Pluto

Lakırtı
Dasein’in özsel varlık konstitüsyonuna ait olan ve onun açımlanmışlığını birlikte oluşturan söz, lakırtıya dönüşme imkanına sahiptir. Lakırtı olarak söz, dünya-içinde-varolmayı eklemlenmiş bir anlayış içinde açık tutmayarak onu kapatır ve dünya-içindeki varolanların üzerini örter. Bunun olabilmesi için bir aldatma kastını taşıyor olmak gerekmez. Zira lakırtının varlık minvalinde, bir şeyi bilinçli olarak başka bir şeymiş gibi göstermek yoktur. Zeminsiz dayanaksız söz söy­leme ve bunu başkalarına nakletme zaten yeter de artar, açımlanma­nın kapanmaya dönüşmesi için. Çünkü söylenen söz, öncelikle hep “söyleyici”, yani keşfedici olarak anlaşılmaktadır. Dolayısıyla lakırtı, tabiatı icabı (hakkında konuşulanın zeminine inmeyi ihmal ettiği için) bir örtmedir. Hakkında konuşulanın sözde anlayışına vardıran lakırtı, bu sözdelik yüzünden her türlü yeni soru ve hesaplaşmayı engellediği, kendine has biçimde bastırdığı ve geride bıraktığı için durum daha da vahim bir ha­le gelir.
Sayfa 178·Kitabı okuyor
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Anlama
Anlamak bizatihi Dasein’in zati varlık imkanının eksistensiyal varlığı­dır. Söz konusu varlık, kendi varlığının var oluşunun ne olduğunu kendin­de açımlamaktadır. Dasein kendi kendine anlayış içinde şöyle seslenebilir: “Ne isen o ol!” Anlama, Dasein’in dünya-içinde-varolma olarak açımlanmışlığının tamamını ilgilendirdiğinden, anlamanın kendini adayışı, bir bütün olarak tasarlamanın eksistensiyal bir modifikasyonu olmakta­dır.
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Felsefe
Şuradalık, fırlatılmışlık ve keyifsizlik
Nereden ve nereye sorusu bakımından gizlenmiş, ama kendi bakı­mından alabildiğince açık biçimde açımlanmış olan Dasein’in söz konu­su varlık karakterine, yani “öylelik” haline, Dasein’in kendi şuradalığına fırlatılmışlığı diyoruz. Böylece Dasein, dünya-içinde-varolma olarak şurada var olmaktadır. Fırlatılmışlık ifadesi, tevdi olunmuşluğun faktisitesine işaret etmektedir. Dasein’in bulunuşu içinde açımlanan bahse ko­nu “öylelik ve olmaklık”, mevcut-oluşa ait olan olgusallığı ontolojik-kategoriyal biçimde ifade eden bir “öyle” demek değildir. Zira o, sade­ce bakışı yöneltici bir tespit etmeyle erişilebilir olmaktadır. Oysa bulunuş içinde açımlanan öylelik, dünya-içinde-varolmak suretiyle var olan tam da bu varolanın eksistensiyal belirlenimi olarak kavranılmalıdır. Faktisite bir mevcut-olanın factum brutum olgusallığı demek olmayıp, Dasein’in varoluşunda bulunduğu halde öncelikle kenara itilen bir varlık karakteridir. Faktisitedeki öylelik asla seyretmek suretiyle önümüzde mevcut bulunabilecek bir şey değildir. Dasein karakterindeki bir varolan, kendini (ister belirtik biçimde is­ter değil) kendi fırlatılmışlığı içinde bulmakla kendi şuradalığını var etmektedir. Bulunuş içindeyken Dasein, zaten hep kendi kendisiyle karşı karşıya gelmiş olmakta, kendisini zaten hep peşinen bulmuş olmaktadır ama algısal kendi-önünde-mevcut-olma olarak değil ve fakat haletiruhiyeye sahip bir kendini bulma olarak. Dasein kendi varlığına tevdi edil­miş bir varolan olarak kendini zaten hep bulduklarına da tevdi edilmiş bulmaktadır, bu öyle bir bulmadır ki, öyle doğrudan aramaktan değil, daha ziyade bir kaçıştan neşet etmektedir. Haletiruhiye, fırlatılmışlığı ona bakış yöneltmek suretiyle değil, ona yüzünü dönmek veya ondan yüzünü çevirmek suretiyle açımlar. Ve çoğunlukla Dasein, bizzat
Sayfa 142·Kitabı okuyor
Felsefe
Dasein-2
İnsandaki lumen naturale’den bahseden ontik figüratif söz, as­lında söz konusu varolanın eksistensiyal-ontolojik yapısından başka bir şeyi dile getirmez: insanın var olma tarzı kendi buradalığı olarak var ol­maktır. “Aydınlanmış” demek, dünya-içinde-varolmak olarak insanın bizzat açıklıkta olması, başka bir varolan üzerinden değil bizzat kendi­nin kayranı olarak var olması demektir. Sadece eksistensiyal olarak böylece açıklıkta olan bir varolan, mevcut-olanlara aydınlıkta erişebilir, karanlıktakilerse saklı kalır. Dasein kendi şuradalığını kendi hamurun­da taşır. Ondan mahrum olsaydı sadece olgusal olarak var olmamakla kalmayacak, öyle bir öze sahip bir varolan bile olamayacaktı. Dasein bizzat kendi açımlanmışlığı olarak vardır.
Sayfa 140·Kitabı okuyor
Felsefe
Dasein-1
"Dasein’ın “özü” kendi varoluşunda yatar. Bu varolanda meydana çıkartılabilen karakterler, şöyle ve böyle bir “görünüme” sahip mevcut bir varolanın mevcut “özellikleri” olmayıp, hep kendisine ait olan var olma imkanlarıdır, başka bir şey değil. Bu varolanın tüm öylelikleri bi­rincil olarak varlıktır. Bu sebeple söz konusu varolanı isimlendirmek için kullandığımız “Dasein” ismi onun masa, ev, ağaç gibisinden bir neliğini değil varlığını' ifade eder." *Yukarıda alıntısı verilen bölüm aslında kitabın özünü oluşturan Dasein kavramının muhteşem bir tanımıdır. Bu kavramın farkında olan insanların gözyaşları dökmesine neden olabilecek denli derin bir tanım yapmıştır Heidegger. Dasein benim zihnimde şu şekilde ortaya çıkar; zihnin kendi varlığını hissetmesinin ardından, onun bulunduğun bedenin içine hapsolmuş olduğunu kavraması, ardından bedenine bakıp şaşırması, bedenin bir nesne gibi karşısına çıkmasına rağmen onu hareket ettirmesiyle birlikte beden ile zihin arasında ikileme düşülmesi.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Felsefe