Güney Sibirya'da uçsuz bucaksız alanları kaplayan taygalar (Si- birya ormanlarının özel adı) Türk tarihi için sadece bir orman değildir. Tarihin her döneminde Türk kökenli halklara yurtluk yapmıştır. Nitekim günümüzde de bu durum devam etmektedir. Sayılamayacak kadar Türk kökenli topluluk Kuzey Kutbu'na ka- dar dağınık vaziyette hayatını devam ettirmektedir. yaşayan boyların, Türk kültürü açısından çok özgün bir yapıya sahip olmaları ve bunu günümüze kadar sürdürmeleri onları özel bir yerde konumlandırır. Bulundukları coğrafya itibarıyla sos- yal yapı ve kültürel özelliklerini korumaları mümkün olmuştur
Sayfa 132 - Kronik kitap·Kitabı okudu
Yunanistan Türkleri derken, hiç şüphesiz bugün Yuna-nistan adını taşıyan devletin sınırları içinde yaşayan, fakat ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören, aşağı yukarı, Amerika'daki Zencilerle aynı kadere sahip olan ırkdaş-larımızı anlatmak istiyoruz. Yoksa, bugün Yunanistan denilen devlette, "Yunanlı" denen ve eski Helenler'in dilinden bozma bir dille konuşan topluluğun eski Yunan-lılarla hiçbir ilişkisi bulunmadığını, bunların Yunan kül-türü ve Ortodoks mezhebiyle birleşen ve kan bakımından çoğunlukla İslav ve Arnavutlar'dan bozma karışık bir millet olduğunu biliyoruz. Bu karışık millet kendisini hem eski Yunan'ın, hem de Bizans'ın devamı ve torunları saymak gibi gülünç bir te-zadın içinde, Megalo İdea'nın hülyasıyla sarhoş bir top-luluktur. Bizans'ın eski Yunanla kan bakımından ilgisi bulunmadığı tarihî bir gerçektir. Fakat bütün bu aykırı-lıklara, gülünç tezatlara rağmen Yunanistan, Batı'nın şımarık çocuğudur. Onlarda eski medenî Yunan'ın deva-mını tahayyül eden Batılılar'ın maddî ve manevî yardım-larıyla bir Yunan devleti kurulmuş, ne gariptir ki tarih sahnesinde gözüken her devletin zaferlerle büyümesi sos-yal bir kaide iken Yunanistan bir buçuk asırlık tarihinde hemen daima yenilerek çıktığı savaşlara rağmen, tıpkı dayak yedikçe büyüyen Tepegöz gibi, daima büyümüş, büyüdükçe de iştahı artmıştır. Yunanistan'ın haksız yere desteklenmesinin son örne-ğini Kıbrıs davasında Amerika Başkanı Johnson vermiş, Kıbrıs Türkleri'nin öldürülmeye kadar varan kıyıcılık-lardan kurtarılması için yapılacak Türk çıkartmasına engel olarak hem NATO davasına darbe vurmuş, hem de durup dururken Türkiye'de bir Amerikan düşmanlığı doğmasına sebep olmuştur. NATO davasına vurulan darbe demekten maksadımız şudur: İkisi de NATO'nun üyesi olan bu devletlerden Türkiye her bakımdan Yunanistan'a
Sayfa 15 - 17 Gözlem, 9 Ocak 1969·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sadece Burger King'in vegan burge-rindeki östrojen miktarı cinsiyet değişikliği yapan birinin günlük alacağı östrojen miktarından kat kat fazla olduğunu varsayarsak? Ve tablet, televizyon, netflix, kore dizileri, eşcinsel fenomenlerin özendiren hayat tarzlarını da sos edersek üze-rine... Ve daha değinemediğim birçok sentetik/kimyasalı da serpiştirirsek; BU ŞARTLAR ALTINDA BÜYÜYEN BİR BEBE-ĞİN, İLERİDE EŞCİNSEL "OLMAMASI" ALLAHIN BİR MUCİZESİ OLURDU HERHALDE! „Şimdi anladık mı? Gökten zembille inmiyor bu kadar LGBT üyesi. Bizim kucağımızda büyüyor.
Alıntı
sOs
Kendini aşağılamanın öğretildiği çevrelerde kişi kendivarlığına dahi katlanamazken neden başkalarını kendisiyle olmaya zorlayacak kadar küstah ve düşüncesiz olması gerektiğine dair bir açıklama elbette ki asla getirilmez. Bunun da ötesinde, kendi "ben"imizden nefret edip nefret dolu benliğimize rağmen başkalarının bizi seveceğini umarak onları sevmemizi salık veren, ya da kendimizden nefret ettikçe boş bulunup bu aşağılık "ben"i yaratma hatasına düşen Tanrı'yı daha çok seveceğimizi ifade eden öğretideki bariz çelişkiler hiçbir zaman tam olarak açıklanmaz.
Sayfa 97 - Okuyan Us - 18. Basım·Kitabı okudu
Kardeşim sık sık burada, suyun kenarında otururdu. Hatta bazı zamanlar bunu birlikte yapardık. Bir keresinde bana çimlerin üzerinde nasıl ıslık çalınacağını göstermişti. Üç kez kısa, üç kez uzun, üç kez kısa: SOS sinyalleri. Kıyıda suyun neredeyse insanın beline kadar geldiğini biliyordum. Ancak birkaç metre sonra ayakta durulamayacak kadar derinleşiyordu. Sanki aşağıda neler olduğunu görebilecekmişim gibi karanlık su yüzeyine bakmaya çalıştım fakat yalnızca kendi yansımamı gördüm. Çömelerek elimi su-yun içine daldırdım. Serindi, henüz yaz gelmemişti. Avcuma biraz su aldım ve bir yudum içtim. Kardeşimin en son tattığı şeyi tatmak istiyordum.
Sayfa 138
Sostan iştahım açılır diye korkuyorum
Isabel de Solis - Süreyya “Sultan herkesi Süreyya’nın giderken bıraktığı hamam tasından su içmeye çağırmış.” Suyu içmeyi reddeden vezir Ebu’l Kasım şöyle demiş “eğer o salçadan(sos) tadarsam keklik için de iştahım açılır diye korkuyorum.”
Sayfa 27 - YKY Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor