İlk birikim döneminde, o sırada şekillenmeye başlayan yeni ulusal devletlerde örgütlenmiş olan Batı Avrupa burjuvazisi, Amerika, Asya ve Afrika'yı yağmalayarak sermaye biriktirmişti. Şimdi ulaştığımız dönemde ise, başta İngiltere olmak üzere aynı devletler sömürgelerin sömürülmesinin yeni bir aşamasına girmişlerdir. Sermayelerini, kâr oranının göreli olarak düşük olduğu kendi ülkelerinde yeniden yatırmak yerine, işgücünün ve hammaddelerin ucuz olduğu sömürgelerde yatırmayı yeğ tutmaya başlarlar:
"Kapitalizm var olduğu sürece, sermaye fazlası belli bir ülkedeki kitlelerin hayat yüzeyini yükseltmek amacıyla değil (çünkü bu, kapitalistler için kârlarının azalması demektir), tersine denizaşırı geri ülkelere sermaye ihraç ederek kârları artırmak amacıyla kullanılacaktır. Bu ülkelerde sermaye sıkıntısı olduğu için arazi fiyatları göreli olarak düşük, ücretler düşük ve hammaddeler de ucuz olduğu için kâr oranı genellikle yüksektir. "
Bütün dünyanın büyük devletler tarafından sömürgelere ve etki alanlarına bölünmüş olduğu emperyalizm çağında, kapitalist sistem, daha fazla yayılacak alan bulamaz ve kendi içine dönerek kendini yemeye başlar. Artık rekabet öylesine şiddetli ve üretimın çapı da öylesine büyüktür ki, her tekelci grup en fazla kârı sağlamak için mücadele etmek zorundadır:
"Tekelci kapitalizmi, sömürgeleri ve diğer geri ülkeleri köleleştirmek ve sistemli bir biçimde yağma etmek, bir dizi bağımsız ülkeyi bağımlı ülke haline getirmek, yeni savaşlar çıkarmak-modern kapitalizmin kodamanları için bu, en fazla kâr elde etmek amacıyla girişilen en iyi 'iştir gibi tehlikeli girişimlere iteň ve dünyada ekonomik üstünlük sağlamaya girişmesine yol açan, hep bu en fazla kâr elde etme zorunluluğudur. "
"Ölmekte olan ama henüz ölmemiş" kapitalizm, kendisini parçalamakta olan