Yüzünde akşamın son ışığı vardı. Neşeyle hüznün arasında kalmış bir mevsim gibi. Konuşsan kış uzayacak, sussan yaz eksilecekti. Rüzgâr saçlarına dokundu, sana değil. Bazı yalnızlıklar vardır; dokunanı da yalnız bırakır. Ben seni değil, sende duran zamanı izledim. Gün batarken anladım; bazı insanlar giderken değil, gülümserken kaybolur.
“Muhabbet kuşumuz öldü Arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak Biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna.”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ve hayat aşağıda akar giderdi, aşağıda .. bahçe vardı. Bahçede ağaçlar, ağaçların altında çimento torbaları, çivi sandıkları, kalaslar, keresteler, dikmeler vardı. Bahçenin kapısı haftada bir, on günde bir açılırdı, bahçe terk edilmiş bir benzerdi. Altıncı kattan bakınca, bir uçurumun dibinde gibi ve bir bahar sabahında sona eren bir kabus gecesini andırırdı: Oraya yavrulamak için yer arayan, karınları gövdelerinden ağır disi kediler gelir, diğer dişi veya erkek kediler tarafından dişlenir, tırmalanırdı. Oraya köpekler gelir, öbür köpekler tarafından ısırılır ve ya hırpalanırlardı. Orada kurbağalar, solucanlar ve fareler vardı. Oraya güvercinler, serceler veya sinsin kuşları, fembel kuşları, bir kırıntı bulabilmek için iner, kedi veya köpek pençelerine takılır kalırlardı ve arkasından bu pençe öbür üç pençenin ve dişlerin yardımına muhtaç düşerdi. (Ahh o, artık atlıyamıyacak kadar ağırlaşan gebe kedilerin, şâhane güvercinleri; buraya, bir parça daha bu tarafa diye dua eder, yalvarır gibi süzen vahşi ve güzel gözleri... Ve ahh hele yakalanan avı kaptırdıktan sonraki...) Hırıltılar, miyavlamalar, cikcikler altıncı kata kadar -fakat ferini kaybedip yenilmelerden bir önceki soluklara dönerek- yükselirlerdi. Altıncı kattan, yavrularını boyunlarından tutup oradan oraya taşıyan kediler.. çiftleşen kediler.. aç ve yaralı kediler.. boğazlanan güvercinler veya serçeler.. dallarda veya duvarlarda dövüşen veya sevişen güvercin veya serçeler görünür, köpekler, kemik taşıyan, kemik gömen, gömdüğü kemiği çıkaran köpekler, kedilerle dostluk kurabilmek için yorulmadan dakikalarca uğraşan köpekler görünürdü. __Bahçede bahar olur, yapraklar yeşerir, sonbahar olur kızaran, sararan, kararan yapraklar teker teker dökülür, rüzgârlarla,
Kitap Alıntısı
"Bizi ayıran duvar o kadar inceydi ki, onun tarafındaki soğuk ve barut kokusu, benim tarafımdaki sonbahar yapraklarının kokusuna karışıyordu. Yaşayanlar ve ölüler hiçbir zaman bu kadar yakın olmamıştı." — Horace Walpole
1000Kitap
Bir papatya gördüm bugün, Rüzgârla usulca sallanan. Ne şikâyeti vardı hayata, Ne de kırgınlığı zamana. Beyaz yapraklarında huzur, Sarı kalbinde umut vardı. Baktıkça anladım ki, Mutluluk bazen çok sade yaşanırdı
1000Kitap
Hava öyle sıcak ki zaten yanmış olan beynim, şu an bana isyan ediyor