Mükememel bir kitaptı. 1. kitaba göre duygu, alan, kişi ve cinayet olarak çok kapsamlıydı. Yeni yeni kişiler, mekanlarda geçiyordu ve kadın karakterimizi her bu durum karşısında tepkilerini; yaşadıklarını okumak çok büyük bir zevkti.
Hikaye çok sarmal ilerleyip bölümler olay olay bölündüğünden hiç sıkmadan kafa karışıklığı yaratmadan okudum. Kitaptaki katili yine tahmin edemedim, edeceğim noktada da işler öyle bir hal aldı ki wtf oldum. Bir anda yerde gezen zararsız karıncanın bir anda hulka dönüşmesi gibiydi.
En güzel yanı kadın karakterimiz olan Audrey Rose'un duygularına, thomasla ilişkilerine yaptıkları hatalardan çözümlere kadar bu kitapta işlenmiş olması. 1. kitaba göre daha da duygusal ve kararlı bir kitaptı. Ne istediğini, kendi duygularının ne olduğunu okumak bir noktada çok rahatlattı.Hani kitapta sinirleneceğim bir olay olsa bile benim sinirlenmeme gerek kalmadı çünkü Rose o kadar ince, ve olması gerektiği gibi karşılık verdi ki ben sadece öyle ohh oldum. Ve sonunda hani hem şoka girip hem sevindim hem üzüldüm.
Bu kitabı daha çok sevme nedenimin bir diğeriyse cinayet örgüsü içinde size çok fazla kültür, kural, mimari sunuyor olması. Sadece bir olayı değil onunla bağlantılı her şeyi yavaş yavaş işliyor. Hatta bazı yerlerinde beynim basmadı çok karmaşık olaylarda var çok ara açılmadan okunması gerekiyor bence. Durup durup neyin ne olduğunu araştırmak zorunda kaldığım anlar oldu.
Bununla beraber kitabın en sonunda yazarın bu kullandığı her tarihi şeyi de açıklaması sadece bir kurgu amaçlı değil öğretici amacı olduğunuda belli ediyor ki bu detaylar kitabın başındaki harita gibi çok ilgi çekici. Bu kitap sayesinde Rumenceye ilgim oluştu mesela.
Hımm başka ne diyebilirim bilmiyorum polisiyenin ağır bastığı anda duygular, duyguların ağır bastığı anda polisiyeler