Soner Aydın

Soner Aydın
@soneraydin
yıkılma sakın / Aşkar Dergisi

Soner Aydın

, bir kitap okudu
10/10
·270 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2025 23:23
·
2025 3. kitabı
Osman Özbahçe
10/10 · 2 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uyar, bizim kuşak şiirin farkina Orhan Veli'yle vardı, demektedir. Süreya, Oktay Rifat ve Melih Cevdet'i ustaları arasında saymıştır. Cansever de Orhan Veli Akımından çok şey öğrendiğini beyan etmiştir. Süreya, İkinci Yeninin doğuş yıllarını, "Orhan Veli'yle hesaplaşma günleri" şeklinde tanımlamaktadır. Her ne kadar hesaplaşma kavramı bir zıtlık içerse de Süreya'nın yaklaşımında İkinci Yeni Akımının Orhan Veli Akımından bağımsızlaşma, etkiden kurtulma evresinden geçtiğini imlemektedir. Bu süreçte Karakoç'un Orhan Veli'yle kurulabilecek tek ilişkisi, Orhan Veli'nin şu mısralarının karşısına, "Ve rüzgârlı havalarda / Yağmur iğri yağar?” (Veli 1952, 67) ilk başta bütün şiirlerine almadığı Monna Rosa'da (Karakoç 1998) geçen, "Yağmur iğri iğri düşer toprağa, / Ulur aya karşı kirli çakallar," (Karakoç 2000, 13) misralarını koymaktır. Bu karşılaştırma bile, Orhan Veli'nin mısralarındaki "rüzgâr" ve "yağmur” kelimeleri arasındaki sebep sonuç ilişkisi, Karakoç'un tespit ettiği "gerçekçi"liği örneklemektedir. Yağmur eğri eğri yağar. Niçin? Rüzgârdan dolayı. Eğrilik rüzgâr nedenine bağlanmıştır. Karakoç, en başta bile, bu bağlamtıyı ortadan kaldırmıştır. Sonradan akıma katılan ve sadece İkinci Yeninin değil, Türk şiirinin büyük ustalarından birine dönüşen Uyar, İsmet Özel'le aralarında geçen bir konuşmada, ilk misrada yapılan işi ikinci misrada bir nedene bağlama gerekliliğini savunmuştur. O konuşmada Uyar, farkinda olmadan, Orhan Veli'nin sebep sonuç ilişkisini savunmaktadır. Yani, birinci mısra, yağmur eğri yağıyor. İkinci mısra, rüzgârdan dolayı. İsmet Özel'se, Karakoç örneğindeki İkinci Yeni tavrını savunmuştur. İkinci mısra birinci mısrayla sebep sonuç bağıntısı içinde kurulma zorunluluğu taşımamaktadır: "Yağmur iğri iğri düşer toprağa, / Ulur aya karşı kirli çakallar."
Sayfa 133 - Ebabil·Kitabı okudu
Cansever'in, 1959'da yayımladığı "Düşüncenin Şiiri" başlıklı yazısı, İkinci Yeniye karşı çıkan bir yazıdır. Cansever, İkinci Yeni söz konusu oldukça bu akıma mensup olmadığını belirtir. Cansever'in temel savi, şiirimizin duygularla oyalandığıdır. Duygular, düşünceyi gizleyen örtülerdir. Şiirin yüzeyine tekabül ederler; oysa önemli olan özdür. Bu itibarla, şiir düşüncelerle yazılmalıdır. Bu yazıdaki düşünce savının arkasında bir taraftan Nâmık Kemal [1840-1888], Tevfik Fikret, Mehmet Âkifle başlayan bir gelenek varken, bir taraftan da Orhan Veli'nin şairaneye karşı çıkan yaklaşımları vardır. Fakat Cansever, duyguya karşı özü, düşünceyi, aklı savunurken, "Bence şiir bir içgörü eylemidir," (Süreya 1997, 54) demekten kendini alamaz. Gerçekte kararsızdır. Cansever, şiirimizin "baş döndürücü bir hızla" (Canse ver 1997, 47) değiştiği, "durmadan yenileştiği" (47) kanaatindedir; ama durmadan "akım" değiştiren de kendisidir. Eleştirel bir açıdan değerlendirdiği değişimden kastı İkinci Yenidir. Bu değişime / İkinci Yeniye karşılık gerçek yenilik, "bir düşünce sağlamlığı arayanlar" tarafından gerçekleştirilmiştir. Zaten “değişen insan değişen düşünceyi de hazırlamaktadır. Şairse bu serüvenin en üst noktasında bulunmaktadır.
