Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
@sorguletios
Proleterleşmeye çalışan Küçük Burjuva
Sosyoloji 2.Sınıf
Dersim / Ankara
Ankara, 31 Aralık 2002
143 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Kapitalist ile ücretli işçi arasındaki ilişki, alıcı ile satıcı arasındaki bir İlişkidir. Peki ücretli işçinin satışa çıkarıp da kapitalistin satın aldığı şey nedir? Kapitalist buna, işçilerinden şu kadar emek satın aldığı ve bunun karşılığını da değerince ödediği cevabını verecektir: "Adil bir işgünü için adil bir ücret." Bu cevap, sahtekârlıktan ibarettir. Birincisi, işçinin ücreti para olarak ödenir. Paranın satın alma gücü, diğer metaların fiyatlarındaki dalgalanmalara göre değişir. Dolayısıyla parasal ücretle gerçek ücret arasında, işçi açısından çok önemli bir fark vardır. Fiyatlar yükseliyorsa, parasal ücreti arttığı halde eskisinden de yoksul bir duruma düşebilir. İkincisi, işçinin ücreti, çalışmasının tam karşılığını temsil etseydi ürettiği metanın fiyatındaki her artışla orantılı olarak ücreti de artardı; ama öyle olmaz. Eğer öyle olsaydı kapitalist kâr edemezdi. Kapitalistin kârı işçilerin emeğinden elde edilmiyorsa, nereden elde ediliyor? Buna cevap olarak kapitalistin, mallarını değerinden daha yüksek fiyata sattığı öne sürülmüştür. Bu, tüccarın yaptığı şeydir: Ucuza alıp, pahalıya satmak. Elbette kapitalist de fırsat buldukça aynı şeyi yapar, ama serbest rekabet koşullarında diğer kapitalistlerle eşit durumdadır. Makinelerini ve hammaddesini -"üretim araçlarını" diğer kapitalistlerden satın almıştır, kendi mallarını da onlara satacaktır. Yani bunlar birbirleriyle alışveriş ederler. Dolayısıyla birinden biri değerinin altında satın alır ya da değerinin üstünde satarsa, bunu diğerinin zararı pahasına yapar. Bu yolla tek tek kapitalistler kazanç sağlasalar bile, bir sınıf olarak kazançlı olamazlar. Bundan da, kârlarının kaynağının bu olamayacağı sonucu çıkar. Kapitalistin işçiden satın aldığı şey, onun emeği değil işgücüdür, yani onun çalışma gücü,
Sayfa 36·Kitabı okudu
Reklam
Bu durum para için olduğu kadar, genel olarak metalar için de geçerlidir. Metalar aynı anda hem maddi nesneler, hem de değer taşıyıcısıdırlar. Değerleri, değişim sürecinde girdikleri karşılıklı ilişkiler içinde ifadesini bulur; bu yüzden değer, maddi nesneler olarak metalara özgü doğal bir özellik gibi görünür. Gerçekte ise değer, metalarda cisimleşmiş emeğin ifadesi olduğu için, toplumsal işbölümü içinde üreticilerin birbirleriyle olan ilişkilerini yansıtır. İşte bu yüzden aslında insanlar arasında olan ilişki, şeyler arasındaki bir ilişkiymiş gibi gözükür: "Metanın esrarlı bir şey olmasının basit nedeni, metanın içinde cisimleşmiş olan insan emeğinin toplumsal niteliğinin insanlara, o emek ürününde var olan nesnel bir özellik gibi; üreticiler ile onların toplam emeği arasındaki ilişkinin de insanlar arasındaki bir toplumsal ilişki olarak değil, emek ürünleri arasındaki bir toplumsal ilişki gibi gözükmesidir." "Değişime konu olan ürün, metadır. Meta olmasının biricik nedeni, iki kişi ya da iki topluluk arasındaki bir ilişkinin, şeye yani ürüne, artık aynı kişi olmayan üretici ile tüketici arasındaki bir ilişkiyi atfetmesidir. "Burada hemen, ekonominin tümünde görülen ve burjuva ik- tisatçılarının kafasında