5/10
·139 syf.··
2026 9. kitabı
Sarraute burada birbirinden bağımsız görünen, çoğu yalnızca birkaç sayfa uzunluğunda olan 24 kısa metin sunuyor. Bu parçalar arasında belirgin bir olay örgüsü ya da hikâye bağlantısı yok; her biri kendi başına var oluyor gibi. Ancak metnin içeriği okurdan ciddi bir çaba talep ediyor. Nesneler, isimleri verilmeyen insanlar ya da çeşitli durumlar. Bunları tarafsız ve nesnel bir şekilde betimliyor gibi görünse de, hemen ardından bu gözlemlerin uyandırdığı tepkilere yöneliyor. Kimi zaman çok yoğun duygular söz konusu olsa da, bunlar hep bir tür otomatik refleks gibi ele alınıyor. Metindeki kişiler de, yine isimleri olmadan, neredeyse birer otomat gibi görünüyor. Bu yaklaşım aynı zamanda oldukça soğuk ve mesafeli. Kitap kuşkusuz farklı bir izlenim bırakıyor; ancak bende derin bir karşılık bulduğunu söyleyemem.
YönelişlerNathalie Sarraute · İletişim Yayınları · 200125 okunma
Puan vermedi·178 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:15
Babamın büyükdedesi ve köyümüzden birçok kişi Sarıkamış'ta şehit olmuş. Savaşa gidip geri dönebilen 2 kişi olmuş ve biri ruslarda esir kaldıktan yıllar sonra dönebilmiş. Döndüğünde o kadar değişmiş ki karısı ve çocukları adamı tanıyamamış. Bu hikayeyi ve nicelerini dinleyerek büyüdüm ben. Dolayısıyla doğu cephesi ile alakalı bir şeyler okuduğum zaman hemen "acaba bizim dede de bu zamanlarda bu söz konusu yerlerde miydi?" Diye düşünürüm. Bu kitap da bende benzer bir etki bıraktı. Eserin hem akademik açıdan bir kaynak olarak kıymetli olduğunu düşünüyorum, hem de insan psikolojisinin savaşı nasıl algıladığı ile alakalı bir örnek olduğuna inanıyorum. İnsanın dışarıdaki savaş sırasında dahi nefsi ile yaman bir başka savaş vermesi gerekmekte. Acının, hırsın, kaybın ve hatanın hepsi insanlar için ve özellikle yönetici grubunun asları olan insanların hayatları üzerinde ne kadar etkileri olduğunu görmek gerçekten dehşet verici. Kitabın en kötü özelliği sadece bir tane defter olmasıydı. Keşke Teğmen'e bundan sonra ne olduğunu bilebilseydik. Belki bir başka çatışmada şehit oldu, belki evine döndü, belki de savaştan sonra dönecek evi kalmadı. Belki bir sürü defteri vardı savaş zamanında tuttuğu ve öldükten sonra orada burada heba olup kayboldu ve bize sadece bu defter kaldı. Belki de zaten sadece bu defteri yazabildi, gerisini yazacak hiç vakti olmadı. Her halükârda kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. O günlerde yaptıkları fedakârlıklar olmasa bugün burada rahatça yaşamamız mümkün olmazdı. İmkansızları zorlayarak mümkün kılan ve bizim bugünlere gelebilmemiz için canını ve cananını ortaya koyan bütün şehit ve gazilerin gurur duyacağı ve razı olacağı bir ülke ve toplum haline gelmek Allah'tan niyazımdır.
Bir Teğmenin Doğu Cephesi Günlüğüİ. Bahtiyar İstekli · İş Bankası Kültür Yayınları · 200917 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ged'in Gölgesi!
