Songül Özcan

Songül Özcan
@songul07
Öğretmen
Antalya
58 okur puanı
Nisan 2015 tarihinde katıldı
Puan vermedi·128 syf.··
2016 49. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2016 15:41
Yola çıkmaya hazırsanız, Salâh Bey’in deneme vadilerinde merakınızın atına binip nefes almaya bile fırsat bulamadan kâh Japonların kiraz bahçelerine, kâh Neron’un sarayına gidersiniz hele ki Marcel Proust’un alışıla gelmedik bilinmedik hayatı, F. Scott - Zelda Fitzgerald ise sıra dışı çılgın ilişkisi hakkında bilgi alırken F. Scott’un eşi Zelda’ya aşkına şahit oluyorsunuz. Ibsen'le Beckett'in aşık atışları. Onun yazdıklarını hem yeni şeyler öğrenmenin hayretiyle, hem hoşça vakit geçirmenin dudaklarımızın kenarına kondurduğu gülümsemeyle okursunuz. Öyle ki bazı deyişleri ezberleyesiniz gelir. “Akı sarısına karışmış serüvenler”, “menteşelerinden çıkmış gençlik”, “en balkonlu kahkahalar”, “insanın trenini çuhlatmak”, “kartaldıkça körpeliğe özenen kadınlar”, “kırtıpil ve ebleh yazarlar”, “it oturumundan doğrulup padişahın eteğine varmak”, “zingirdek oturumundaki düşünceler” bunlardan sadece bir örnek Ahh olağanüstü zevk veren üslubu kaldı ki eh üslup da bir kitabı/yazarı okumak için en önemli nedenlerden biridir nazarımda. Bir sesi, bir insanı, bir durumu, bir ânı tasvir ederken kullandığı (çoğunun ne kastettiğini ancak sezgiyle anlasam da bir su şırıltısı, bir musiki gibi zevk veren) sıfatlar, tanımlamalar, deyişler, dile getirişler, çoğuna katılmadığım (ayrı dünyaların insanlarıyız) görüşlerini kadı kızında olabilecek kusurlar zümresinden addettirerek okutuyor kitaplarını. Nefes darlığı, şeker, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon türünden rahatsızlığı olanlar bir Salâh Birsel denemesi okumaya kalkışmamalıdır. :)
Kurutulmuş Felsefe BahçesiSalâh Birsel · Sel Yayıncılık · 2019363 okunma
Reklam
Puan vermedi·269 syf.··
2016 37. kitabı
“Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü ‘Suskunlar’ sessizliği olduğu kadar seslerin ve sözlerin, yani musikinin romanıdır” diyor İhsan Oktay Onar… Oktay Onar Osmanlı kültür ve birikimi çok iyi bir yazar olduğunu bu romanı okurken anlayabilirsiniz. İçerisinde Osmanlıca kelimeler çok fazla yer etse de bu bana büyük bir zevk verdi. Osmanlı zamanını özellikle saray dışına çıkıp halkı ve Osmanlı alt kademeyi , Konstantiniye ( İstanbulu) tasvirlemesine ise bayıldım… Oktay Onar tabiriyle bu roman musikinin romanıdır. Müzik hakkında bu kadar bilgi birikimi bana yeter artar diye düşünüyorum ( Hiçbir şey bilmediğimi düşünürdüm, gerçekten bilmiyormuşum) Kısaca romandan bahsedecek olursam : Mehteren takımından olan Kalın Musa ve Ailesinin başından geçen olayları anlatıyor. Aslında romanda çok karekterler var, ana karekterlerden ve olaylardan bahsetmek bile uzun bir inceleme olacaktır… Kalın Musa Cimri bir adamdır ve kaba ve birazda kurnazdır ,onun tam tersi karekterde olan bir oğlu vardır Veysel Kemençe çalmak dışında bir kabiliyeti yoktur. Bir gün eve ikiz çocuk bırakılır. Veyselin bir kadınlar gizli saklı meydana getirdiği çocuklardır bunlar. Cimri olan kalın Musa çok sinirlenir çünkü onlara para harcamak istemiyordur. Amcaları Hüseyin efendi ikiz çocuklara sahip çıkar ve masraflarını karşılama sözü verir ve Kalın Musa kalmalarına izin verir. Amca Hüseyin gündüzleri bir kahve geceleri insanların eğlenmelerini sağlayan bir eğlence yeri işletiyordur. İkiz çocuklardan birinin adı Davut , diğeri Eflatundu. Davut babası ve amcasının yolundan gidip ud çalmayı öğrenip iyi bir udi olmuştu. Eflatun ise sessiz kendi halinde müzikle çok alakası olamayan biriydi. Bir gün Eflatun bir ıslık sesi
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2016 41. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2016 00:36
