Acıtan şey
Kendimi aradığım her sokakta sana çıktım Adını anmadım ama sessizce sana baktım Bir insan nasıl olur da yarasını saklarmış Ben senden sonra yarama bile sahip çıktım Haklıydım belki Ama haklı olmak hiçbir geceyi eksiltmedi Sen gittin benden sessizce, ardına bile dönmedin Ben ise gidişinin içinde kaldım, ruhum hiç dinmedi Şimdi geriye dönüp baktığımda Acıtan şey yalanların değildi aslında O yalanları bilerek sevmiş olmamdı Ve buna rağmen seni suçlayamayışımdı hâlâ Uzun süre seni özlediğimi sandım Her gece yokluğuna biraz daha kandım Meğer özlediğim sen değil, kurduğum hayallermiş Bir düşe tutunmuşum, yıllarca ona yanmışım Çünkü sen giderken kendini de götürdün Benden kalan ne varsa sessizce söküp götürdün Bir kere daha kayboldum, boşluklarda savruldum Seni değil, kendimi ararken yine sana vuruldum.
Şiir
Sorgusuz sualsiz ,yargısız infaz yapmayın bee... İnsan üzülüyor sonra...
Reklam
025
İnsanlar acımasızdır. Bir şeyleri söylerken önünü ardını düşünmezler, dudaklarından firar eden o kötü kelimelerin sadece birkaç harften ibaret olduğunu sanırlar ama bazıları yüreğe dokunur tıpkı bir kurşun gibi katil olurlar. İnsanlar dayanıksızdır. Bir şeyleri işitirken kulaklarını kapatırlar, gözlerini kör ederler kimseyi görmemek için. Sırf biraz daha içe dönmek uğruna, ruhlarının kabuklarını bile kendilerine küstürürler. İnsanlar acizdir, yalnızdır, kırgındır. Önce hayallerini çalarlar başkalarından sonra ellerindekilerini. Önce etrafındakileri alırlar sonra yalnızlığını. Önce kırarlar... sonra paramparçasın zaten. İnsanlar, biraz insanlar işte.
Alıntı
“İnsanlar çoğu zaman hayatlarını tersten yaşamaya çalışırlar; daha mutlu olmalarını sağlayacak şeyleri daha fazla yapabilmek için daha fazla nesneye veya daha fazla paraya sahip olmaya çalışırlar. Aslında olay tam aksi yönde çalışır. Önce gerçekten kim iseniz o olmanız gereklidir, istediklerinize sahip olmak için gerekenleri ondan sonra yapmalısınız.” Sanatçının Yolu
1000Kitap
Yarın arkadaşımın yanına gideceğim, elim boş gitmeyeyim diye hediye bakmaya çıktım. Amacım sadece ona hediye alıp gelmekti. Bir tane küçük çelik termos aldım, ona almışken kendime de alayım dedim. Sonra bir de kitap alayım dedim ona bir kitap kendime üç kitap aldım. Kahve de alayım paket tamamlansın dedim, ona bir paket kendime iki paket aldım. Sinirlerim bozuldu ful zarardayım.
Yasın Tortusu
Yedi yıl önce en son bu vakitlerde duydum sesini. Çok tuhaf, ne konuştuğumuzu hatırlamaya çalışıyorum ama hatırlayamıyorum bir türlü. Tek hatırladığım sesindeki o garipliği sezişim ama hiçbir şey diyemeyişim. Olacaklar sessizce gelip yerleşir ya hep, dilin bağlanır, sözcükler susar, sadece yaşaman gerekir. Yaşamım en büyük susuşum oldu. Senden sonralarla başlayan dramatik anlatıları artık bir kenara bırakacak kadar büyüdüm sanırım, aşamam dediğim eşikleri başta çok acemi ama sonra zıplaya zıplaya atladım, acaba yaşasaydın nasıl olurdularla kafamda kurduğum milyonlarca senaryonun boğazımı yırtan taşını çıkardım. Günler, yıllar birbirini kovaladı da sana olan özlemim, kalbimdeki o delik hep aynı kaldı. Başta çok çok büyük, zamanla azala azala koyulup kalan, benimle mezara girecek içimdeki yasın tortusu bu, kabul ettim ve bu tortuyu şefkatle sevmeyi öğrendim. Varlığın en büyük hediyeydi, yokluğun en büyük öğretmen. Her şey için çok teşekkür ederim. ❤️
Reklam
Reklam