1000Kitap Logosu
Pluto
İçimizdeki Şeytan'ı inceledi.
256 syf.
·
10/10 puan
Okurken sıkılmayacağınız bir şaheser. Ömer'in dönüşümü, maddi olanaksızlıkların insanları sürüklediği psikolojiyi anlatması bakımından, muhteşem işleniyor. Bu kaliteyi bulabileceğim Türk yazar sayısı kısıtlıdır.
İçimizdeki Şeytan
8.6/10
· 106,7bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
9
Pluto
bir alıntı ekledi.
İnsanlar-2
Öldükten sonra insanların bir yerde buluştuklarını söyleyenlere inanmak isterdim. Yaşarken, ne sıkıcı ve soluk insanlarla birlikte geçiriyoruz ömrümüzü. Hiç olmazsa öldükten sonra, aralarında bulunmaktan zevk alacağımız insanlarla yaşasaydık.
Oğuz Atay
Sayfa 576 - İletişim
5
Pluto
bir alıntı ekledi.
İnsanlar
İnsan akıllı bir görünüşle, en saçma sözleri bırakabilir çevresindeki insanların yarattığı boşluğa. Çok fazla da üzülmüyordu. Duyuların zayıflıyor mu oğlum Turgut? İçindeki o tarifsiz, kuvvetli duygu, başka duyguları körleştiriyor mu? İnsanlar! Neden kaybolup gitmeme seyirci kalıyorsunuz? Benden ne kötülük gördünüz? İnsanlar, duygusuz bir telaşla kaçışıyordu. Çok zayıfladım insanlar! Belki de kaçmak istediğim bir işe farkına varmadan sürüklüyorsunuz beni. Oysa, ne kadar korkuyordum beni tutmanızdan. Ne kadar tutucu görünüyordunuz. Ne hileleriniz vardı. Ne kadar zayıf bağlarla bir arada tutuyormuşsunuz toplumu. Benim ayrılmama seyirci kalmanız ne kadar dehşet verici. Sonra, durum artık saklanamayacak bir şiddet kazanınca, şaşırmış görüneceksiniz. Sahte bir şaşkınlık göstereceksiniz. Sizi hesaba katıp yola çıkanları büyük hayal kırıklığına uğratıyorsunuz. Ne diyeyim? Siz beni tanımıyorsanız, ben de sizi hiç bilmiyorum. Buna da üzülmüyorsunuz. Daha beter olun!
Oğuz Atay
Sayfa 403 - İletişim. Turgut
7
Pluto
bir alıntı ekledi.
Lakırtı
Dasein’in özsel varlık konstitüsyonuna ait olan ve onun açımlanmışlığını birlikte oluşturan söz, lakırtıya dönüşme imkanına sahiptir. Lakırtı olarak söz, dünya-içinde-varolmayı eklemlenmiş bir anlayış içinde açık tutmayarak onu kapatır ve dünya-içindeki varolanların üzerini örter. Bunun olabilmesi için bir aldatma kastını taşıyor olmak gerekmez. Zira lakırtının varlık minvalinde, bir şeyi bilinçli olarak başka bir şeymiş gibi göstermek yoktur. Zeminsiz dayanaksız söz söy­leme ve bunu başkalarına nakletme zaten yeter de artar, açımlanma­nın kapanmaya dönüşmesi için. Çünkü söylenen söz, öncelikle hep “söyleyici”, yani keşfedici olarak anlaşılmaktadır. Dolayısıyla lakırtı, tabiatı icabı (hakkında konuşulanın zeminine inmeyi ihmal ettiği için) bir örtmedir. Hakkında konuşulanın sözde anlayışına vardıran lakırtı, bu sözdelik yüzünden her türlü yeni soru ve hesaplaşmayı engellediği, kendine has biçimde bastırdığı ve geride bıraktığı için durum daha da vahim bir ha­le gelir.