Ayşe

Puan vermedi·236 syf.··
2022 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2022 00:00
normal sözlük kitap kulübü ile okumaya karar verdiğimiz ancak benim yine onlardan çok sonra bitirebildiğim kitap. jose saramagonun 2005 yılında yayımlanan romanı. benim ise yazar ile ilk tanıştığım kitap. yazımı bir hayli farklı. upuzun cümleler, birbirine bağlı konuşmalar, virgüller noktalar ve sıfır diğer imleçler. virgüllerle birbirine bağlanmış konuşmalara alışmak zor oldu ilk başta. sonra, alıştım ve kitabın ritmini bu virgüllerin oluşturduğunu düşünmeye başladım. biraz zor olsa da okuması zevkli bir yapıt. oldukça sade ve kendini kaptırabileceğin derecede bir öykü kurmacası var. genellikle okuyucu ile konuşan anlatıcılı kitapları okumaya devam edemem ve bundan çok rahatsız olurum ancak, bu kitapta bu durumu yaşamadım. anlatıcı 3.göz iken sizin duruma bakan 4. göz olmanız rahatsız etmeyecek kadar konforlu bir durum bile olmuştu. sanırım yazarın ustalığı da bu. diğer kitaplarını da okumak için listeme aldım. farklı bir yazım tekniği ve sade bir anlatımla, size farklı bir pencere açan bir kitap okumak isterseniz, teklifsiz başlayabileceğiniz nadir kitaplardan.
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·328 syf.··
2021 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 00:00
şimdiye kadar okumadığım bir kitap türüne mensup. birazda romantik bir şeyler okuyayım diyerek gittiğim kitapçıda ki görevli hanımın tavsiyesi ile aldım. çok akıcı ve bir çırpıda okuyacağımı salık verdi sağ olsun. ve nitekim öyle de oldu. kitabın dili çok hafif, bir sohbete dahil olmuşsun da o sohbet de akıp gidiyormuş gibi bir his yaratıyor insanda. hikaye başlangıçta Saraybosna da bir konservatuarda geçiyor gibi görünüyor. aşık olan öğrenciler ve bir takım dönüp duracak klişeler diye düşünülüyor ilk başta ama, kitabın girişindeki ' bu roman hayal ürünü değildir, tamamen gerçeklere dayanmaktadır' ibaresi içini hafif huzursuz ediyor. kitabı okurken asla savaş çıkacağını konduramayan Boşnak halkı gibi bir anda savaşın ortasında buluveriyorsunuz kendinizi. vahşet, katliam, acımasızlık tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriliyor. kitabı okurken çok kez kendimi "ne zaman bitecek bu çile?" diye sorarken buldum. daha fazla detay vermeden kitapla ilgili ne yazabilirim emin değilim. özetle, yaşanmış bir hikaye. savaşın bir toplumda neler değiştireceğini gösteren bir kitap. acı eşiği düşük olan kişiler için ağlama ile sonuçlanacak bir çok bölümü var ancak, empati kurabilmek için bile okunabilecek bir kitap.
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,4bin okunma
8/10
sevgili kitap kulübümüz ile okuduğumuz kitap. çok uzun zaman oldu tabi okumamız ancak ben henüz bitirebildim. sanırım yine bir klasik sendromu. iyi yazarları, eski kitapları okurken istemsiz bir zorlanıyorum. ondan sebep bu kitapta bende biraz süründü. genel olarak bakacak olursak, Victor Hugo'nun yazdığı Türkçe'ye Volkan Yalçın'ın çevirdiği iş bankası yayınlarından 77 sayfa olan bir kitaptır. dili sadedir. insanı çok yormuyor. (tabi benim klasiklere karşı fobim olduğundan bu durumu ancak bitirince idrak edebildim.) monolog tarzında ilerliyor. idam mahkumunun, dününe, bugününe, iç sesine, olmayacak yarınına konuk oluyoruz. bazen sayfalarca sürüyor bir gün, bazen 3 satır. oturup kenardan bakıyoruz öylece, bitmekte olan bir yaşama. benim şahsi düşünceme göre ise, takibi biraz zor olan bir kitap. içselleştirmek zor. idam mahkumu ise, bir nevi suçlu. suçlu ile empati kurmak ise, insanilik mi yoksa işlenilen suça karşı saygısızlık mı emin olamıyorum. ancak kitabın güzel yanı, suçu asla bilmiyoruz. belki gerçekten suçlu, belki sadece iftira. bunu da bilmiyoruz. bu nedenle de taraf olamayacak kadar soyut bir suça yakın olmaktansa, suçlunun çektiği acıya empati duyuyoruz. bu da yazarın neden klasikleştiğini tekrar hatırlatıyor tabi ki. her ne olursa olsun, ölüm saatini bile bilerek yaşayan bir insanın, bu en adi suçtan hüküm giymiş olan bir insan dahi olsa, son dakikada o en ilkel dürtümüz olan, yaşamak isteğine karşı duramayacağı gerçeğini karşımıza bırakıveriyor kitap. ne iyi yapıyor.
