10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Kitap başından itibaren çok akıcı şekilde ilerledi. Kitaba tamamen kendimi kaptırdım ve kendimi hikayenin içerisinde buldum. Tüm duyguları, belirsizlikleri hissettim. İlk 130 sayfayı iki gün içerisinde, sonraki sayfaları ise saatler içerisinde elimden bırakmadan tamamladım. Yapboz parçası gibi tüm parçalar birbirini tamamladı. Aklımdaki tüm soru işaretleri silindi, her şey mantıksal olarak birbirini tamamladı derken kitabın sonu şok içerisinde ve büyük bir merakla bitti. Kesinlikle kitap bir süre benimle yaşamaya devam edecek. Sezin Karameşe'nin On Dün Önceki Kız ve Otuz Yedi kitaplarını da çok severek okumuş biri olarak kesinlikle favorim bu kitap oldu. İlerleyen dönemlerde bu tarz psikolojik gerilim kitaplarının devamını yine onun sürükleyici kaleminden okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202650 okunma
Beklentilerin Hayatını Şekillendiriyor. Peki Farkında Mısın?”
6/10
·388 syf.··
2026 2. kitabı
Beklentilerin Hayatını Şekillendiriyor. Peki Farkında Mısın? Beklenti Etkisi – David Robson Kitabın temel iddiası şu: Beklentilerimiz sadece düşüncelerimizi değil, bedenimizi, davranışlarımızı ve hatta biyolojimizi de etkiliyor. “Beklenti Etkisi”, aslında tek bir şeyi farklı açılardan tekrar tekrar gösteriyor: Zihin, dünyayı sadece yorumlamaz; onu deneyimleme biçimini de şekillendirir. David Robson bunu bilimsel araştırmalarla anlatıyor. Placebo ve nocebo etkileri, stresin bedeni etkilemesi, öğrenme ve performansın beklentilerle değişmesi… Yani zihnin “bu böyle olacak” demesi, sadece bir düşünce değil; bedensel ve duygusal bir yönlendirme gücü. Günlük hayata uygulanabilir örnekleri stres algısı, spor performansı, öğrenme ve yaşlanma algısı üzerinden paylaşıyor. İnsanı pasif bir kurban olarak değil, algısıyla deneyimini etkileyen bir sistem olarak düşünmeye davet ediyor. Aslında artık çoğumuzun kabul ettiği bir gerçeği farklı araştırmalarla tekrar tekrar hatırlatıyor: Dünya sadece başına gelenler değil; onları nasıl anlamlandırdığın da deneyimin bir parçası. Beklentilerin hayatını etkiler. Farkında yaşa. Ne beklediğini atlama. Çünkü sürekli kötüye gideceğini bekliyorsan, zihnin de bedenin de o ihtimale göre hazırlanmaya başlar. Sürekli iyiye gideceğini bekliyorsan, bu kez başka olasılıkları görmeye açılırsın. Belki de soru şudur: Hayatından ne bekliyorsun? Çünkü çoğu zaman fark etmeden, beklediğimiz dünyanın içinde yaşamaya başlıyoruz. Biliyorsun ama böyle yaşıyor musun? İşte bence asıl soru bu. Ben açıkçası araştırma sonuçları okumayı çok seven biri değilim. Aklıma ve deneyimime yatan şeylerde ikna olmak için araştırmalara ihtiyaç duymuyorum. Aklıma yatmıyorsa da binlerce araştırma sonucu beni kolay kolay etkilemiyor. Bu yüzden kitapla ilişkim biraz şöyle
İnsan ve Duygular
Beklenti EtkisiDavid Robson · Domingo Yayınevi · 202550 okunma
Reklam
10/10
·110 syf.··
2026 20. kitabı
Bu kitap klasik bir hikaye gibi ilerlemiyor. Olaylar netleşmiyor, kişiler ve zaman sanki sürekli buğulanıyor. Okudukça “şu oldu, bu oldu”dan çok, her şeyin yavaş yavaş çözülüşünü hissediyorsun. Sanki biri sana bir hikaye anlatmıyor da hikayenin kendisi elinden kayıp gidiyor. Blanchot burada şunu yapıyor seni anlatının içinden ziyade sınırına koyuyor. Her cümle bir şey açmak yerine biraz daha belirsizleştiriyor. Sonunda geriye net bir olay değil tuhaf bir boşluk hissi kalıyor. Peki neden okunur? Çünkü bu kitap sana hikayenin neden tam kurulamadığını hissettiriyor. Alıştığın “başlangıç-gelişme-sonuç” düzenini bozuyor ve şunu düşündürüyor Asıl mesele ne anlatıldığından öte anlatmanın kendisinin ne kadar kırılgan olduğu. Bitirdiğinde elinde kalan şey şu soru oluyor “Ben az önce bir hikâye mi okudum, yoksa hikâyenin mümkün olmayışını mı gördüm?”
