8/10
·397 syf.··
2026 102. kitabı
Daha önce Sultan 2. Abdülhamid Han'ın hayatı ve padişah olduğu dönemdeki siyasi ve tarihi olaylar hakkında bilgisi olmayanlar için tam bir başlangıç kitabı olduğunu söyleyebilirim. Sultan 2 . Abdülhamid Han tahta çıkmak için 33 sene bekledi 34 yaşında tahtta çıktı ve 33 sene Osmanlı Devletini yönetti onun tahta olduğu dönem dünyanın en bela zamanıydı yani sömürgeciliğin zirve yaptığı dönemdi. Sultan diğer devletlerle denge siyaseti kurarak Osmanlı Devletinin yıkılmasını geciktirmiştir. Kitap dönemin tarihi olaylarını bölümlere ayırarak bilgiler veriyor. Sultan ve o dönem hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin okumasını tavsiye ederim.
Ulu Hakan Abdülhamit Han ve Liderlik SırlarıHüseyin Tekinoğlu · Kamer Yayınları · 201598 okunma
8/10
·360 syf.··
2026 86. kitabı
Şimdi Historical okumak ayrı bir takıntım ama son zamanlarda Cobalt Fairy diye bir yayınevi leş gibi şeyler basıyor onlarla bir kaç facia yaşadım . Üstüne sevdiğim yazarların kötülerine denk geldim tadım kaçtı . Neyse Wicked Dukes Society adlı serinin 6.cı kitabı yazarı severim beni üzmedi tarz için gayet güzel bir kitaptı :D Seri hepsi bekar soylu çapkın hovarda bir grubun kurduğu kulüp ile başlayıp her kitapta biri evlenerek ilerledi . Bu kitapta önceki kitaplardan bir karakterin kız kardeşi ile gruptan bir Dük'ün aşkını anlatıyor . Verity 28 yaşında kendini tamamen çocuk bakım evleri yardım işlerine vermiş soylu bir ailenin pek güzel iyi huylu kızı . Bu kız on sene önce çok aşık olduğu sevdiği erkeği bir hastalık yüzünden kaybetmiş ve evlenmemiş hiç hala onu seviyor . Çocuk yuvasında çıkan bir yangın sırasında Verity'nin abisinin kulüpten arkadaşı Kingham Dük'ü kızı kurtarıyor ölümden kızın kafa çarpması vs yüzünden hafıza boşluklar oluşuyor .. Sonrasında ilerleyen zamanda kız aniden adama aslında nişanlı olduklarına göre ne zaman evleneceklerini soruyor . Adama o noktada kal geldi şimdi bu pek yakışıklı hovarda ciddiyetsiz 34 yaşında ve Dük konumunda yani asaletin tepesinde bir adam . Ani bir karar verip olayı bozmuyor ve kızla nişanlı gibi takılıp evlenmeye karar veriyor . Aslında mantıklı zaten hafıza kaybı var yaşım uygun konumlarımız uygun kız pek güzel melek gibi diyor :P Kimse kıza tam geçmişini anlatmıyor zaten ani şoklar yaşamasın diye kızın abisi Dük bile olsa bu tip biri ile olsun istemiyor ama sonuçta evleniyorlar . Ve inanılmaz bir uyum mutluluk yakalıyorlar gerçekten çok tatlıydı halleri . Kız adamın geçmişinde aile sıkıntılarını kaybettiği kızını öğreniyor . Tabi sonlarda aniden gelen hafıza bir miktar sıkıntı oldu ama korkarak beklediğim saçmalama
Duke with a DeceptionScarlett Scott · Independently published · 02 okunma
Reklam
Puan vermedi·182 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 20:20
"Bu çizginin önde gelen bir temsilcisi olan İbn Ebî Hâtim’in önünde ise iki yol kalıyordu: Ya bütün sorunlarına rağmen tefsir rivayetlerini bu halleriyle kabullenecek ya da onları derlemekten vazgeçecekti. O, birinci yolu tercih ederek bu rivayetleri derlemiş ve hacimli bir eser vücuda getirmiştir. Böylece biz de onun sayesinde, ilk hicri asırlarda yaşayan alimlerin Kur'an yorumlarına ulaşabiliyoruz." Her ne kadar sonuç kısmında böyle anlaşılır bir cümle olsa da, kitabın tamamı için bunu söylemek çok zor. Hani Âkif hocayı