Bu durum para için olduğu kadar, genel olarak metalar için de geçerlidir. Metalar aynı anda hem maddi nesneler, hem de değer taşıyıcısıdırlar. Değerleri, değişim sürecinde girdikleri karşılıklı ilişkiler içinde ifadesini bulur; bu yüzden değer, maddi nesneler olarak metalara özgü doğal bir özellik gibi görünür. Gerçekte ise değer, metalarda cisimleşmiş emeğin ifadesi olduğu için, toplumsal işbölümü içinde üreticilerin birbirleriyle olan ilişkilerini yansıtır. İşte bu yüzden aslında insanlar arasında olan ilişki, şeyler arasındaki bir ilişkiymiş gibi gözükür:
"Metanın esrarlı bir şey olmasının basit nedeni, metanın içinde cisimleşmiş olan insan emeğinin toplumsal niteliğinin insanlara, o emek ürününde var olan nesnel bir özellik gibi; üreticiler ile onların toplam emeği arasındaki ilişkinin de insanlar arasındaki bir toplumsal ilişki olarak değil, emek ürünleri arasındaki bir toplumsal ilişki gibi gözükmesidir."
"Değişime konu olan ürün, metadır. Meta olmasının biricik nedeni, iki kişi ya da iki topluluk arasındaki bir ilişkinin, şeye yani ürüne, artık aynı kişi olmayan üretici ile tüketici arasındaki bir ilişkiyi atfetmesidir.
"Burada hemen, ekonominin tümünde görülen ve burjuva ik- tisatçılarının kafasında büyük bir karışıklık yaratan garip bir olgunun örneğiyle karşılaşırız. Ekonomi, şeyleri değil, insanlar arasındaki ve son tahlilde sınıflar arasındaki ilişkileri ele alır, ne var ki bu ilişkiler daima şeylere bağlıdır ve şeyler gibi görünür, "
Bu yanılsamalar "meta fetişizmi" denen şeyi ya da meta üreten toplumun "sahte bilincini" oluşturur. Bunlar, "üretim sürecinin, in- sanlar tarafından denetlenmek yerine insanlar üzerinde egemenlik kurduğu bir toplum durumuna" özgüdür.
İnsan çok uzak olmayan bir gelecekte, meta üretimini ortadan kaldırdıktan sonra, üretim