ile vakit geçirmek babasını ne kadar az ve belki de yanlış tanıdığı hissine sebep olurken diğer yandan da annesi ile ilgili de görmek istemediği gerçekler olduğunu farkeder. Tabi şunu belirtmek gerek ki konular çok da detaylandırılmıyor, neden ayrılık yaşandı, baba neler hissetti bunlar çok da derinleşmeden veriliyor. Antonio'nun yaşadığı uyanma hissi herşeyi bilmekten değil babasının içindeki adamı tanımak ve onu anlamaktan kaynaklanıyor. Kitabı aslında bu kadar etkileyici ve sarsıcı yapan şey bence birşeyleri anlamanın kaderi değiştirmeye gücünün olmaması. Kader her zaman bizden büyüktür, zaman ise bizden hızlı... O yüzden bir gün "çok geç oldu, erkenden" hissine kapılmamak için anı iyi değerlendirmeli, sevdiklerimizi gerçekten hak ettikleri gibi sevmeliyiz. Kaybettikten sonra kıymetini bilmek mi yoksa kıymetini bildikten sonra kaybetmek mi daha çok acı verir insana? Sizce hangisi daha zor... Anlatımı sade, akıcı, olayların oluşuna baktığınızda sabit ritimli bir kitap. Güzel bulsam da övüldüğü kadar büyük bir
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,030 okunma
Reklam
birey olabilmek zordur toplumda
6/10
·69 syf.··
2026 74. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:17
"Hiç kimse gece gündüz, sürekli olarak açlık sanatçısını izleyemezdi. Bu yüzden de hiç kimse açlığın çok sıkı ve sürekli olduğuna dair ilk elden bir kanıt sunamazdı; bunu yalnızca açlık sanatçısı bilebilirdi." Dünya klasiklerinden Franz Kafka kaleminden Açlık Sanatçısı kitabı koridor yayıncılıktan Ahmet Arpat çevirisi ile hikaye türünde kitap. Açlık Sanatçısı, insanın varoluşsal yalnızlığını ,modern bireyin kendini anlama ve ifade etme arayışını, toplumun bu çabayı anlamaktaki yetersizliğini ve sanatın doğasına dair derin bir alegori sunar. Hikayede, sanatçı şehir meydanlarında ve sirklerde insanlara bir kafesin içinde günlerce, hatta haftalarca hiçbir şey yemeyerek aç kalarak izleyicilerine ve kendisine ruhsal doyum sağlayan bir gösteri sunmaktadır. Hayatını sadece bu yolla idame ettiren sanatçı kafeste aç kalmayı büyük bir tutkuyla yapar. İnsanların, sanatçı üzerindeki ne zaman yemek yiyecek düşüncesiyle yaptığı psikolojik baskı ve merak duygusu gece-gündüz yorulmak bilmeden sanatçının başında acaba yemek yer mi düşüncesiyle deyim yerindeyse nöbet tutma süreçlerini de kitapta aktarılır. Ancak zamanla merak ve ilgi de azalır halkın eğlence anlayışı değişir. Açlık sanatçısı bir sirk köşesinde, unutulmuş kafeste yapayalnız kalır. Açlık sanatçısının yerine panter konur. Panteri izlemeye gelen seyirciler açlık sanatçısına göre daha fazladır. Bunun nedeni de panterin hayattan daha fazla keyif almasıdır. Hikâyede ayrıca panterin canı ne isterse verildiğinden bahseder. Bu da okuyuculara birçok açıdan yorumlanabilecek bir ipucudur. Sanatçılara verilen değeri gösteren Açlık Sanatçısı, Kafka’nın ölmeden önce yayımlanan son eseridir. "Birey büyük ölçüde toplum tarafından yalnız bırakılır ve mağdur edilir." Dönemin ve toplumun dişlileri arasında sıkışmış, kendini bulmayı
1000Kitap
Açlık SanatçısıFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 20007,5bin okunma
Hamnet
8/10
·293 syf.··
2026 16. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 07:33
Maggie O'Farrell'ın Hamnet romanı, edebiyat yolculuğumda her zaman çok özel bir yere sahip olacak; çünkü bu kitap, hayatımda deneyimlediğim ilk sesli kitap oldu. Kelimeleri sayfadan okumak yerine, kulaklığı takıp o dünyanın içine sesle yürümek benim için bambaşka ve çok zevkli bir deneyimdi. Yaklaşık üç haftalık bu dinleme sürecinde, hikayenin o melankolik, şiirsel ve yoğun atmosferi adeta zihnime işlendi. Edebi açıdan bakıldığında roman, edebiyat tarihinin en büyük dehalarından birinin gölgesinde şekillenirken aslında evlilik ve aile sorumluluğuna dair sert bir etik sorgulamayı beraberinde getiriyor. Hikayenin başındaki "İtalyanca öğretmeni" figürünün sorumluluklarından kaçar gibi Londra’ya gidişi ve geride kalan kadının omuzlarına yüklediği o ağır yük, bencilce ve oldukça rahatsız edici. Ancak hikayeyi asıl