Kafka’nın hikaye kitaplarından biri. Kitaba ismini veren “Çin Seddi’nin İnşaatı” hikayesi büyük ihtimalle Çin kültürünü araştırmasıyla yazılmış bir eser diye düşünüyorum çok iyi yansıtmış. "Bizim ülkemiz o kadar kocamandır ki, onun büyüklüğünü hiç bir peri masalı yeterince anlatamaz. Gök bile onun üzerini zar zor örtebiliyor" * Bu sözleri, Franz Kafka'nın "Çin Seddi" öyküsünün anlatıcısı söyler. Gök Tanrı'nın kubbesini kurmakta zorlandığı bu muazzam coğrafi alana insanoğlunun bir baştan bir başa duvar çekmesi kolay mı? ( En önemlisi de çektirene bakmalı  ) * Kısaca konudan bahsedecek olursam. Çin imparatorluğundaki yönetim anlayışındaki halkın yöneticilere bağlılığından ve insanların var olmayan bir sisteme inanmasından bahsediyor ( Ne kadar tanıdık geldi ) Diğer hikayelere gelince Kafka tarzı değişmiyor. Her zamanki karamsarlık , yalnızlık , insanlardan uzaklaşma gibi temaları hissediyorsunuz. Hikayelerde mitolojinin etkisi görülüyor ben özellikle Karı Koca , Avcı Grachus adlı iki hikayeyi çok sevdim. Bahsetmek istediğim öykü ise Avcı Grachus. Kafka giriş kısmında uzunca bir tasvir girişimde bulunmuş bu hikâyede. Avcı Gracchus bir dağkeçisinin cazibesine kapılıp peşinden koştururken kayalıklara yuvarlanıp ölüyor. Tabutunu taşıyan tekne bir yanlışlık sonucu gideceği yere bir türlü ulaşamıyor. En sonunda bir limana getiriliyor. Öykü burada ölü avcı ile bir adamın sohbetiyle başlıyor aslında. Avcı ölmüştür ama ölmemiştir… Kafka tavsiye edilmez okunur ;)
Çin Seddi'nin İnşasıFranz Kafka · Altıkırkbeş Yayınları · 2015263 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2016 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2016 23:24
Bilişim Öğretmeni olarak kapaktan bahsetmek istiyorum. Tabi bunu irdelemeden önce hayatını okumam gerekiyordu yaptığım araştırmalar sonucunda kuşlara hayranlık duyan, tavuklar, ördekler, kazlar besleyen O'Connor'ın gözdesi ise tavus kuşlarıymış. Yüz kadar tavus kuşu yetiştiren, yazdığı mektuplara tavus kuşu tüyleri iliştiren yazar bu kuşlara hayranlığını “içgüdü” olarak açıklamış… İyi ahlâkın, ölümsüzlüğün sembolü tavus kuşu... Flannery O'Connor'ın kitabının kapağında büyük siyah şapkalı, sert, karanlık bakışlı bir kadın kılığında karşımızda Hıristiyanlığın bu kadim sembolü. Nitekim daha okumaya başlamadan, kitabı elinize almanızla başlıyor. O zarif, göz alıcı, güzel kuşun kulakları yırtan çirkin çığlığı ya da öyle bir gövdeye oturmayan ayaklarının çirkinliği gibi kapaktaki kadının kaba saba bedeni de o ışıltılı kuyruğa hiç yakışmıyor. Tıpkı insanın güzelliğini gölgeleyen kötü huyları, karanlık tarafları gibi. Gotik edebiyatın önemli isimlerinden biri Flannery O’Connor… Öykülerin kahramanları, kötülüğü yüzünden akan, çekip vurması, çalıp çırpması beklenen klişe kötülerden değil. Yazar okuyucusuna basit bir insanın basit bir düşüncesinin, cehaletinin, olayları değerlendirecek basireti gösterememesinin sonuçlarını anlatıyor. Anlık bencilliklerin, riyakârlığın, açgözlülüğün, kibrin nelere yol açtığını irkilerek, kızarak bazen de nefret ederek okuyorsunuz.
İyi İnsan Bulmak ZorFlannery O'Connor · Metis Yayıncılık · 2020274 okunma
10/10
·576 syf.··
2015 353. kitabı
Ali Çolak'ın "Bir Bahçe Düşü" denemesinde -bir kitap okudum hayatım değişti derlerya öyle bir kitap okudum- diyerek kitabı övüyor tabi ben o kitabı alıp okumaliydim "Otuzuncu Yaş" olunca ismi merak etmemek elde değildi. Ali Çolak' a katılmamak elde değil kendime sorular sormayı, geçmişimi yargılamayı öğretti Bachmann bana.Önce korkuttu endişelendirdi ' eyvah gençliğim gidiyor!' diye.Sonra yeni yeni ısındığım 30 yaşımı sevdirdi bana. 30'lu yaşlarda insan çok az şey bildiğinin farkına varır diyor yazar gercekten doğru.20'li yaşlarda çok şeyi hatta herşeyi bildiğini sanırken 30' larda, kendini uçsuz bucaksız bir romanda, yolunu kaybetmiş biri olarak görüyor. Öğrenilecek, okunacak çok sey var; gidilecek, görülecek,gezilecek...Zaman çok hızlı acımasızca geçiyor. İnsan otuzunda kendini yetersiz hissetmeye, adamakıllı sorgulamaya başlıyor;doğrularını gözden geçiriyor bir bir. 30'lu yaşlara gelmisseniz bu kitabın kapısını çalmalısınız... Tavsiye Ederim...
Otuzuncu YaşIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2015107 okunma
Reklam