İki parasız yatılı ortamı alt üst etmiştir. Bir kendisi hakkında yazı yazan Ece Ayhan’ı düşünün bir Karakoç’u, 50’li yıllarda var güçleriyle boğmak istedikleri akıma Karakoç devre dışı kaldıktan sonra sahip çıkan, bizdik yapan, ancak Karakoç dışlandıktan sonra katılabilen şairleri düşünün, akımı başlatan şair fırsatı kaçtığı için akıma karşı Orhan Veli yapan, belki tutar, belki benimsenir yapan, henüz ne olduğu belli değil yapan Uyar'ı, Cansever'i düşünün, 50'li yıllarda her fırsatta akımı önemsizleştirmeye, sıradan bir yenilik olayına indirgemeye çalışan şairleri düşünün, bir de akım isteyene akım, şiir isteyene şiir, misra isteyene mısra bağışlayıp çıkan, bir daha dönüp arkasına bakmayan Karakoç'u, 50'li yıllarda Karakoç'la birlikte kimi eleştirdiyse daha sonra ortam baskısıyla taraf değiştiren, Karakoç'tan ayrılıp şiddetli bir biçimde eleştirdiği şairlerin, eleştirmenlerin masasına geçen Süreya'yı düşünün, 50'li yıllarda kıyasıya eleştirdiği Oktay Rifat'a hocam, üstadım jestleri yapan, gözüne girmeye çalışan Süreya'yı düşünün. Bu tavırlar, bu davranışlarla Karakoç'un hayatı boyunca sergilediği tavır kıyaslanabilir mi? Telifi kabil mi?