Puan vermedi·634 syf.··
2026 46. kitabı
Bazı kitaplar size bir şeyler öğretmeye çalışır bazıları ise içinizde zaten var olan karanlık düşüncelere bir ses verir Mainländer’i okurken hissettiğim şey buydu Kitap boyunca bir filozofun fikirlerinden çok insanın varoluş karşısındaki yorgunluğunu gördüm Sürekli umut aşılayan metinlere alışmış biri için oldukça sert bir deneyim çünkü burada teselli yok Avuntu yok Sadece insanın kendisiyle baş başa kaldığında karşılaşabileceği rahatsız edici sorular var Her sayfasına katıldığımı söyleyemem ama uzun zamandır bir kitabın beni bu kadar düşündürdüğünü de hatırlamıyorum Bitirdiğimde aklımda kalan şey fikirlerinden çok atmosferiydi Sanki bütün kitap sessiz bir harabenin içinde yazılmış gibiydi
Die Philosophie Der ErlosungPhilipp Mainländer · Kessinger Publishing · 20108 okunma
Puan vermedi·500 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:40
Sema Soykan’ın Keşke romanı, beni 1940’ların o zor ama bir o kadar da umut dolu Anadolu’suna götüren, uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir yolculuk oldu. Kitabı okurken kendimi sadece bir hikayenin içinde değil, bizzat o dönemin aydınlanma ateşini taşıyan Köy Enstitüleri'nin tozlu yollarında yürüyor gibi hissettim. Fikret ve Sabiha'nın karakterleri adeta birer anahtar gibi; onları takip ederken kendi içimdeki "keşke"lerle yüzleşmemek imkansızdı. Yazarın, o dönemin siyasi kırılmalarını ve Köy Enstitüleri üzerindeki o karanlık oyunları bu denli vurucu bir dille anlatması, okurken bazen öfkelenmeme bazen de büyük bir gurur duymama neden oldu. Sabiha ve Fikret’in o vefa ile merhamet arasına sıkışmış, dile getiremedikleri aşkları ise hikayeye öyle derin bir hüzün katmış ki, son sayfalarda gözyaşlarıma hakim olamadım. "Eğitim bir toplumu ne kadar sürede değiştirebilir?" ya da "Bir ideal uğruna nelerden vazgeçilebilir?" gibi sorular zihnimi kurcalarken, bir neslin nasıl heba edildiğini okumak kalbimi çok sızlattı. Bu kitap sadece bir aşk ya da dönem romanı değil; aynı zamanda Cumhuriyetin temelinde yatan o büyük emeğin ve vatanımıza karşı sorumluluklarımızın bir hatırlatıcısı olmuş. Sema Soykan’ın kalemi beni gerçekten büyüledi, kütüphanemde artık çok özel bir yeri var. Yazarın dünyasına bu kitapla giriş yaptım ve diğer kitaplarını da bir an önce listeme ekleyip keşfetmek için şimdiden sabırsızlanıyorum.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,021 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnanç ile şüphenin arasında bir kadın…
9/10
·424 syf.··
2026 31. kitabı
Bu kitap bende bir roman okumuş olmaktan çok, uzun bir iç hesaplaşmaya tanıklık etmişim hissi bıraktı. Elif Şafak, bu kez sadece bir hikâye anlatmıyor; inanç, kimlik, aidiyet ve kadın olma hâli üzerine düşündürüyor. Romanın merkezinde Peri var. Ne tam inanabilen ne de tamamen inkâr edebilen bir kadın. Aslında onun yaşadığı ikilemler birçok insanın kendi içinde sessizce taşıdığı soruların yansıması gibi. Bir yanda sorgusuz kabul edenler, diğer yanda her şeyi reddedenler ve ikisinin arasında sıkışıp kalanlar… Peri’nin hikâyesi tam da bu arada kalmışlığın hikâyesi. Kitabın en güçlü yanı karakterleri. Havva, Şirin ve Peri sadece üç genç kadın değil; aynı zamanda farklı dünya görüşlerinin, farklı yaşam biçimlerinin temsilcileri. Aralarındaki dostluk zaman zaman sıcak, zaman zaman yıpratıcı olsa da oldukça gerçek hissettiriyor. Elif Şafak’ın dili yine akıcı ve etkileyici. Özellikle din, inanç ve kimlik üzerine yaptığı sorgulamalar okuyucuyu rahatsız etmeden düşünmeye davet ediyor. Ancak zaman zaman yazarın vermek istediği mesajların hikâyenin önüne geçtiğini hissettiğim bölümler de oldu. Bu nedenle romanın bazı kısımları olay örgüsünden çok fikir tartışması okuyor hissi yaratabiliyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey cevaplar değil, sorular oldu. Belki de yazarın amacı buydu. Çünkü bazı romanlar bir hikâye anlatır, bazıları ise insanın kendi içine dönüp bakmasını sağlar. Havva’nın Üç Kızı benim için ikinci grupta yer aldı. İnanç, aidiyet, kadın kimliği ve farklılıklarla bir arada yaşama üzerine düşündüren romanları sevenler için okunmaya değer bir eser. Ancak hızlı ilerleyen olay örgüsü arayan okurların beklentisini tam olarak karşılamayabilir.
Havva'nın Üç KızıElif Şafak · Doğan Kitap · 201619,1bin okunma
6/10
·96 syf.·
2026 15. kitabı
Merhabalar, Kitaba şimdiye kadar inceleme yazılmamış. Bunu bir haksızlık olarak gördüğüm için hemen kalemi elime aldım. Türk öykücülerinden hikayeler dinlemeyi sevenlerin tercihi olabilecek bir kitap. Bilindik bir yazar değil kendisi, kitap şans eseri elime geçti. Yazarımız Saint-Joseph Lisesinden (dikkat edelim, buraya daha sonra döneceğim) mezun olduktan sonra branş olarak Uluslararası İlişkiler okumuş. İthaki tarafından basılan 2 öykü kitabı var. Bu kitabımız ilk öykü kitabı ve kendisine 2008 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü kazandırmış. Kitap ödülün hakkını fazlasıyla veriyor. Uzun yıllardır Türk öykücülüğüne ayrı ilgisi bulunan birisi olarak, yazarımızın ilk kitap için çok iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. Kitapta 6 tane hikaye var: 1-Tünel 2-Önce Anılar ve Çocuklar 3-Uzaktaki Işıklar 4-Rüyalarının Kızı 5-Şeffaf 6-Sula Bu öykülerin hiçbiri aydınlık öykülerden değil. Ama böyle dediysem sanmayın ki sömürü ve ajitasyonla çok satsın diye sündürülen karanlık öyküleri kastediyorum. Tam aksine, karanlığı, olduğu haliyle, eksiltmeden, çoğaltmadan harika bir sadelik, doğallık ile ve tam bir erkek gözüyle, erkek penceresinden yazmış. Kitapta beni en çok etkileyen bu oldu sanırım. Abartı olan hiçbir şey yok. Ama o sadelikle yeri geldiğinde içinizi deşmeyi, yeri geldiğinde sizi merakta bırakmayı, kafanıza yeni sorular sokmayı büyük bir olağanlıkla başarıyor. Erkek gözüyle bakma kısmında da şöyle diyebilirim ki bırakabildiği kadarıyla bırakmış egosunu bir köşeye, en anladığı duyguları ve düşünceleri, en anladığı şekilde, olduğu haliyle anlatmaya çalışmış. Birçok erkek yazarda gördüğümüz erkek egosu kokan ve "erkek güçlüdür, yıkılmaz, bir yolunu bulur, yıkılsa da doğrulur ve kalkar" fikrini destekleyen yanlı yazıma bu kitapta hiç rastlamadım. Bir daha tekrarlayacağım ki bu
Rüyalarının KızıBurak Evren · İthaki Yayınları · 202315 okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 194. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:56
Evren bana karşı çok cömert sanırım. Bir kitap okuyorum ,arkasından aynı konulu kitaplar yağıyor hep tepeme . Bu ay bahtıma düşen de zamanda kayma konusu oldu galiba .. Bu konuda okudugum üçüncü kitap bu ay Karanlık Madde .. Jason Dessen evli ,14 yaşında bir oglu var. Bir üniversitede öğretim görevlisi bir fizikçi. Karısı evlenmeden önce resim konusunda çok başarılı. Jason ise bir takım çalışmalar yapıyor ve bunları başarırsa fizik alanına adını altın harflerle yazdıracak..Ama hamile kalınca Daniela resim kariyerine son veriyor. Jason sa çalışmaya devam etmeyip para kazanmak için öğretim üyesi oluyor .Mutlu ama heyecansız bir hayat .Ya böyle olmayıp yaptıklarına devam etselerdi ? Hangimiz sormayız ki kendimize, şu okula değil de öbür okula girseydim, bu mesleği değil de şu mesleği seçseydim bu adamla değil de başka bir adamla evlenseydim? diye. Herkes sormuştur kendine bu tarz sorular ,düşünür de. Peki bunun gerçek olma ihtimali nedir? Bir akşam Jason marketten dondurma alıp eve giderken kendisini takip eden bir adam kaçırıyor ve ona bir şey enjekte ediyor .Son sözleri de hayatından memnun musun? Oluyor .. Bir sedyeye bağlanmış şekilde, etrafında tuhaf giysili insanlarla kaplı bir odada buluyor kendini. Ama uyandığından itibaren olan hiç bir şey eskisi gibi değil. Daniela onun eşi degil ,oglu yok ,ve o çalışmayı bıraktığı projeyi tamamlamış bir dahi .. Acaba hangisi gerçek hayatı? Kuantum mekaniginde çoklu evrenlerde bütün olası gerceklikler var. Olması mümkün olan her şey oluyor ve geçmişimizde olabilecek her şey de olmuş diye düşünüyor. Fizikte Schrödinger'in kedisi kavramı Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger tarafından 1935 yılında ortaya atılmış, kuantum mekaniğindeki üst üste binme ilkesini açıklayan bir deney.Burda da paralel evrenlerde olasılıklar devam
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018438 okunma
Bazı Kapılar Dünyalar Değil, İnsanın Kendisine Açılır
10/10
·651 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Murakami ile ilk tanışmam Sahilde Kafka ile olduğu için çok mutluyum. Bu kitapta beni etkileyen şey, olayların mantıklı bir şekilde açıklanması değildi. Tam tersine; rüyalarla gerçeğin birbirine karışması, karakterler arasındaki görünmez bağlar, açıklanamayan olaylar ve her şeyin bir sembol gibi hissettirmesiydi. Konuşan kediler, gökten yağan balıklar, paralel gerçeklikler ve metafizik kapılar... Bunların hiçbiri bana fantastik bir roman okuyormuşum hissi vermedi. Sanki karakterlerin bilinçaltında dolaşıyormuşum gibi hissettim. Roman boyunca en çok Saeki Hanım ve Oşima karakterlerinden etkilendim. Özellikle Saeki Hanım, geçmişte yaşadığı bir anının içinde yaşamaya devam eden, hüzünlü ama çok güçlü bir karakterdi. Kitabı bitirdikten sonra bile zihnimde en çok yer eden kişi o oldu. Oşima ise bilgeliği, sakinliği ve edebiyatla kurduğu bağ sayesinde romanın en özel karakterlerinden biriydi. Kafka, Nakata ve Hoşino karakterleri bile ayrı ayrı öyle güzel tatlar bıraktı ki bende aslında. Kafka çekçe karga demekmiş. Bunu hikaye içerisinde defalarca görmek çok hoştu. Nakata'nın ise aslında toplumun çok dışında kalan ama dünya ile bağlantısını bir şekilde kurabilen bir karakter olması etkileyiciydi. Müzik, edebiyat, felsefe ve psikoloji kitap boyunca yalnızca birer tema değil; hikâyenin ruhunu oluşturan unsurlar gibiydi. Bazı sayfalarda bir roman değil de uzun bir düşünce yolculuğu okuyormuşum hissine kapıldım. Sahilde Kafka, bana göre cevaplardan çok sorular bırakan bir kitap. Bittiğinde her şeyi anlamış hissetmedim ama birçok şeyi hissetmiş hissettim. Belki de Murakami'nin asıl amacı buydu. Bazı kitaplar okunur ve unutulur. Bazıları ise bittikten sonra insanın içinde yaşamaya devam eder. Sahilde Kafka benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Şiddetle
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma