“Bağlanmak tüm acıların kaynağıdır, budistler öyle diyor. Şimdi ve eskiden sahip olduklarına, bildiğin hayata, gerçekte sevdiğin bir avuç insanla yere tutunmak ve bırakmamak. Asla pes etmemek, asla kabul etmemek, sürekli tuzağın derinlerine düşmek, daha sıkı tutunmak, daha fazla sevmek ve nefret etmek.”
“…Hayat, nihayetinde, içine hapsolduğu ağdan kurtulmuş falan değil. Hapsolduğu ağdan kurtulup özgürleşen hayat diye bir şey yok: Hayatın kendisi o ağ, insanları yerli yerinde tutuyor, olayları anlamlı hale getiriyor. Kısıtlamaları paramparça edip anlamsız bir varoluşu sürdürmek mümkün değil. İnsanlar, başkaları olanaksız kılıyor bunu. Fakat başkaları olmasa hayat da olmaz. Yargılama, kınama, düş kırıklığı, çatışma: İnsanlar birbiriyle bağlarını bu araçlar sayesinde sürdürüyor.”
“Saçma sapan laflarla kafalarına sokulmuş o küçük ahlaklarıyla lak lak konuşur, ama yaşamaktan korkarlar. Seni seveceklerdir Martin, ama kendi küçük ahlaklarını daha çok seveceklerdir. Senin istediğinse bütün görkemiyle hayata teslim oluştur, büyük ve özgür ruhlardır, alev alev yanan kelebeklerdir, o küçük gri güveler değil.”
“…Onların düşmanca tutumlarından korkmuyorum, senin aşkına inanıyorum. Hayatta her şey kötüye gidebilir, aşk hariç. Yeter ki bitkin düşen, bocalayıp tökezleyen zayıf iradeli biri olmasın, aşk hiçbir zaman yolunu şaşırmaz.”