Selamlar, selamlar! Cam Şato’nun 4. kitabının ve- bence- serinin ilk dört kitabı içinde en güzel kitabının yorumuyla geldim size! Seri hakkında fikrinizin olmasını istiyorsanız diğer kitapların yorumlarını okumalısınız çünkü bu kitabın yorumunu spoilersız girmem biraz imkansız.
“Celaena sevdiği herkesi kaybetti. Ama intikam için krallığa dönmeye yemin etti. Terrasen’in Kraliçesi Aelin olarak, Adarlan Krallığı’nın başkenti Rifthold’a geldiğinde tek amacı büyüyü yeniden özgür bırakmaktı. İntikamını alırken; Adarlan’a gelen Rowan, kalbini kıran ve krala isyan eden Chaol, uğruna savaşmak zorunda olduğu kuzeni Aedion ve kötü bir geçmişi paylaştıkları fahişe Lysandra da ona yardım edecek.”
Gerçekten… Bu kitap tam bir şaheser! Baştan sona süren temposu, karakter ve etkileşimleri… Sakin olup en baştan başlıyorum. Kitapta sonunda Arobynn Hamel’i görüyoruz. Suikastçılar Kralı. Duruşu ve davranışları aşırı iyiydi. Karakter tasarımına bayılsam da tahmin ettiğim, ve ettiğiniz gibi, şerefsiz çıktı. Biraz takıntılı bir sapık gibiydi. Yine de, ne kadar sinir bozucu olursa olsun onu kitapta görebilmek benim çok hoşuma gitti.
Kitapta nihayet beklediğim Chaol ve Aelin karşılaşması oldu fakat kitabın büyük çoğunluğu Chaol’u tokatlama isteğimi bastırmakla geçti. –Üstelik bunu istesem de yapamam?- Yine de Chaol’u yine anlayabildim ve tepkilerinde hak verdiğim kısımlar oldu. O kusurlu ve zor anlayan bir insan. Kitabın sonunda ikisi de orta yolu bulduğu için mutlu oldum.
Aedion ve Aelin ilişkisini çok sevdim. Birbirlerini koruyup kollamaları ve görüşmeyeli yıllar geçse de aralarındaki bağın sağlam olması çok güzeldi. Lysandra, bu kitapta yeni gelen karakterlerdendi ve kadının duruşuna gerçekten bayıldım. Çok güçlü biri olduğunu düşünüyorum. Kitabın başlarında Rowan olmasa da – Aelin’in