Denizin dibindeki ormanlarda dönüp duruyor gibi hissediyordu; kaybolduğu bu canavarımsı dünyada, asıl canavar kendisiydi.
Yapayalnızdı. Geçmiş ölü, gelecek belirsizdi.
Yeryüzünde yanında hissedeceği tek insanın kalıp kalmadığından nasıl emin olabilirdi?
Ağzımızdan çıkan her kelimenin duyulduğu, karanlıkta olduğunuz zamanlar dışında tüm hareketinizin görüldüğünü varsayarak yaşamak zorundaydınız; elbette, zaman içinde zorunluluktan çıkıp alışkanlığa dönüşmüş bir içgüdüyle öylece yaşayıp gidiyordunuz.
Birinin söylediği bir şey yüzünden acı çekiyorsam bundan ancak acıya başka türlü bakarak kurtulabilirim; yani dikkatimi karşımdaki kişiyle aramdaki farklılıklara değil, benzerliklere vererek.