Sayfa 115 - Ebabil·Kitabı okudu
Karakoç'a göre, İkinci Yeniyle şiirimize yeni bir mantık, yeni bir kavrayış gelmiştir. Yeni mantık, kopuş fikriyle biçimlenmiştir. "Şiir ve Mantık" başlıklı yazısında teknik olarak şiirde mantığın genel mantıktan doğduğunu ileri sürer. Çağımıza gelinceye değin şiirde genel mantık kuralları egemendir; fakat çağımızda her şey temelinden sarsılmıştır. Anlam modern şiirde "öz fonksiyonunu" (73) yitirmiştir. Çünkü şair yaşanan sarsıntıdan dolayı bir "uyurgezer" (73) yahut "hafızasını kaybetmiş" (73) biri gibidir. Bu kavrayışın yanına İsmet Özel'in modern şiire ilişkin şu yaklaşımını yazalım: "Modernist şiir şöyle bir şey olsa gerek: İki kişi yan yana yürüyorlar, bir merdivenden çıkıyorlar ya da iniyorlar. Bir tanesinin ayağı kayıyor, paldır küldür merdivenlerden yuvarlanıyor. Düştüğü yerde yarı baygın hâlde. Arkadaşı (yanındaki) omuzlarından sarsarak, 'Bir şeyler söyle, bir şeyler söyle, diyor. O, travmaya maruz kalmış olan, gözlerini aralıyor, bir şeyler söylüyor; işte o söylediği şiirdir. Ama dinleyen de şiir okuyucusudur. O dinleyen, onun ne istediğine dikkat etmez; çünkü o bir şeyler söylemesini istiyordur. O anlamda şiirde, belli bir insanlık durumunun ifadesi birinci plândadır. Ama merdivenden paldır küldür yuvarlanmış birinin söylediği, yani dünyanın hâlinden etkilenmiş, olumsuz etkilenmiş birinin söylediği bir şeydir bu ve böylelikle bir yer sahibidir hayatta." (Özel 2000)
Sayfa 102 - Ebabil·Kitabı okudu
İkinci Yeni içinde, Orhan Veli akımına ilişkin kafası en berrak şairler Karakoç ve Ece Ayhan; kafası en karışık, dolayısıyla yargıları çelişik şairler Süreya ve Cansever’dir. Ece Ayhan’daki berraklık hem bu konuda fazla konuşmamasından, hem de “Orhan Veli ile ilk hesaplaşma günleri”nden sonra akıma katılmasından kaynaklanmaktadır. Orhan Veli’ye ilişkin tespitleri, kendisine kadar yapılan temel tespitlerin sınırları içindedir. Karakoç’taki berraklığın nedeni şiirimizi ve dönemi kuşağına nazaran daha derinlikli kavramasıdır. Karakoç, işin başında Orhan Veli akımını sağlam bir değerlendirmeden geçirmiş, bu akımın yerini ve mahiyetini tespit ve tayin etmiş ve ikinci yeni teorisini bu değerlendirmeler üzerine kurmuştur. İkinci Yenide, Orhan Veli Akımına ilişkin kafası en karışık şair Süreya'dır. Bunun nedeni Süreya'nın, Orhan Veli şiiriyle kendi şiiri arasına kesin bir çizgi çekememesidir. Süreya, her fırsatta Oktay Rifat ve Melih Cevdet'ten etkilendiğini belirtmesine karşılık Orhan Veli'nin adını gizlemeye özen göstermiştir. Oysa Süreya'nın sözünü ettiği etki, birebir Oktay Rifat ve Melih Cevdet etkisi değildir; akımın etkisidir. Yani Orhan Veli'nin. Süreya, Oktay Rifat ve Melih Cevdet'in adını öne çıkararak, Orhan Veli'nin adını gizleyerek bir siyaset izlemiştir. İkinci Yeni bağlamında aynı siyaseti Karakoç'a karşı izlemiştir. İkinci Yenide bütün şiiri boyunca Orhan Veli etkisi taşıyan şairler Süreya ve Cansever'dir. Orhan Veli, Süreya'da mizah, zekâ, kısa şiir üzerinden, Cansever'de düzyazı üzerinden (nesir düzeni) sürmüştür. Süreya, bir taraftan Ülkü Tamer için, Orhan Veli Akımıyla ilk hesaplaşma günlerine yetişemedi tespiti yaparak bu hesaplaşmanın kendi kuşağınca yapıldığını ileri sürmektedir, bir taraftan Oktay Rifat ve Melih Cevdet'in etkisinde kaldığını, onları
Sayfa 87 - Ebabil·Kitabı okudu