okumak akademik olmayı gerektiriyor demiştim ya, işte bu kitap için o da az kalıyor. İnsanlar ne kadar emek veriyor bazı şeylere ve biz ne kadar kolay harcıyoruz. Ocu bucu. Azıcık da dönemi okusak, biraz da bağlamı görsek. Yok en doğru yok kendi yolu herkes için. 2003 şartlarında emek verilmiş hem de çok. R'nin r'sinin r'si .... ciddi emek. Bunu yapabilmek için ravilerle oturup kalkmış olmak lazım zihin dünyasında. Birer isimden ibaret olsalar bu kadar olamazdı . Âkif hoca bazen der, Taberi'yi F.Razi ile beş dakika aynı odada bıraksak kavga edip çıkar ikisi de. Tahammül edemezler. Şimdi ise ikisinin zihin dünyasından başka bir boyut ortak tefsiri çıkarmaya çalışıyorlar. Böyle olur mu? Bence de olmaz. Olamıyor. Sonra bu bilimselciler yüzünden, bütün dünya İslâm'ı diline doluyor. Kur'an'ın böyle bir derdi gayesi yok. Keşke insanların da böyle tuhaf hizmetleri olmasa. Allah bilir ya. Ben bu kitapta matematik de gördüm. Mukabelede bir hanım sesi açtı hâl hatır sordu, belli ki yaşlı, Âkif hoca ellerinizden öperim dedi şaşırdım. Çünkü biliyorum annesinin vefat ettiğini. Matematik öğretmenim dedi. Sonra o hanım hoca dedi ki ee biz de öğrencimizin öğrencisi olduk bu yaşta. Ben çok gurur duydum şahsen. Âkif hocayı bilmem. Hiç renk vermiyor ki. Neyse,
Din
Erken Dönem Tefsir FaaliyetleriMehmet Akif Koç · Kitabiyat Yayınları · 20032 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 22:59
SUZAN DEFTER HAYATIM BENİM OLMAZSA ORTALIK MALI OLUR. Bir hayat nedir? Bir hayat nasıl yaşanır? Bir hayatın içine kaç hayat sığar yahut bir hayatı kaç kişilik yaşayabilir bir insan? Deneysel bir çalışma olan Suzan Defter, iki karakterin günlükleri üzerinden şimdiden geçmişe ve geleceğe bir mercek sunuyor. Kitabın günlük şeklinde yazılması olayların inandırıcılık seviyesini okur gözünden arttırırken iki karakterin aynı günü farklı detaylarla anlatması gerçeğin yeniden kurulmasına sebebiyet veriyor. Kitabın biçimsel manada edebiyat dünyasında bir ilke imza attığını görüyoruz. Sol tarafta erkek karakter Ekmel’in günlüğü, sağ tarafta ise kadın karakter Derya’nın günlüğü yazılı. Bu durum okuyucuları kitapta basım hatası olduğu yanılgısına düşürüyor. Halbuki yazar okuyucudan her daim açık bir bilinç ve aynı zamanda aynı hikayenin iki kişi tarafından farklı anlatımına şahitlik etmesini istiyor. Günlükler her ne kadar bilincin en açık ve en gerçek alanı gibi görünse de aslında insanın kendine en fazla oto sansür uyguladığı metin türüdür. Bilinç yaşadıklarını kağıda yazarken yaşanan anları tekrar kurar ve kurmaca olmayan bu metin kişinin mağduriyetlerini ve zaaflarını gördüğü bir alan yaratır. Günlük, Suzan Defter’de aslında bir iyileştirme, hayattan kaçma ve tarihin yeniden yaratımı etkisi olarak görülür. Ekmel karakteri günlüğüne hayata tutunmak için son bir şans olarak başlar. Günlüğünün sayfaları bittikten sonra ölmek ister. ‘’Bu defterler dolduğunda unutacak olursam seni; görün, uykuma gir, gülümse bana, hatırlayayım verdiğim sözü ölüm.’’ (s.8) Derya ise günlüğünü içinden çıkamayacak kadar derin duygularda boğulduğu için yazar. ‘’Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya terk edilmiştir.’’ (s.9) Kitaptaki zamanlamalara bakarsak 12 Eylül, Kıbrıs
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Puan vermedi·149 syf.··
2026 7. kitabı