büyük bir karışıklık yaratan garip bir olgunun örneğiyle karşılaşırız. Ekonomi, şeyleri değil, insanlar arasındaki ve son tahlilde sınıflar arasındaki ilişkileri ele alır, ne var ki bu ilişkiler daima şeylere bağlıdır ve şeyler gibi görünür, " Bu yanılsamalar "meta fetişizmi" denen şeyi ya da meta üreten toplumun "sahte bilincini" oluşturur. Bunlar, "üretim sürecinin, in- sanlar tarafından denetlenmek yerine insanlar üzerinde egemenlik kurduğu bir toplum durumuna" özgüdür. İnsan çok uzak olmayan bir gelecekte, meta üretimini ortadan kaldırdıktan sonra, üretim
Sayfa 34·Kitabı okudu
Para hem değer ölçütü hem de fiyat birimidir. Bir metanın değe- rinin madeni para olarak ifadesi onun parasal biçimi ya da fiyatıdır. Metanın fiyatı, metanın içerdiği soyut emek miktarıyla aynı miktarda soyut emek içerdiği düşünülen bir madeni para miktarıdır. Bir değer ölçütü olarak para, madenin değerindeki dalgalanmalardan etkilen- mez; çünkü bu tür değişiklikler bütün metaları eşit biçimde etkiledi- ğinden, göreli değerlerini değiştirmez. Ne var ki, bundan, metanın fiyatının onun değerine eşit olduğu sonucu çıkmaz. Metanın değeri, daha önce belirtildiği gibi, üretimine harcanan toplumsal olarak gerekli emek-zamanı tarafından belirlenir. Toplumsal olarak gerekli emek-zamanı ise, o andaki toplumsal ve tarihi koşullar tarafından belirlenir. Bu koşullar sürekli olarak değişir. Ayrıca üretim ve tüketim koşullarında, o yılın mahsulünün iyi ya da kötü olması gibi, kısa vadeli değişmeler olur; bunlar arz ve talepte dalgalanmalara yol açar. Arzın, talepten az ya da çok olmasına bağlı olarak metanın fiyatı da değerinin altına düşer ya da üstüne çıkar. Ama bu açıkça rastlantısal dalgalanmaların temelinde yatan ve bunları düzenleyen, metanın ortalama fiyatıdır, bunu belirleyen de gene metanın değeridir: "Fiyatların sürekli olarak değişmesi, yükselmeleri ve düşmeleri, birbirlerini götürür ve onları ortalama bir fiyatta dengeye getirir; bu, onların gizli düzenleyicisidir. "
Sayfa 20·Kitabı okudu
Meta, kullanım değeriyle değişim değerinin birleştiği bir emek ürünüdür. Metanın kullanım değeri olmasaydı değişim değeri de olmazdı. Herhangi bir yararı olmasaydı kimse onu satın almak istemezdi. Öte yandan metanın kullanım değeri, satılmak amacıyla üretildiği için, ancak değişim değeri aracılığıyla gerçekleşebilir. İşte bu yüzden genel olarak metanın değerinden söz ettiğimiz zaman onun değişim değerini kastederiz. "Yalnızca, her biri bağımsız bir biçimde ve özel bireyler hesabına sürdürülen farklı türden emeklerin sonucu olan ürünler, bir- birleriyle olan ilişkilerinde meta haline gelebilirler. " Değiştirilecek ürünlerin nitelik bakımından farklı olmaları yetmez, nicelik bakımından da eşit olmaları gerekir. Yani, belli bir ortak özelliğe eşit miktarda sahip olmaları gerekir. Bu ortak özellik emektir: "Kullanım değerleri olarak metalar her şeyden önce birbirinden farklı niteliklerdir, ama değişim değerleri olarak yalnızca birbirinden farklı nicelikler olabilirler ve dolayısıyla kullanım değerinin zerresini içermezler.
Sayfa 16·Kitabı okudu

Ahmet Yıldız

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
Beğendi
·
26 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2024 02:59
·
2024 37. kitabı
Leonid Andreyev
7.2/10 · 4.812 okunma
Reklam