Bazı yolculuklar şehirden şehre değil, insanın kendi vicdanına yapılır.
Sevda Poyraz, "Son Aldanış" ile bizi Beyoğlu’nun arka sokaklarından Galata’nın kadim sessizliğine, ucuz kolonya kokulu otobüs yolculuklarından ruhumuzun en ıssız duraklarına çıkarıyor.Bu yolculuk, aslında karakterin kendi iç dünyasındaki engebeli yollara, bastırılmış çığlıklarına ve "hiç tanımadığı insanların hayatlarına biçtiği rollere" bir yolculuktur.
Kitabın kalbinde, insanın kendi gerçekliğine duyduğu o derin yabancılık yatıyor. Yazar, Beyoğlu’nun arka sokaklarında yürürken hissettiği o tekinsiz duyguyu şu sarsıcı soruyla temellendiriyor: "Karşılaştığınız insanların gerçek olmadığını düşündüğünüz mü hiç? Ya da sadece bir karakterden ibaret olduğumuzu?". Bu, modern insanın bir sistem çarkı içinde, kendisine biçilen rollerin dışına çıkamama sancısıdır.
Bu kitap, sadece bir hikaye anlatmıyor; modern zamanın "maskeler" satan, ama kendi maskesinin altında ezilen insanını sorguluyor. Yazarın dediği gibi: "Aynı şiirde denk gelmiş ayrı cümlelerin kelimeleriydik..."
Kitapta İstanbul sadece bir şehir değil, yaşayan, nefes alan ve karakterle birlikte acı çeken bir figürdür.
Kız Kulesi: Yüzyıllardır orada olan ama "kimseye değmeden" yaşayan bir yalnızlığın sembolüdür.
Galata Kulesi: Aşkın, zamanın ve mektupların sustuğu o devasa hafıza mekanı.... Yazar, bu mekanlar üzerinden insanın "ait olma" arzusunu ama her seferinde "yabancı" kalışını ustalıkla işliyor.
Neden okumalısın?
İçsel Bir Ayna: Karşılaştığımız insanların ne kadar gerçek olduğunu veya bizim bir "karakterden" ibaret olup olmadığımızı fısıldıyor.
Kadim İzler: Tenimize kazınan dövmelerden, antikacı dükkanlarındaki unutulmuş hayatlara kadar geçmişin yükünü omuzluyor.
Şehrin Ruhu: İstanbul sadece bir mekan değil; Galata’nın mektuplarıyla