Şu an hissettiğin o belirsizlik ve korku var ya; aslında imanın sınandığı bir makamdır. 'Rabbim ne eylerse güzel eyler' diyebilen her gönül, sonunda mutlaka selamete çıkar. Bulutlar dağılacak, güneş elbet doğacak.
Tolstoy kitabın sonunda, kendi içine bakıp hâkikati görme konusunda kişisel bir karar verme çağrısında bulunur:
"Yapman gereken kendini yalandan kurtarmaktır, durumun kaçınılmaz surette kendiliğinden değişecektir.
Nurullah Genç’in:
“Ne yaparsam yapayım, sonunda içimle baş başa kalıyorum ve bir derin hüzün gelip kaplıyor içimi. Benim yurdum içimde galiba.” dediği yerdeyim.
Sonunda derinlerde aranana karşı bir antitez vardır.
Bir gün bütün benliğini saran şey en nefret ettiğin şey olabilir.
Nihayet felsefe sonunda antifelsefeye dönüşür.
Zihinsel oyalanmalar,zihin oyunları bütün bunlar aktüel karşısında güdük şeyler olarak kalacak..Belki 50 yıl sonra bu felsefi keşişlerin birer çarmıh gösterisi bile olabilir.
Büyük bir metafor olarak İsa ve onun çarmıhta duran bedeni oyununun anlamsız oluşuna varılacak.Kahkası şen bilim olan o pos bıyık bile son darbeyi aldığında felsefe bir hastalık olarak addelicektir.