Sinemanızı Türk sineması içinde bir yere koymak gereği duysanız nereye koyarsanız?
Hiçbir yere... İşte size bir Türk filmi sinopsisi: "Biri şair diğeri ressam karı - koca... Evlerine ara sıra uğrayan bir heykeltıraş... Heykeltıraş şairin karısını becerir"in filmi yapıldığı, sanat diye dayatıldığı bir ortamda, beni bu filmlerimi yakından tanıyan biri olarak bir soru da ben sorayım, benim sinemamın yeri olabilir mi hiç? Travestilerin, fahişelerin, lezbiyenlerin bunalan aydınların film çekemeyince lohusa yataklarına düşen yönetmenlerin, hilkat garibelerinin bitip tükenmeyen resmi geçidine bu ülkede "sinema" deniyor. Bu böylesine açık, böylesine net... Bu adamların hangi dertleri var , hala anlayabilmiş değilim. Dertsiz sorunsuz beyin kanamaları ndan yürek sancılarından uzak bir sinemanın içinde olmak istemiyorum. içinde de değilim. böyle bir gereksinim de yok .sık sık duyarız. bunlar başarısızlıklarının suçunu teknik yetersizliğe, filmlerini sesli çekemediklerini vs. yıkarlar. beyni gelişmemiş bir sinemanın tekniğini geliştirirsiniz ne yazar? Benim sinemam anarşist bir sinema ,bir başkaldırı sineması.