Yoldaşım bugün veda etti…
Puan vermedi·116 syf.·
2026 6. kitabı
Melisa Kesmez’in kaleminden etkilenince bana hediye edilen kitap olur kendileri. Bu kitaba ilk başladığımda hayatımın zor bir sürecinden gecmekteydim, hâlâ da geçmiş sayılmam. Bu süreçte kitaptaki Türkan gibi ben de yolumu bulmaya çalışıyor, düşünüyor, çırpınıyorken bu kitap bana eşlik ediyordu. Benimle doğada geziniyor, kafelerde oturuyor, ben uyurken baş ucumda uyanmamı bekliyor, hastanede sonuç bekliyor hatta ameliyat sonrası beni odamda bekliyordu. Sonunda bugün bana veda etti… Kitaba gelecek olursak; duygu durumlarını bu kadar güzel ifade eden, dokunan cümleler olunca durup durup düşünüyorsunuz, o yüzden bir çırpıda bitmiyor, iyi ki de bitmiyor. Kendini arayan, içinde bitmek bilmeyen savaşın yer aldığı her kadın okumalı, hissetmeli, demlenmeli. Uyanmalı, ayılmalı okumalar olsun :))
Duygu ve Düşünce
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,6bin okunma
Manipüle edildim.
9/10
·352 syf.··
2026 264. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 05:27
Mektup Arkadaşım beklediğimden çok farklı çıkan kitaplardan biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren akıcı dili sayesinde hikâyenin içine kolayca girdim. Gizem unsuru da en baştan itibaren kendini hissettiriyordu ve sayfaları çevirmeye devam etmek için yeterli merakı yaratıyordu. Ancak kitabın ilk yarısında büyük bir yanılgıya düştüm. Yoğun yetişkin içerik nedeniyle hikâyeyi hafife almaya başladım. Bir noktada, etrafına biraz gizem serpiştirilmiş bir aşk romanı okuduğumu düşündüm. Fakat sonradan anladım ki yazar tam da bunu yapmamı istiyormuş. Kitabın beni etkileyen tarafı ters köşesi değil, o ters köşeye düşürülme şekli oldu. Hansel ve Gretel’in ekmek kırıntılarını takip etmek yerine cadının evindeki tatlılara kapılması gibi, ben de gözümün önünde duran ipuçlarını görmek yerine hikâyenin sunduğu başka şeylere odaklandım. Gerçeği fark ettiğimde ise iş işten geçmişti. Normalde örüntüleri oldukça hızlı yakalayan bir okurum. Hatta çoğu zaman yazarların saklamaya çalıştığı şeyleri erkenden tahmin ettiğim için ters köşelerin keyfini tam anlamıyla yaşayamam. Fakat bu kitapta kurulan yapı beni tamamen içine çekti ve yönlendirdi. Üstelik sonradan dönüp baktığımda ipuçlarının aslında hep orada olduğunu görmek, şaşkınlığımı daha da artırdı. Yazarın son sözünde bazı ilham kaynaklarından bahsetmesi de benim okuma deneyimimi doğruladı. Çünkü bu tema işlendiğinde benzer şekilde yanıltıldığımı daha önce de fark etmiştim. Burada da aynı tuzağa düştüm ama bu kez bunun ne kadar ustaca kurulduğunu görmek ayrıca hoşuma gitti. Elbette kitap kusursuz değil. Bazı mantıksal boşluklar gözüme çarptı ve birkaç noktada daha sağlam temellendirmeler görmek isterdim. Ancak bunlar genel deneyimimi bozacak seviyede değildi. Sonuç olarak Mektup Arkadaşım, beni şaşırtmayı başaran, okurken büyük keyif
Mektup ArkadaşımJ.T. Geissinger · Juno Kitap · 2025390 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1/10
·365 syf.··
2026 25. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 02:33
Eylül, okumakta zorlandığım bir kaç defa yarım bırakıp sırf Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olduğu için tekrar tekrar şans verdiğim bir eser. Karakterlerin iç dünyası, vicdan çatışmaları ve bastırılmış duyguları başarılı bir şekilde yansıtılmış. Ancak romanı okurken en çok dikkatimi çeken iki unsur oldu. İlki, oldukça yoğun betimlemeleriydi. Doğa, mekan ve ruh hallerini anlatan uzun tasvirler, dönemin edebiyat anlayışını yansıtsa da günümüz okuru için zaman zaman anlatının akışını yavaşlatıyor. Bu nedenle romana adapte olmam kolay olmadı. İkincisi ise merkezindeki yasak aşktı. Romanda fiziksel bir aldatma yaşanmasa da evli bir kadın ile eşinin yakın arkadaşı arasında gelişen duygusal bağ, bana göre sadakatin ihlalidir. Çünkü sadakat yalnızca bedensel değil, duygusal bağlılığı da kapsar. Üstelik erkek karakterin kadının sadakatine hayran olurken aynı zamanda onu eşinden bile kıskanması, insanın arzuları karşısındaki çelişkisini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Sonuç olarak Eylül, psikolojik çözümlemeleriyle edebiyat tarihindeki yerini hak eden bir eser. Ancak yoğun betimlemeleri ve yasak aşkı merkeze alan konusu nedeniyle her okurda aynı etkiyi bırakmayabilir. Bir klasiği okumak her zaman onu sevmek anlamına gelmiyor; bazen değerini kabul ederken anlatmak istediği dünyaya mesafeli de kalabiliyoruz.