sarsıcı kılan, kaderin o acımasız ve talihsiz ironisi. İnsanların avuç içinden geleceklerini okuyan, şifacı ve güçlü bir kadının; ölüm döşeğindeki ikizlerden Judith’in başında çaresizce nöbet tutarken yanlış çocuğa odaklanması ve vebanın bir anda yön değiştirip Hamnet’i alması tam bir trajedi. Geleceği gören Agnes'in kendi evladının gidişini sezememesi, insan iradesinin kader karşısındaki çaresizliğini çok net gösteriyor. Bu ani kayıp, insana hayatta hiçbir şeyi garanti görmemesi gerektiğini, zamanın ve yanımızdakilerin kıymetini anbean bilmemiz gerektiğini yüzümüze sertçe çarpıyor. Her şeye rağmen Agnes, kendi doğrularından ödün vermeyen bir karakter. Romanın sonunda Londra’ya gidip kocasının yazdığı o meşhur oyunda ölen oğlunun adını gördüğünde, acının sanata dönüşümüne şahitlik ederek aslında kendi düşüncelerini ve içsel sürecini gerçekleştirmiş oluyor. İlk sesli kitap deneyimim olan Hamnet, kulaklığımda yankılanan o hüzünlü tonuyla zamanın acımasızlığını ve
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Mustafa Kemal Atatürk’ün İzinde
Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2026 238. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 13:55
Suriye, Irak ve sınır hattında görev yapmış bir tabip subay olarak, “Lozan, Cumhuriyet ve İsyan” adlı eseri okurken yalnızca bir tarih kitabı değil; aynı zamanda bir devletin var olma mücadelesinin anatomisini gördüm. Sahada görev yapan biri olarak şunu çok net söyleyebilirim ki; sınır yalnızca haritada çizilen bir çizgi değildir, aynı zamanda bir milletin hafızası, güvenliği ve geleceğidir. Bu kitap da tam olarak bunu anlatıyor. Lozan Antlaşması çoğu zaman yalnızca diplomatik bir zafer olarak değerlendirilir; ancak eser, bunun çok daha ötesinde bir anlam taşıdığını ortaya koyuyor. Yazar, Cumhuriyet’in kuruluş sürecini sadece siyasi kararlarla değil, içerideki isyanlar, dış müdahaleler ve parçalanma tehditleri üzerinden ele alıyor. Özellikle doğu ve güney sınırlarımızda yaşanan kırılmaların bugün hâlâ nasıl yankı bulduğunu görmek dikkat çekici. Bir tabip olarak savaşın ve çatışmanın en ağır yüzünü insan bedeninde ve ruhunda gördüm. Bu yüzden Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki iç karışıklıkları okurken, meseleye yalnızca askerî değil insani açıdan da baktım. Her isyanın ardında yalnızca siyasi hesaplar değil; parçalanan aileler, yitirilen hayatlar ve uzun yıllar süren toplumsal travmalar vardır. Kitap bu yönüyle de okuyucuya yalnızca bilgi değil, vicdani bir muhasebe sunuyor. Kitabın son sayfasını kapattığımda aklıma artık şehit düşen silah arkadaşlarım geldi… Birlikte görev yaptığım, aynı çayı içtiğim, aynı zorluklarda nöbet tuttuğum yol arkadaşlarım. Bazılarımız döndü, bazılarımız ise hayata tutunamadı. Nereye gidersem gideyim; kalbim ve ruhum her zaman onlarla olacak. Mustafa Kemal Atatürk bizlere bu ülkeyi emanet ederken, aslında yalnızca bir toprak parçasını değil; uğruna fedakârlık yapılacak bir vatan, korunacak bir onur ve gelecek nesillere bırakılacak bir
1000Kitap
AtatürkCon Sinov · Masa Kitap · 202584 okunma
8/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
#KitapYorum #MAYISKİTAPYORUM2026 #içimeKargaUçuştu #okuyanteraziileokuyoruz #okuyanterazi @TuğbaAyşeÖzgür Book•lover ❥ @Banliyö Son bir haftadır annem çığlıklar atarak uyandırıyordu. Koş koş karga gelmiş, bahçeye kurduğum masadaki bütün domatesleri, zeytinleri yemiş. Yeter artık! Kaç kere nöbete yattım ama uyuyakaldım. Annem nöbet tuttu olmadı. Kapan koyduk işe yaramadı, sapan koyduk olmadı. Karga her sabah yiyeceğini yiyip gidiyordu. Tuttukları nöbetler işe yarayacak mı? Sonunda kargayı yakalayabilecekler mi? Kargayı yakalamaya çalışırken neler yaşayacaklar? 21 kısa öyküden oluşan, birbirinden farklı hikayeler,düşündüren ve sorgulatan olaylardan oluşan "İçime Karga Uçuştu" kitabı yazarımızın okuduğum üçüncü kitabı. Ben keyifle okudum öykü okumayı severlere tavsiye ediyorum. Yazarımızın kalemi daim yolu açık olsun inşAllah
İçime Karga UçuştuTuba Ayşe Özgür · Banliyö Kitap · 202443 okunma
Reklam
Reklam