Geçenlerde mahallemizde dünyamızdan ayrılan yaşlı bir teyzenin ardından evindeki eşyalara bakılırken, herkesin aklına şu soru gelmiş: "Bu kadar kitap şimdi ne olacak?"
Hayatı boyunca kim bilir kaç hikâyenin içinde kaybolmuş, kaç satırın altını çizmiş, kaç sayfaya gözyaşını ya da tebessümünü bırakmıştı... İşte tam o anda, o koca kitap deryasının içinde akıllarına ben gelmişim. Onun ellerinin değdiği, gözlerinin nurunu bıraktığı o güzelim kitaplardan koca bir seçkiyi benim için ayırmışlar.
Aslında ne ben onları tanıyorum ne de onlar beni. Malum beton yığınlarının arasında insanlıktan bi haber yaşıyoruz. Beni, balkonda kitap okurken gören birisinin yönlendirmesiyle bulmuşlar.
Haberini aldığımdan beri içimde tarif edilemez, çok derin bir duygu dalgalanıyor. Bu sadece bir kitap hediyesi değil; bu bir ömrün, bir birikimin ve en önemlisi, bana duyulan o güvenin emaneti. O teyze artık aramızda olmasa da, altını çizdiği cümlelerde, sayfaların arasındaki o yaşanmışlık kokusunda benimle konuşmaya devam edecek.
"Bir kitap, onu okuyan kişinin ruhundan izler taşır."
Şimdi bana düşen; onun bıraktığı bu mirası baş tacı etmek, o sayfalara aynı sevgiyle dokunmak ve onun dünyasını kendi kütüphanemde yaşatmak. Keşke seninle yüz yüze tanışma fırsatım olsaydı, çevremde senin gibi değerli insanlar varmış da haberim yokmuş. Mekanın cennet olsun güzel teyzem; emanetin, ruhumun en güzel köşesinde saklı kalacak.