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750bin okunma
8/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Türkiye’de hem en çok yarım bırakılan hem de en çok okunan kitaplardan biri olması sebebiyle hem başlamaya korktuğum hem de çok okumak istediğim bir kitaptı.. korktuğum kadar da varmış zaten.. elbette müthiş bir edebiyat eleştirmek benim haddim değil. Ama bu kadar uzun olması beni biraz sıktı sonunu zor getirdim. Fakat Oğuz Atay muhteşem bir kitap yazmış. Bildiği bütün teknikleri tek bir kitapta kullanmış ve kitap bu yüzden sanırım bu kadar uzun. Alt metinler üst metinler Pontuslar ne ararsanız var bir kitap. Ancak benim kitapta en çok sevdiğim şey ironik dili oldu. Yazardan daha önce de kitaplar okumuştum ancak Tutunamayanlardaki ironi bence hiçbirinde yoktu. Zaman zaman kahkahalar attım zaman zaman da beni düşündürdü. Sonuç olarak elbette okuması zor bir Metin’de ama iyi edebiyat okumak her zaman zordur
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Spoiler
9/10
·104 syf.··
2026 20. kitabı
Kitabın can alıcı son sahnesinde, diğer hayvanlar dışarıdan domuzlara ve insanlara bakar ama hangisinin insan, hangisinin domuz olduğunu ayırt edemezler. Orwell burada karamsar ama sarsıcı bir döngüsel tarih felsefesi sunar: Sistemlerin adı değişse de, gücün doğası değişmez. Ezilenler, ezenlerin yöntemlerini kullanarak güç devşirdiklerinde, kaçınılmaz olarak eski zalimlerine dönüşürler. Bu durum, sadece makro siyasette değil, mikro düzeyde (iş yerlerinde, ailelerde, küçük topluluklarda) güç elde eden bireyin hızla tiranlaşmasında da gözlemlenebilir. Devrim, ahlaki bir otokontrol mekanizması ve şeffaflık barındırmıyorsa, sadece tiranın maskesini değiştirir. ​Sonuç olarak Hayvan Çiftliği, sadece Sovyet tarihinin bir parçası değil; insan psikolojisinin, güce olan zaafının ve kitlelerin manipülasyona açıklığının evrensel bir el kitabıdır. Kitap bize şu soruyu miras bırakır: Bir sistemin domuzlaşmasını engellemek için Benjamin (Eşek) gibi sessiz birer gözlemci mi olacağız, yoksa hakikatin kelimelerine ve hafızamıza ne pahasına olursa olsun sahip mi çıkacağız?
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Altın Kitaplar · 2021296,5bin okunma
Denizin Altında Kaybolan Potansiyel
6/10
·280 syf.·
2026 79. kitabı
Selam. Beni yeterince tatmin etmeyen ancak oldukça masalsı olan bir kitaplayız bu gün. Fantastik öğelerle bezeli, Kore mitolojisinden ilham alan ve son yıllarda oldukça ilgi gören Denizin Altına Düşen Kız, özellikle atmosferi ve masalsı dünyasıyla dikkat çeken bir kitap. Ben de kitaba beklentilerle başladım ve okuma deneyimim boyunca hem beğendiğim hem de eksik bulduğum noktalar oldu. Axie Oh'un Denizin Altına Düşen Kız kitabını bitirdiğimde bu kitabın aslında kötü olmadığını düşündüm. Hatta yer yer çok güzel fikirleri, etkileyici sahneleri ve gerçekten ilgi çekici bir dünyası var. Ancak bütün bunlara rağmen bende büyük bir etki bırakmayı başaramadı. Bunun sebebi de sanırım yazarın kafasındaki fikirlerle bunları sayfalara aktarma başarısı arasındaki mesafe. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferi. Denizler, ruhlar, tanrılar, efsaneler ve masalsı anlatım zaman zaman gerçekten büyüleyici bir hava yaratıyor. Özellikle bazı betimlemeler çok başarılıydı. Hatta kitabı okurken neden bazı insanların ona bir Ghibli filmi havası yakıştırdığını anlayabiliyorum. Eğer bu hikâye animasyon olarak izleseydim muhtemelen çok daha fazla etkilenebilirdim. Fakat aynı hissi kitapta alamadım. Çünkü atmosfer ne kadar güçlü olursa olsun hikâye ve karakterler onu desteklemekte zorlanıyor. En büyük sorunlarımdan biri anlatım dilindeydi. Özellikle büyükannenin hikâyeleri o kadar sık tekrar ediliyor ki bir noktadan sonra dikkat dağıtmaya başlıyor. Sürekli "büyükannemin anlattığı hikâyelerdeki kadınlar", "büyükannemin öğrettiği şeyler", "büyükannemin hikâyeleri" ifadelerini görmek karakterin kendi düşüncelerini geliştiremediği hissini yaratıyor. Üstelik bu sadece büyükanneyle de sınırlı değil. Dedem şöyle derdi, ağabeyim böyle söylerdi, büyükannem şunu anlatırdı... Bir süre sonra karakterin
Denizin Altına Düşen KızAxie Oh · Yabancı Yayınları · 2023848 okunma