Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
@sorguletios
Proleterleşmeye çalışan Küçük Burjuva
Sosyoloji 2.Sınıf
Dersim / Ankara
Ankara, 31 Aralık 2002
143 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Zaman sadece alma zamanı değildir, incelik gösterip vermek zorundayız, iki kat incelik göstermek için aldığımızın iki mislini gerı vermek zorundayız. Ve görüşümce kitleler, aydınlık geleceği görmemizi sağlayan gerçekten örnek pratikler sergilemektedirler ki bunu bizzat kendileri göreceklerdir, çünkü devrimi yapan onlardır, parti sadece onlara önderlik etmektedir. Hepimizin bildiği bir ilke olmasına rağmen bunu hatırlamanın faydasız olmayacağı görüşündeyim.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
umutsuzluk
Çünkü kitleler kötümser değildir. Başkan Mao'nun dediklerini hatırlayalım: Sadece revizyonistler ve oportūnistler kötümserdir, proletarya ve komünistler her zaman iyimserdirler çünkü gelecek bizimdir bu tarihi olarak belirlenmiştir, biz bu güzergâhta sebat ettiğimiz müddetçe. Kitleler kötümserliğe kapılmayacaktır, hiçbir zaman kapılmamışlardır. Bu saçmadır, karalamadır. Kitleler savaşıyorlar ama savaşmak için bir önderliğe, bir partiye ihtiyaçları var çünkü ona önderlik edecek bir parti olmadan bırakalım gelişmeyi bir yana, filiz verip kendisini ayakta tutabilecek bir kitle hareketi olamaz.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Sorunun merkezi buradadır. Gerçekten devrim isteyenleri düşündürmesi gereken şeyler vardır. Eğer gerçekten devrimden yanalarsa düşünme görevi olanlar vardır. Bir engelden başka bir şey olmayan bu boş seçim cephesinden kopmalı ve savundukları sınıfa göre sınıf tavırlarını ortaya koyarak gerçekten devrimci bir cephede birleşmelidirler. Öyle yapsınlar ve gerçekten bir araya gelsinler. Başkalarına sekter demek yetmez, kendinin de sekter olmadığını göstermen gerekir ve sekter olunmadığının gösterilmesi için oportünistliğin terk edilmesi gerekir, revizyonistlikten vazgeçilmesi gerekir. Diğerlerine gelince onların da bizi Hristiyan-sosyalizmin çıkmaz yoluna çekme çabalarına son vermeleri gerekir. Eğer devrimi istiyorlarsa bunu ispatlamalıdırlar, Sovyet ve Çin revizyonizminin kuyruğuna takılarak izledikleri yanlış yolu terk edip bunun için pratik adımlar atmalıdırlar. Yapmaları gereken ilk şey, tekrar ediyo- rum budur, bizim yanımıza Hristiyan-sosyalizmin yolunu temel alan tavırlarıyla gelmesinler. Marksizm-Leninizm-Maoizmi, esas olarak Maoizmi gerçekten kavrasınlar, bunu anlamadıkları sürece ilerleme kaydedemeyeceklerdir. Halk Savaşı yoluyla devrim yapmanın ne anlama geldiğini kavrasınlar. Anlayıp gözlerini açık tutsunlar çünkü gerçek reddedilmez ve kendileri dışında bütün dünyanın gördüğünü inkâr edemezler. Bu denli iktidar iştahlı olmamalıdırlar, kendi sınıf sınırlılıklarını berrak bir şekilde görmeli ve proletaryanın, sınıf olarak komünist parti aracılığıyla devrime önderlik ettiğini kabul etmelidirler ve bizi esas olarak ilgilendiren de budur.
Sayfa 73·Kitabı okudu
El Diario: Sekiz yıldır sağcı, revizyonist-oportūnist ve tüm gerici parti ve gruplar, PKP'nin "çıldırmış", "mezhep yapısında", "kana susamış", "Polpotçu", "dogmatik", "sekter", "narko-terörist" bir örgüt olduğu yaygarasını yapı- yorlar. Partido Unifucado Mariateguista (PUM) sizin köylülüğü iki ateş arasında bıraktığınızı, militarist olduğunuzu ekliyor. Son zamanlarda da Villanueva (bir APRA görevlisi -çn) sizin "katliamcı teröristler" ve başka şeyler olduğu- nuzu söyledi. Bu suçlamalar konusunda ne diyorsunuz? Bunların ardında yatan nedir? Başkan Gonzalo: Bana göre, bunlar yalandır ve Halk Savaşının ne olduğunu anlayamamanın işaretidir ve anlıyorum ki Halk Savaşının düşmanları devrimi hiçbir zaman anlayamayacaklardır. Köylülüğü iki ateş arasında bıraktığımız konusuna gelince bu tam bir uydurmadır, çünkü Halk Gerilla Ordusu'nun ezici çoğunluğunu oluşturanlar tam da köylülerdir. Sorun, Peru devletinin, silahlı güçleri ve baskı mekanizmasıyla devrimi kana boğmaya çalıştığını kavramaktır. Biz sorunu böyle kavrıyoruz. Ve bu baylara, genel olarak savaşı, devrimci savaşı ve esas olarak da Halk Savaşı ve Maoizmi araştırmalarını tavsiye ediyoruz. Gerçi ben onların bunu anlayacaklarından kuşkuluyum çünkü insanın bunu anlayabilmesi için belli bir sınıf tavrına sahip olması gerekir. Bay Villanueva'nın "katliamcı teröristler" suçlamasına gelince kendi ellerine eldiven gibi oturan katliam terimini bizim için kullanmak istemelerinin, iğrenç bir tahrifat ve gülünç seviyede kaba bir yakıştırma olduğuna inanıyorum. Tüm ülkenin ve dünyanın gözleri önünde, katliamı kimin yaptığı açıktır. Katliamcılar bizzat kendileridir, bu gerici devleti, silahlı kuvvetlerini ve baskı güçlerini yöneten APRA'dır -aşağılık katiller kendileridir. Çarpıtmalar hiçbir zaman gerçeği değiştiremez. Tarih daha
Sayfa 59·Kitabı okudu
Bir komünistin hayatı, komünizmi görmeyecek olsa bile komünizme adanmıştır çünkü biz gerçekten de onu görmeyeceğiz, en azından ben görmeyeceğim. Ama sorun bu değildir. Uğruna mücadele edilen amacın gerçekleştiğine şahit olunmayacak olması, bizi düşünmeye, Marksizmin bize verdiği muhteşem örneklere sarılmaya yöneltti. Marks da devrimin zaferini görmeyeceğini biliyordu ama bu onu neye yöneltti? Devrimin ilerlemesi için çabalarını daha da yoğunlaştırmaya. Öğrendiğimiz dersler bunlardır ve rehberimiz bu muhteşem örnekler olmuştur. Bir kez daha ısrar ediyorum, bu karşılaştırma için bir ima değildir, sadece güzergâhı tespit için rehber olarak kutup yıldızı üzerinde sabitleşmektir.
Sayfa 55·Kitabı okudu