Yazık! Kalemini deneyen bir kadın
Ne kadar kibirli bir yaratık sayılır,
Bu hatayı hiçbir erdem gidermez
Kendi cinsimize ve doğamıza karşı geldiğimiz söylenir
İyi terbiye, moda, dans, giyim, oyun
Başarmayı arzulayacağımız şeylerdir.
Yazmak, okumak, düşünmek, araştırmak
Güzelliğimizi gölgeler, zamanımızı tüketir
Olgunluğumuzun zaferlerini yarıda keser
Hizmet isteyen bir evin sıkıcı idaresidir
Kimilerince en büyük sanatımız ve yararımız
Hepimiz cennete gidiyoruz ve Vandyck da bizimle birlikte -başka bir deyişle, yaşam ne denli güzel görünüyordu, meyveler ne denli tatlıydı, öfkeler, üzüntüler ne denli boştu, kişi bir sigara yakıp pencerenin önündeki koltuğun yastıklarına gömüldüğünde, dostluk ve kişinin kendi cinsinden olanların eşliği ne denli hayranlık uyandırıcıydı.
Shakespeare’in döneminde bir kadının Shakespeare’in dehasına sahip olması düşünülemez. Çünkü Shakespeare’inki gibi bir deha köle gibi çalışan, hiç eğitim görmemiş ve hizmet sunmakla yükümlü insanlar arasında doğmaz. İngiltere’de Saksonlar ve Bretonlar arasında doğmamıştı. Günümüzde işçi sınıfı arasında da doğmuyor. Öyleyse nasıl olup da, Profesör Trevelyan’ın dediğine göre çocukluktan çıkmadan iş görmeye başlayan, anne ve babaları tarafından buna zorlanan ve yasa ile geleneğin tüm gücüyle bundan sorumlu tutulan kadınlar arasında doğsun ki? Yine de işçi sınıfında olduğu gibi kadınlar arasında da bir tür deha gizlenmiş olmalı. Zaman zaman karanlığın içinden bir Emily Bronte ya da Robert Burns parıldayarak o dehanın varlığını kanıtlar.