İbadet çok, ahlak nerede?
Bazen etrafıma bakınca içim daralıyor ve bu konu çok canımı sıkıyor. Müslümanlık sanki sadece ibadetlerden ibaretmiş gibi algılanıyor, yaşanıyor. Elbette namaz da önemli, oruç da önemli, tesettür de önemli. Ama bunlar dinin hem tamamı değil hem de müslümanlığın tek başına göstergesi değil. İnsanlara bakıyorum, namazını aksatmıyor ama en ufak tartışmada karşısındakini ezmeye çalışıyor. Oruç tutuyor ama diline sahip olamıyor. Hacca gitmiş ama kul hakkı konusunda kılı kıpırdamıyor. Zekatını veriyor ama kayıt altına alıp insanlara göstermekten çekinmiyor. Her gece teheccüde kalkan birini tanımıştım mesela zina etmekten gocunmayan. Biz dinin özünü bir yerde kaybettik galiba. Peygamberimiz "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." diyor. Bu söz bence üzerinde düşünülmesi gereken bir söz. Çünkü bugün birinin ne kadar dindar olduğunu anlamak için önce ibadetlerine bakıyoruz. Oysa önce ahlakına bakmamız gerekiyor. Yalan söylüyor mu? Emanete sahip çıkıyor mu? Gücü yettiğinde adil davranıyor mu? İnsanların arkasından konuşuyor mu? Zina ediyor mu? Bazı insanlar ibadetleriyle övünüyor ama ahlak konusundaki eksiklerini görmek istemiyor. Halbuki kibir, riya, gıybet, iftira gibi şeyler insanın maneviyatını kemiren hastalıklar. Namaz kılarken Allah'ın huzurunda eğilen bir insanın, günlük hayatta başkalarına tepeden bakması bana çok büyük bir çelişki gibi geliyor. Bir de şu var: İnsanlar dinden çoğu zaman din yüzünden değil, kötü temsil yüzünden uzaklaşıyor. Sürekli ibadetlerini eksiksiz yapmaktan bahsedip ahlaksızlık yapanları görünce insanların da kafası karışıyor. Sonra da neden böyle oldu diye hayret ediyoruz. Bir insanın Müslümanlığı sadece secdede değil, öfkelendiği anda belli olur. Menfaati tehlikeye girdiğinde belli olur. Kimsenin görmediği yerde belli olur. Çünkü
1000Kitap
Kırıldı Kalemim
Kırdım kalemimi, buraya kadarmış, İçimde çırpınan o kelimeler yorulmuş. Meğer dünya, yazarak kurtulmazmış, Sayfalar sustu, mürekkep yorulmuş. Ne bir dize beklesin beni ne bir hece, Bıraktım ak kâğıtları kendi rengine. Yıllarca nöbet tuttuğum o her gece, Şimdi teslim oldu vaktin sükûnetine. Mürekkep kurur, lekesi kalır elde, Bir zamanlar can bulan o fırtınalı dilde. Şimdi bir yabancıyım yazılan her şiirde, Söz bitti, içimdeki şair uyumuş.
Şiir
Reklam
Tutunamayanlar:)
Turgut başını öne eğdi kızararak. “Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim.” dedi. “Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.”
Alıntı
Sûretden gel sıfata yolda safâ bulasın Hayâllerde kalmagıl yoldan mahrûm kalasın Bu yolda ‘acâib çok sen ‘acâib anlama ‘Acâib anda ola dost yüzini göresin ‘Işk kuşagın kuşangıl dostun yolını vargıl Mücâhede çekersen müşâhade idesin Bundan ‘ışkun şehrine üç yüz deniz geçerler Üç yüz deniz geçüben yidi Tamu bulasın Yidi Tamu'da yangıl her birinde kül olgıl Vücûdun anda kogıl ayruk vücûd bulasın Hakîkatdür Hak şârı yididür kapuları Dergâhında yüz dürlü gerek kudret göresin Evvelki kapusında bir kişi durur anda Sana eydür teslîm ol gel miskînlik bulasın İkinci kapusında iki arslan vardur anda Niçeleri korkutmış olmasın kim korkasın Üçüncü kapusında üç evren vardur anda Sana hamle iderler olmasun kim dönesin Dördünci kapusında dört pîrler vardur anda Bu söz sana rumûzdur gör kim delîl bulasın
Bazen bir söz bir kelime sizi taaa uzaklara götürebilir, bu yaşanan olaya göre sizi iyi de hissettirebilir kötü de… ama ben galiba ne hissettiğimi anlamadım belki bir burukluk belki bir mutluluk belki de sadece özlemdir… bilemiyorum…
Hayata Dair
Söz kifayetsiz kalacaksa susmalı insan, fazladan izahat lisanen kabahattir.
Reklam
Reklam