Yedi yıl önce en son bu vakitlerde duydum sesini. Çok tuhaf, ne konuştuğumuzu hatırlamaya çalışıyorum ama hatırlayamıyorum bir türlü. Tek hatırladığım sesindeki o garipliği sezişim ama hiçbir şey diyemeyişim. Olacaklar sessizce gelip yerleşir ya hep, dilin bağlanır, sözcükler susar, sadece yaşaman gerekir. Yaşamım en büyük susuşum oldu.
Senden sonralarla başlayan dramatik anlatıları artık bir kenara bırakacak kadar büyüdüm sanırım, aşamam dediğim eşikleri başta çok acemi ama sonra zıplaya zıplaya atladım, acaba yaşasaydın nasıl olurdularla kafamda kurduğum milyonlarca senaryonun boğazımı yırtan taşını çıkardım. Günler, yıllar birbirini kovaladı da sana olan özlemim, kalbimdeki o delik hep aynı kaldı. Başta çok çok büyük, zamanla azala azala koyulup kalan, benimle mezara girecek içimdeki yasın tortusu bu, kabul ettim ve bu tortuyu şefkatle sevmeyi öğrendim.
Varlığın en büyük hediyeydi, yokluğun en büyük öğretmen.
Her şey için çok teşekkür ederim. ❤️