Nihai Yargı
Emile Dermenghem: "Müslümanlar, gerçekten büyük bir başarı elde ettiler. Çünkü bu başarıya layıktılar. İslam, dünya tarihinde büyük bir zafer oldu. Çünkü dünyanın muhtaç olduğu bir din getirilmişti. Leone Catani: "Tarih-i âlemde (dünya tarihinde) hemen bir misline (benzerine) daha tesadüf edilmeyen bu seri vakaların, birçok asır sonra bizde tevlit ettiği (ortaya çıkardığı) hayret, ilk Arap halifelerinin muasırları tarafından daha büyük bir nispetle hissedilmek icap ederdi." Montgomary Watt: "Şimdi, neredeyse hepsi, hatta en büyükleri ona teslim olmuştu. O, olumsuz şartlara rağmen, çoğu kere hata yapma şansı olmaksızın, ama daima erişeceğinden emin olarak hedefine doğru ilerlemişti. Eğer bu olayların tarihen sabit olduğuna ikna edilmemiş olsaydık, kendisiyle alay edilen Mekkeli bir Peygamber'in, kendi şehrine, muzaffer bir fatih olarak yeniden gireceğine çok az kişi inanabilirdi.” Biz böylesi bir başarının, asla o bireysel koşullarda ve o toplumda yetişmiş bir bireyin donanımı ile açıklanamayacağını söylüyor ve "Vahiy ile bilgi almasaydı, bunlar beşer takati ile başarılacak işler değildir." diyoruz. "Beşer takati ile böylesi bir başarı açıklanabilir." diyen bir muhalifimiz, bize bunun benzerini başaran başka bir beşer göstermelidir. Gösteremediği takdirde, biz iddiamızı yineleyerek diyeceğiz ki bu durum, "Hz. Muhammed'in (s.a.v.) takati" ile açıklanamaz.
Sayfa 407 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Hem sonra, insan ölüme bu kadar yakın olduktan sonra ne diye öldürmeli kendini?
Sayfa 220·Kitabı okuyor
Reklam
Ortaçağ, iktidar mücadelesi ile geçecektir ve insanlık tarihinin karanlık bir dönemidir. Din adına, inanç uğruna insanlara baskı, işkence yapıldığı, insanların acımasızca öldürüldüğü, düşünce, inanç, vicdan özgürlüğünün tanınmadığı bir dönemdir. Başlangıçta kitlelere hitap eden hıristiyanlık, sonraları çağrısını hükümdarlara yöneltmiş ve büyük nüfuzunu terazinin otorite kefesine koymuştur. Kilise ve devlet birbirinden ayrı oldukları müddetçe kişi siyasal gücün baskılarına karşı kiliseye sığınabilme olanağını bulmuştur, ama bu iki güç birleştikten be dini doğmalar aynı zamanda siyasal toplumun da yasaları haline geldikten sonra, artık kişi için sığınabileceği bir yer kalmamıştır. Kilise İsa’nın öğrettiklerini unutmuş görünmektedir. Tanrının küçük bir modeli olması nedeni ile insana saygı, inanç özgürlüğü, kardeşlik, Tanrı katında eşitlik gibi ilkelerin üzerinde durulmaz olmuştur… Ve “benim ülkem yeryüzünde değildir” diyen İsa’nın vekilleri papalar, yeryüzü iktidarı peşine düşmüşlerdir. Kilise siyasal gücün yanı sıra kendi baskı mekanizmasını da kurmuştur, kilise, artık inancı bütün olmayanları, tek gerçek olarak ilân ettiği dogmaları gözü kapalı kabul etmeyenleri engizisyon gibi inandırıcı metodlarla doğru yola getirmektedir…
Alıntı
“İsan hep bir gün çok mutlu olacağına inanır. Şimdi değildir, henüz değildir ama bir gün muhakkak, hak edilen o mutluluk gelip kendisini bulacaktır. Gelecekte muğlak bir takvim yaprağına mühürlenmiş o günü, ufak tefek engellerin ayak altından çekileceği münasip bir zamana erteler durur insan. Okulu bitirince, işe girince, evlenince, çocuklar büyüyünce... Sonra genellikle o gün gelemeden de ölür.”
Sayfa 84 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Gamzeli sular yürürdü dünyaya, kirpiğin kaşına her değdiğinde. Ben deniz derdim hazla, gökyüzü niyetine bakardı başkaları. Kimsenin sesinde bulut yok, kanat yok, rüzgar yok; bir hızar sesiyle konuşuyor artık herkes. Kalbinle donattın önce gövdemi, sonra aşkın nasıl bir yoksulluğa dönüştüğünü gösterdin. Sevinçler bitti, kapı zilleri bitti. Ne bir yere giden var, ne gelenlerin yüzünde bir iyilik. Senden başka anısı yok döndüğün yerlerin.
“'.. Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun... Ama sonra, sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar mı?”
Sayfa 134·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam