Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
@sorguletios
Proleterleşmeye çalışan Küçük Burjuva
Sosyoloji 2.Sınıf
Dersim / Ankara
Ankara, 31 Aralık 2002
143 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Müziği eskiden daha çok severdim, şimdi o kadar değil. Başka ne gibi ilgilerim var? Bilimi, bilimsel kitapları severim. Üniversitenin ilk yıllarında hukuk okumuştum çünkü bir mesleğe sahip olmam gerekiyordu. Ama felsefeyi seviyordum ve kendimi ona adadım. Felsefe yoluyla bilimi keşfettim. Matematik ve fizik ile ilgili meseleleri incelemeye epey zaman verdim. Bence fizik olağanüstü bir bilim. "Zihinsel bir macera" nitelemesi çok uygun. Bilimin sorunu şu ki materyalist bir başlangıç noktasına sahip olan bilim adamları, bilim âlemi içinde kaldıkları sürece iyidirler ama felsefeye veya diğer alanlara geçmek istediklerinde, eğer materyalist değillerse, idealizme yuvarlanıyorlar. Einstein'in bile başına gelmiştir bu. Bilimi seviyorum, onun olağanüstü olduğunu düşünüyorum. Bilime olan bu ilgim felsefe lisansı için yazdığım tezde de görülebilir. Kant'a göre zaman ve mekânın, matematik ve fizik kullanılarak yapılmış Marksist bir tahlili idi. Tekrar okumak isterdim çünkü hepsini yeniden incelemeye şimdi hiç vakit olmuyor. Ancak elimde tek bir nüshası dahi yok.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
El Diario: Korktuğunuz herhangi bir şey var mı? Başkan Gonzalo: Korku mu? Korku ve korkusuzluğun bir çelişki oluşturduğuna inanıyorum. Mesele ideolojimize sarılmak ve içimizdeki cesareti dizginlerinden boşandırmaktadır. Bizi cesur yapan, bize cesaret veren ideolojimizdir. Görüşümce hiç kimse cesur doğmaz. Halkı ve komünistleri cesur yapan toplumdur, sınıf mücadelesidir -sınıf mücadelesi, proletarya, parti ve ideolojimizdir. En büyük korku ne olabilir ki? Ölüm mü? Bir materyalist olarak yaşamın bir gün sona ereceğini biliyorum. Bence en önemli olan şey iyimser olmaktır, hayatımı hasrettiğim işin başkaları tarafından nihai amacımız komünizme varana dek devam ettirileceğine inanmaktır. Çünkü bende olabilecek korku, bu görevin devam ettirilmeyeceği korkusu olabilir ama kişi kitlelere güveniyorsa bu korku ortadan kalkar. Görüşümce en büyük korku, kitlelere güvenmemektir, insanın kendisinin vazgeçilmez olduğuna, dünyanın merkezi olduğuna inanmasıdır. Bence korkunun en kötüsü budur ve eğer insan, parti tarafından proleter ideoloji ile esas olarak Maoizm ile şekillendirilmişse tarihi yapanın kitleler olduğunu, devrimi yapanın parti olduğunu, tarihin ilerleyişinin kesin olduğunu, devrimin esas akım olduğunu anlayacaktır ve o zaman insanın korkusu ortadan kalkacaktır. Ve geriye sadece, komünizmin bir gün ışıldaması ve tüm yeryüzünü aydınlatması için temelin atılmasına, diğerleriyle birlikte katkıda bulunabilmekten tatmin oluş kalacaktır.
Sayfa 101·Kitabı okudu
El Diario: Hükümetin baskı güçleri tarafından en çok aranan kişi olmanız konusunda siz ne hissediyorsunuz? Başkan Gonzalo: İnsanın kendisine düşen görevi yapıyor olduğunu hem de sıkı çalışıyor olduğunu hissettiriyor. Geriye devrime, partiye, Marksizm-Leninizm-Maoizme, sınıfımıza, halka ve kitlelere karşı daha fazla sorumluluk omuzlamak kalıyor ve her zaman hayatımızı parmaklarımızın ucunda taşımakta olduğumuzu kavramak anlamına geliyor. Eğer böyle olmasaydı, komünist olamazdık. Elbette onların kendi sebepleri var. Benimkiler, parti tarafından tespit edilmiş olanlardı ki benim arzum bunlara her seferinde daha sadık ve yararlı olmaktır çünkü yol boyunca herhangi bir yerde işler hayatta çatallaşabilir, üstelik hayatın da bir başı bir sonu vardır, biraz daha az zaman, biraz daha çok zaman meselesi.
Sayfa 101·Kitabı okudu
El Diario: Peru Komünist Partisi'nin dünya devrimine katkısı nedir? Başkan Gonzalo: Başlıca katkımız, Maoizmi, Marksizmin yeni, üçüncü ve en yüksek aşaması olarak savunmamızdır, bu ideolojinin dünya devriminin kumandası ve rehberliğine oturtulması için hizmet etmeye ve yardımcı olmaya kendimizi adamamızdır ve bunun bir parçası olarak Maoizmin geçerliliğini ve her şeyi kucaklayan perspektifini ortaya koymamızdır. Ayrıca kendi gücüne dayanarak herhangi bir süper güçten veya emperyalist güçten bağımsızlığı muhafaza ederek devrimi gerçekleştirmenin mümkün olduğunu ve üstelik bunun şart olduğunu göstermemizdir. Ve bütün eksikliklerimize rağmen kendini hissettiren Halk Savaşının sahip olduğu kudretin sergilenmesidir. Ve eğer mümkünse devrimimizin bazılarının dediği gibi bir umut sunmasıdır ki bu sorumluluk demektir -dünya devriminin fener ışığı olması, diğer komünistlere hizmet edecek bir örnek olmasıdır. Dünya devrimine bu şekilde hizmet ediyoruz.
Sayfa 97·Kitabı okudu