"Ey Yavuz! Milletimin selâmetini yalvaracaktım.
Ayaklarına kapanmak için sana yükselmek istedim.
Yarı
yolda gözlerim karardı.
Sendeledim ve düştüm.
Allah
günâhımı affetsin!”
Ah bu vatanda her şehide bir taş dikilseydi,
memleketimiz baştan başa bir kabristan kesilirdi ve bu türbelerin kandilleri için göğün yıldızları kâfi gelmezdi.
Evet, bu zavallı vatanın yarasını kanatan sîzsiniz, sizin gibi onu beğenmeyenler, ona i’timad etmeyenler, dâimâ onun kusurunu gören onun sevgilileridir.
21 Ağustos 1327 (1911) - Büyükad
Ey Güneş! Rüzgârdan kanatlarınıger!... Işıklardan saçlarını dök!...
Mâvi bulutlardan tüllerine bürün!.
Bu güzellikle bize dâimâ görün!
Ruhumuzu bir çiğ
damlasıvâri göğsüne çek ki senin gibi temiz doğup, temiz ölelim!...
Bu kitabı sizi düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicranlarım söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi... Bu kemanı ana vatanın sinesinden yonttum. Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun. Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sâhib olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!...
Dünyânın her tarafındaki taşsız mezarların, azametinin mâlikâneleridir.