Pişmanlık.
Neyi seçersen seç, bir gün pişmanlık kapını çalacaktır. Çünkü insan yalnızca seçtiği şeyle değil, seçmediği ihtimallerle de yaşar. Bir yolu seçtiğinde diğer bütün yollar senden uzaklaşır. Bir insanı sevdiğinde, sevebileceğin başka hayatlara veda edersin. Bir mesleği seçtiğinde, yaşayabileceğin başka hikâyeler kapanır. Bu yüzden pişmanlık çoğu zaman yanlış seçim yapmaktan değil, insanın sonlu oluşundan doğar. Sorun tercihlerinde değildir. Sorun, her tercihin içinde bir vazgeçiş saklı olmasıdır. İnsan ise vazgeçtiklerini de yanında taşır. Bu yüzden bazen doğru yolu seçsen bile üzülürsün. Çünkü kalbin, yürüdüğün yoldan çok yürümediği yolların hayalini kurar. Fakat hayatın bilgeliği, pişmanlıktan kaçmakta değil; pişmanlık ihtimaline rağmen bir yolu sevebilmekte yatar. Çünkü sonunda insanı tüketen şey yanlış seçimler değil, hiç seçememiş olmaktır. Bir kapıyı açıp ardına kadar yaşamak, bütün kapıların önünde ömür boyu beklemekten daha değerlidir. Neyi seçersen seç, eksik kalacaksın. Çünkü insan tamamlanmak için değil, aramak için yaratılmıştır. Ve belki de huzur, kusursuz seçimi bulmakta değil; seçtiğin yola sadakat gösterebilmektedir. Kierkegard
*ÂB-I HAYAT - 4859* Büyükler buyurdular ki; Bu sonlu hayatın sonunda mutlaka hesap vardır. Sevaplar bir tarafa, haramlar, günahlar bir tarafa konulacaktır. Ağır gelen taraf dünyadakinin tersine, yukarı kalkacaktır. İmanla ölmek kaydıyla orada şefaatler vardır. En başta Peygamberimiz "aleyhissalatü vesselam" olmak üzere kademe kademe şefaatler olacaktır. Mübarek, *"günahı büyük olanlara ben şefaat edeceğim"* buyuruyor. Dolayısıyla şefaatten ümitliyiz. Yeter ki imanımızı muhafaza edelim. Bir insan için en kötü musibet; o kişinin, imanlı olduğuna inandığı halde imansız olarak ölmesidir. Esasen bu duruma düşmekten çok korkmalıdır. Unutmamalı ki, ya öfkeyle veya başka bir sebepten insan küfre düşebilir. Hele büyüklere itiraz çok tehlikelidir. *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Her reddediş, sürekli kendini aşma isteğinde olan sonlu sınırların yıkılmasıdır. Mutlak ruhun diyalektik hareketini ortaya çıkaran iste bu keşmekeştir
GÖREN KÖRLER, DUYAN SAĞIRLAR...
(...) Hayatımızda olan hiçbir şey tesadüfen olduğu o yerde değil! Tesadüf diye bir şey yok çünkü! Her şey Allah’ın ilmindeki sonsuz hikâyenin sonlu hayatlarımızdaki bir tezahürü, bir tecellisi olarak zuhûra geliyor ve bir anlamı var. Yâni her zuhûra gelen şeyin bize söyleyeceği, söylediği bir şey var. Her farkında olmadığımız şeyle aslında bir farkındalık kaybediyoruz. Bütünün içinden tamamlayıcı bir parçayı atlamış oluyoruz. Bunlar çoğalınca hayatımızdaki kör noktalar çoğalıyor ve bizi gören körler, duyan sağırlar haline getiriyor... -Gökhan Özcan, "Olmamak ya da Farkında Olmamak", yenisafak.com, 11 Haziran 2026-
gökhanözcanyazıları
Olmamak ya da farkında olmamak
Farkında olmadığımız ayrıntıların hayatımızda bir şeyleri eksik bırakıyor olabileceği meselesinin üzerinde pek fazla durmuyoruz. Aslına bakılırsa hayatımızla ilgili pek çok şeyi zaten pek kafaya takmıyoruz. Gerçekte orada olan ama ayırdında olmadığımız için varlığından bihaber olduğumuz şeylerin yaşantımızı etkilemekte olduğu bir gerçek oysa. Neden olduğunu, nasıl olup da yaşandığını anlayamadığımız pek çok durumun derinliklerinde bir etken olarak bizim farkında olmadığımız o şeyler var. * Hayatımızda olan hiçbir şey tesadüfen olduğu o yerde değil! Tesadüf diye bir şey yok çünkü! Her şey Allah’ın ilmindeki sonsuz hikâyenin sonlu hayatlarımızdaki bir tezahürü, bir tecellisi olarak zuhura geliyor ve bir anlamı var. Yani her zuhura gelen şeyin bize söyleyeceği, söylediği bir şey var. Her farkında olmadığımız şeyle aslında bir farkındalık kaybediyoruz. Bütünün içinden tamamlayıcı bir parçayı atlamış oluyoruz. Bunlar çoğalınca hayatımızdaki kör noktalar çoğalıyor ve bizi gören körler, duyan sağırlar haline getiriyor. * Dünyada tek olan her şey çok değerlidir. Onlara paha biçilemez. Bir ânın içindeki her şey de sadece o ân oradadır, tek bir kere yaşanır. Her yaşanan hayatımıza derinlik katacak hakikatler, sırlar taşır. Bu fırsatları kaçırmamak için yaşarken her olan bitene dikkat kesilmemiz, yaşadıklarımızın azami şekilde farkında olmaya çalışmamız gerekir. Yoksa o paha biçilemez fırsatları yitirir, zenginliklerimizden olur, insani manada günden güne yoksullaşırız. Bugün olan da esasen büyük ölçüde budur! Gökhan Özcan, Yeni Şafak,11.06.2026
İyi olacağız.... , Hem şimdi, hem yarın ama illa ki nihayetinde... Öyle bir iyilik ki, buradaki sonlu filmin sonunda iyi, kötü, öteki, dost, düşman, haklı, haksız, rakip, borçlu, alacaklı rollerinin hepsinden herkesin gönüllü soyunup, kendilerinin ilahi sevginin bahçesinde aynı Öz'ün damlası olduklarının idraki ile karışık katıştıkları bir iyilik düşlüyorum. Kimseyi gözden çıkarmaya, dışlamaya, mahrum etmeye, ateşe mahkum etmeye niyetim ve kabulüm yok. Damlanın dahi yoksa ummanın mutlaka yok.