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Dekalog Yayınları · 2020152,5bin okunma
8/10
·184 syf.··
2021 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2021 00:00
genki kawamura'nın yazmış olduğu 2021 yılında Türkçe'ye çevrilmiş olan kitabıdır. bizde canım kitap - edebiyat kulübü ile okumaya karar vermiştik. bazı temin problemlerinden toplu okuyamadık ancak, ben kitabı alabilen şanslı kesimden olunca, okudum. azıcık spoiler içerebilir dikkatli olmanızı tavsiye ederim. öncelikle kitabın konusundan bahsedecek olur isek, bir posta memurunun birden bire ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve artık çok ileri olduğu için kısa bir sürede vefat edeceğini öğrenmesi ile başlıyor. hazır ölen biri var diyerek, şeytan çıkıp geliyor ve bir teklifte bulunuyor. teklif basit, dünyadan bir şey kaybolacak, karşılığında bir gün daha yaşayacaksın. başlangıçta mantıklı, bir sürü obje nesne var etrafta, sonsuza kadar bile sürebilir bu diye düşünüp karakterimiz, kabul ediyor. ve böylelikle oyun başlıyor. kitap, dini inançlarda olan dünyanın 7 günde yaratılması inancına atıfta bulunarak, kitabı 7 bölüme ayırıyor. aynı zamanda her bir gün bir nesnenin kayboluş günü. pazartesiden pazara uzanan bu yolculukta, duygusal olarak ana karakterimizi gözlemliyoruz. onun içsel yolculuğuna şahit olup, en önemli sorunların bile bir adım ile çözülebilir olduğunu anlıyoruz. kitap çok sade ve yalın bir dille kaleme alınmış. bu nedenle de okuması çok kolay. çevirmenin de bunda payı büyük tabi, bu nedenle dex yayın evini ve çevirmen deniz Topaktaş'ı tebrik etmeden geçemeyeceğim. tüm ekibin sayesinde, uzun zamandır eline aldığı kitabı bir türlü bitiremeyen ben, zevkle bir kitabı bitirebildim. kimlere tavsiye ederim kitabı diye soracak olursanız, hafif duygusal ama eğlenceli kitaplar tam benim zevk aldığım kitaplar diyorsanız, hiç çekinmeden başlayabilirsiniz. şimdiden iyi okumalar.
Bir Gün Kediler Dünyadan Yok OlsaydıGenki Kawamura · Dex Yayınevi · 20212,306 okunma
4/10
·140 syf.··
2025 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 00:00
inkılap yayın evinden çıkmış 129 sayfalık bir roman. kitapla ilgili en canımı sıkan konu, Livaneli'nin gündemden bir şeyler yazayım telaşı ile bu romanı yazmış olduğunu düşünmeme sebebiyet verecek kadar karman çorman gitmesi. tabii ki bir noktada her konu birbirine bağlanıyor. oğullarını kaybeden balıkçı ailesi, Ege'de yaşamaları, sahile cenazesi vuran göçmen bebek, ege doğasının tahrip edilmesi, dağların siyanür ile delinerek altın aranması. ne ararsanız var, son dakika haber bülteni gibi aynı. yakıştıramadım Livaneli'ye bu kitabı. onun o içtenlikle, kurgusu güzel, dili akıcı bir sürü romanı var iken, böyle her konudan biraz alayım, azıcık da dram olsun demesi, basit gündem oluşturma gibi geldi biraz bana. ki zaten kitabın son 6 sayfasında yer alan röportajda kanıtı gibi bunun. dergide yayınlanan hikaye tadında olmuş anlayacağınız. kolay okunur bir şey ararsanız, severek okursunuz tabi ama Livaneli okuyayım diye elinize almayın, normalde bu kadar basit bir yazar değil kendisi, yanlış tanımış olmanızı istemem.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma