BU KİTAP NEYİ ANLATIYOR: Bu kitap, 12 Eylül Müdahalesi ve Kenan EVREN konusu her açıldığında istisnasız olarak tüm sol/aşırı sol kesimlerin dillerine doladıkları şu argümanları irdelemektedir; ** Kenan EVREN siyasal İslamın önünü açmıştır, ** Kenan EVREN solu ezip sağa yol vermiştir, ** Kenan EVREN Turgut ÖZAL’ı başımıza getirmiştir, ** Kenan EVREN irticaya geçit vermiştir, ** 12 Eylül sonrasında Laiklik ve Atatürkçülük yara almıştır. ** 12 Eylül Müdahalesi, yükselen solun önüne set çekip sağa alan açmak maksadı ile yapılmıştır. Amerika’nın “yeşil kuşak” projesinin hayata geçirilmesi yolunda, komünizm tehlikesine dikkat çekip, İslamcı sos ile Amerikancı bir zihin yapısının hakim olması amaçlanmıştır. ** 12 Eylül sonrasında tarikat ve cemaatler gelişecek ortam bulmuş ve bugünkü tablo oluşmuştur, ** 23 Yıllık Ak Parti yönetimi ve dolayısıyla içinde bulunduğumuz tüm sıkıntılar 12 Eylül’ün ürünüdür, İddia sahiplerinin bu görüşlerini dayandırdıkları argümanların tamamı bu kitapta tek tek irdelenmiş ve gerçekte durumun ne olduğu gözler önüne serilmiştir. Alanında ilk ve tek olan bu kitap, sadece 88 sayfadır. Kitapyurdu linki yorumdadır.
Hiç istemediğimiz sessiz bir savaş Hadi ama,insanlar ölmeye devam ediyor -SOS
Müzik
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biliyor muydunuz..?
Tuz, insanlık tarihi boyunca yalnızca bir lezzet unsuru değil; dillerde güzelliğin, zarafetin ve vefanın ortak sembolü olmuştur. Arapçada tuz anlamına gelen "milh" sözcüğünden türeyen "melâhat" kelimesi, doğrudan yüz güzelliğini ve alımlılığı ifade eder. Farsçada tuz demek olan "namak" ise tatlılık ve espri anlamı taşırken, klasik şiirde sevgilinin dudağı lezzet katan bir tuzluk (namakdān) olarak betimlenir. Batı dillerinde Latince tuz anlamına gelen "sal" kökünden günümüze salata, sosis, salça ve sos gibi kelimeler ulaşmıştır. İngilizcedeki "salary" (maaş) sözcüğü bile doğrudan askerlere ödenen tuz parasına dayanır. Türk kültüründe ise "tuz ekmek hakkı" deyimi, birinin sofrasına oturmanın getirdiği ömür boyu sürecek minnet borcunu ve sadakati simgeler. Ahîlik teşkilatına girişte içirilen tuzlu su da bu sarsılmaz yol kardeşliğinin en kadim nişanesidir. * @lıntı
Tuz, insanlık tarihi boyunca yalnızca bir lezzet unsuru değil; dillerde güzelliğin, zarafetin ve vefanın ortak sembolü olmuştur. Arapçada tuz anlamına gelen "milh" sözcüğünden türeyen "melâhat" kelimesi, doğrudan yüz güzelliğini ve alımlılığı ifade eder. Farsçada tuz demek olan "namak" ise tatlılık ve espri anlamı taşırken, klasik şiirde sevgilinin dudağı lezzet katan bir tuzluk (namakdān) olarak betimlenir. Batı dillerinde Latince tuz anlamına gelen "sal" kökünden günümüze salata, sosis, salça ve sos gibi kelimeler ulaşmıştır. İngilizcedeki "salary" (maaş) sözcüğü bile doğrudan askerlere ödenen tuz parasına dayanır. Türk kültüründe ise "tuz ekmek hakkı" deyimi, birinin sofrasına oturmanın getirdiği ömür boyu sürecek minnet borcunu ve sadakati simgeler. Ahîlik teşkilatına girişte içirilen tuzlu su da bu sarsılmaz yol kardeşliğinin en kadim nişanesidir. Tolga Acaroğulları
Çorum
Leblebi kadar değersiz hissetmediyse insan gerçek acıyı tatmamıştır. Yalnızken bu kadar değersiz hissettirilen başka bir şey var mı dünyada? İllaki yanında üzüm olacak. Yoksa çerez tabağında sona bırakılan hatta sona kalınca dökülen bir kuruyemiş. Ya da üzerine çeşit çeşit sos dökülür bir değer kazansın, tabakta kalmasın diye. Kimsenin umrunda değil yüksek lif kaynağı olması, kalp sağlığını desteklemesi, kilo kontrolüne yardımcı olması, protein deposu oluşu, enerjiyi ve beyin fonksiyonlarını desteklemesi ya da mineral açısından zengin olması. Sadece "leblebi işte". Ama konu leblebi değil, afiyet olsun.
1000Kitap
nuhun gemisi misali evde ne varsa makarnanın içine koyup sos yaptım birde kışlıkların arasında geçen seneden kalma ev yapımı şarap buldum şu an fransız devrimi öncesi versay sarayı pozları kesiyorum