Bugün geçmişin tozlu sayfalarında kayboldum. Geçmişin karanlığının beni ele geçirmesine izin vermedim ama elimi uzatmaktan da kendimi alıkoyamadım. Etrafımı sardıkça kara sis, bir kez daha kabuk bağlayan yaralarımı kanattı. Biliyorsun, yara iyileşse de izi kalır.
İnsan, alıştığını zannettiği şeylerle karşılaştığında, aslında hiçbir zaman tam olarak alışamadığını hayat sert bir şekilde yüzüne vurur. Sen elini uzattığında saracağını düşündüğüm, izi kalmış yarayı, aksine kanatacağını bilmiyordum. Meğerse hiç iyileşmemiş o yara, senin tarafından açılan yara, bir kez daha senin ellerinle kanadı.
Güvensizlik duvarına bir tuğla daha koydun ve artık o duvarın arkasında kalan seni göremiyorum. İmkânsızlıklar içinde mümkün olabileceğimize dair umut etmek benim yanılgımdı. Kalbimin, aklımın önüne geçmesine engel olamamak ise en büyük cesaretimdi. Oysa ki her şeye rağmen ve herkese karşı senin yanında olmaya hazırdım.
Bazen istemek, çabalamak ve yapmak yetmiyordu. Kader her zaman kendi oyununu oynar ve biz onun izinden gideriz. Her şey olması gerekene varırdı; daha ötesi olmazdı.
Bu geceden sonra kalbimin kapılarını sana tamamen kapattım. Anahtarı da denize attım ki ben bile ulaşamayayım.