Ölüm HükmüMaurice Blanchot · Kabalcı Yayınevi · 1999239 okunma
9/10
·406 syf.··
2026 42. kitabı
Lahan... Güneş battığında hayatın durduğu, insanların korkuyla evlerine kapandığı bir şehir. Çünkü geceleri sokaklar artık insanlara ait değil. Abraska adı verilen yaratıklar yüzünden şehirde her geçen gün daha fazla insan hayatını kaybediyor ve kimse bunun önüne geçemiyor. Gece sokağa çıkmak yasak, çünkü çıktığınız an başınıza geleceklerden kimse sorumlu değil. Hikâyeyi bir muhabirin gözünden okuyoruz. Herkes bu yaratıklardan kaçarken onun yolu sürekli Abraskalarla kesişiyor. Üstelik defalarca karşılaşmasına rağmen hayatta kalmayı başarıyor. Fakat asıl soru şu: Neden? Bu tesadüf mü, yoksa arkasında çok daha büyük bir sır mı var? Kitap ilerledikçe yalnızca yaratıklarla dolu karanlık bir dünyanın değil, sırlarla örülü bir gerçeğin de kapıları aralanıyor. Her yeni sayfada merak duygusu biraz daha artarken, okur kendini sürekli teoriler üretirken buluyor. Fantastik unsurların, gizemin ve gerilimin iç içe geçtiği bu hikâye, "Hiçbir şey göründüğü gibi değildir." sözünü sonuna kadar hissettiriyor. Karanlık atmosferi, sürükleyici kurgusu ve merak duygusunu sürekli canlı tutan yapısıyla beni sayfalarına hapseden bir kitap oldu. Her bölümün sonunda "Bir bölüm daha okuyayım" dedirten, gizemi son ana kadar koruyan bir fantastik macera.
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202326 okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
Bir insan kendi hikâyesinin kahramanı olduğunu ne zaman fark eder? Sıradan bir otobüs yolculuğuyla başlayan hikâye, bizi 2000'li yıllardan alıp 1890'ların İstanbul'una götürüyor. Galata'nın, Beyoğlu'nun ve Üsküdar'ın sokaklarında dolaşırken yalnızca geçmişin izlerini değil, karakterlerin iç dünyalarındaki kırılmaları da keşfediyoruz. Bu kitapta en çok dikkatimi çeken şey, insanın zamanla kendine bile yabancılaşabilmesi oldu. Bazen yıllarca taşıdığımız yüklerin farkına varmıyoruz. Bazen de geride bıraktığımızı sandığımız geçmiş, hiç beklemediğimiz bir anda yeniden karşımıza çıkıyor. İstanbul ise bu hikâyede sadece bir şehir değil; her sokağıyla yaşayan, nefes alan ve anlatıya eşlik eden bir karakter gibi... Benim için olaylardan çok hislerin ve sorgulamaların ön planda olduğu bir kitaptı. Yer yer yavaş ilerlese de geçmiş ve bugünü iç içe geçiren atmosferiyle beni hikâyenin içinde tutmayı başardı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan soru şuydu: "İnsan gerçekten geçmişinden kaçabilir mi?" Sizce insanın en zor yüzleşmesi geçmişiyle mi, yoksa kendisiyle mi olur?
Son AldanışSevda Poyraz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202416 okunma
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
Roman, bir taşra kasabasındaki hastanede geçiyor. Başhekim Yefimıç Ragin; kasabanın bunaltıcı ortamından, cehaletten ve hastanenin imkânsızlıklarından bunalmış, kendisini aydın gören bir kişidir. Kasabanın, hastanenin ve orada yaşayan insanların sorunlarının farkındadır; ancak değişim için hiçbir girişimde bulunmaz. Bana göre 'aydınlar topluma yol göstermelidir' fikri, kitabın temelidir. Hastanede akıl hastası olarak yatan ancak aslında akli dengesi yerinde olan İvan Dmitriç Gromov ise; toplumdaki adaletsizliği, ikiyüzlülüğü ve acıyı, herkesin normal kabul ettiğini kabullenemeyen biridir. Sistemin içinde var olamadığı için delilik adı altında toplumun dışına atılmıştır. İkili arasında geçen konuşmalar iki felsefenin çarpışmasıdır: Kabullenme ve gerçeklik. Ragin, sistemin bozuk olduğunu fark edip eleştirmeye başladığı anda deli damgası yer ve toplum dışına, yani kendi hastanesinin koğuşuna akıl hastası olarak atılır. Okuması biraz zorlayıcı; ben ikinci bir kitap okurken ara vererek okudum. Yazar, sonunda içinden çıkılmaz bir paradoks ile okuyucuları baş başa bırakıyor: Bence temel soru şu; aydınlar, sonunda ceza veya dışlanma olan böyle bir yapıya karşı nasıl mücadele edebilir?
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Reklam
Reklam