Necip Fazıl M. Orhan Okay Kitap üstadın hayatını ve eserlerini anlatıyor. "İlk şiiri 18 yaşında iken (1923), 23 yaşında bütün sanat çevrelerince Kaldırımlar Şairi diye şöhret bulan, öldüğü 1983 yılına kadar şiir yazmaya devam eden Necip Fazıl Kısakürek'in, edebiyat ve fikir tarihimize mührünü vurmuş 60 yıllık bir yazı hayatı vardır. Şiir, tiyatro, hikâye, roman, deneme, fikra; târihi, dinî, tasavvufi incelemeler; siyasî ve sosyal makaleler yazmıştır; 42 yıl süreyle, hem tek başına denebilecek bir azimle dergi ve gazete çıkarmak, nâdir görülen bir hâdisedir." S.9 Necip Fazıl sesini çok iyi kullanıyormuş. Ahmet Haşim bu konuda şöyle demiş: "Çocuk, bu sesi nereden buldun sen?" diye üstatça takdirlerini söyler. Gerçekten bu şiirde ses, ilk mısralarda bir nefes sessizliğiyle başlayıp, son misrada bir çığlık olmaktadır." S.34 "Türk Cemiyeti, 1908-1923 arası büyük sosyal krizler içine düşmüştür. Mutlakiyet, Meşrutiyet ve Cumhuriyet olmak üzere üç farklı rejim yaşanmıştır. Arka arkaya Balkan, Dünya ve İstiklal savaşlarıyla ağır toprak ve insan kayıplarına uğramıştır aynı zamanda ihtilaller ve inkılaplar olmuştur." S.36 "Necip fazıl'ın ilk şiirlerini vermeye başladığı yıllarda şiirimiz bu durumlardan etkilenmiştir." S.37 "Daha ilk mısralarında insanın trajik varlığının dikkat çektiği 1924 yılında 'Örümcek Ağı' ile ilk şiir kitabını çıkarır. Örümcek ağını teşkil edense dertleridir." S.35 ÖRÜMCEK AĞI Duvara bir titiz örümcek gibi, İnce dertlerimle işledim bir ağ. Ruhum, gün doğunca sönecek gibi, Şimdiden hayata ediyor vedâ. Kalbim yırtılıyor her nefesinde; Kulağım, rûhumun kanat sesinde, Eserim duvarın bir köşesinde; Dışarda çığlığım geziyor dağ dağ. S.34 "Kaldırımlar şiirini çok defa değiştirmiş. Öyle ki 1928'den 1969'a kadar bir kaldırımlar şiiri doğmuş gelişmiş ve
Necip Fazıl KısakürekM. Orhan Okay · Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları · 198725 okunma
3/10
·391 syf.··
2025 209. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 11:02
Yazar gerçekten canımı sıktı bildiğin Wattpad kitapları gibi kitap yazmış manyak yayınevi niye basmış asıl konu bu bence . Devamlı bir cinneti aşk hali beş yüz kere tekrarlanan hissi durumlar . Tamam oğlum en çok sen aşıksın en deli aşık sensin imdat diye bağırasım geldi :P Kirill abi rus bratva aşırı güçlü buna Çar falan diyorlar güya en sonunda başına gelmedik kalmadı bu güce neyse orayı geçelim . Dokuz sene önce Rusya'dayken ve daha alt kademe içki içen uyuşturucu kullanan leş bir tipken gece kulübünde bir kadın görüyor . Kadın Mia Amerika'lı o sırada 19 yaşında okul gezisi ile gelmişler bunlar göz göze geliyor dilleri bilmiyorlar bakışma kız atlayıp bunu öpüyor gidiyor bu kadar . Adam sırf kıza takıntısı yüzünden kim olduğunu bulup uzaktan izlemeye başlıyor içkiyi uyuşturucuyu bırakıyor ve Çar yani Pakhan oluyor 9 sene sürüyor bu . Sonunda 34 yaşında kızla ev alma bahanesi ile iletişime geçiyor ve kıza hayvan gibi yürümüyor koşuyor falan . Kadın etkileniyor tabi zengin manyak yakışıklı falan filan . Kadının bazı saçma halleri beni baydı adamın devamlı dırdırcı ağlak kadın halleri baydı . Kız ile ilgili aşkının düşüncelerini defalarca tekrar tekrar okumak baydı . Bu güce rağmen mala bağlayıp en yakınlarının ihanetini fark edememesi falan çok sevimsizdi .
The Tsar's ObsessionR. Alexander · R. Alexander · 01 okunma
Reklam
Reklam