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Yerdeniz Büyücüsü, Ursula K. Le Guin'in 1968 yılında yayımlanan fantastik romanıdır. Bu eser, yazarın Yerdeniz serisinin ilk kitabıdır. Bu, Le Guin'den okuduğum üçüncü kitap oldu. Daha önce Anlatış ve Mülksüzler'i büyük bir beğeniyle okumuştum. Yazarın bilimkurgu türündeki bu iki romanından sonra, Yerdeniz serisine de hiç düşünmeden başlama kararı aldım. İyi ki de başlamışım. Çünkü Yerdeniz Büyücüsü, büyümeyi, bilgeliği ve büyü dünyasını anlatan, farklı ve etkileyici bir eser olarak bende kalan etkisi yoğun oldu. Roman, yazarın kurguladığı Yerdeniz adlı adalar dünyasında geçiyor. Dikkatimi çeken noktalardan biri de Yerdeniz haritasının bizzat Ursula K. Le Guin tarafından hazırlanmış olmasıydı. Böyle bir harita oluşturmak bile başlı başına emek, sabır ve hayal gücü gerektiren bir uğraş. Bu harita sayesinde yazarın yarattığı dünyayı ne kadar önemsediğini ve ona gerçeklik duygusu kazandırmak için gösterdiği çabayı hissetmek mümkün. Dikkatimi çeken bir başka konu ise Yerdeniz serisinin, daha sonra yazılan bazı ünlü fantastik eserlere ilham verdiğiydi. Özellikle Harry Potter serisine yapılan benzerliklerden okuduğum ve dinlediğim pek çok yazıda da söz ediliyordu. Harry Potter dünya çapında çok tanınan ve sevilen bir seri olmasına rağmen, Yerdeniz Büyücüsü'nün aynı ölçüde bilinmemesi doğrusu beni biraz üzdü. Çünkü okudukça, bu eserin fantastik edebiyatın önemli yapıtlarından biri olduğunu hissettim. Ancak Yerdeniz Büyücüsü'nü benim için özel kılan şey, büyülerden çok insanın kendi yarattığı gölgesiyle yüzleşme olayını anlatması oldu. Romanın kahramanı Ged, olağanüstü yeteneğe sahip genç bir büyücü adayıdır. Güçlüdür, zekidir ve öğrenmeye son derece heveslidir. İlk büyücülük derslerini kendisini büyüten teyzesinden alır. Gont Adası'nda yaşayan Duny, henüz bir yaşındayken
İnceleme
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:35
Tarihte yaşanan susturulmayı görünür kılmak adına yazılmış bir kitap. Oldukça dağınık gidiyor olmasına rağmen tatlı bir gece uykusu öncesi sohbeti aslında. Metinden kopmalar yaşasam da beğendiğimi söylemeliyim. Politik bir anlatı fakat didaktik değil. Şiirsel bir deneyim tadında. Hepsini tek metinde yapmak riskli bir seçim fakat kendimi kaptırmamak elde değildi “Sonra Juan durup dururken konuşuyor ama bir sohbet başlatır gibi değil de sonlandırır gibi..” “Ama söz ver nene eğip bükeceksin, yalan söyleyeceksin, sabitli şekil alabilir hale getireceksin. Söz veriyorum, Juan.” “Sonra sessiz gökyüzünün siyahımsı mor rengine bakınca hissettin ya da algıladın, biz gecenin en temel direnişindeydik, günün yeninden doğacağına inanmanın zor olduğu bir zamanda..”
KarartmalarJustin Torres · Livera Yayınevi · 202512 okunma
10/10
·129 syf.··
2026 24. kitabı
Herkese merhaba. Bu kitabı hayatımın çok zor bir döneminde okudum. Benimkisi öyle ayrılık haftası değildi final haftasıydı. Daha önce bir ayrılık yaşamadım o yüzden kıyas yapamayacağım. Çok güzel bir kitaptı. Bu kitap bana "Kilitli Kapılar Ardında" şarkısını o kadar çok çağrıştırdı ki kitabı sadece o şarkıyla dinledim. Eğer hâlâ okumadıysanız benim için okurken bir kere dinleyin. Kitapta eski sevgilisinden ayrılan bir kadının kafasını sakinleştirmek için sevgilisine yazdığı mektuplar yer alıyor. Büyük ihtimal hiç göndermediği mektuplar. Bilmiyorum sanki sevgilisinden ayrılan benmişim de ben mektup yazıyormuşum gibi hissettim. Kitabı daha önce yarısına kadar okuyup yine sınavlar dolayısıyla ara vermiştim. Bu sefer kendime söz verdim bitireceğim diye. Bu sefer sözümü tuttum. İnsan bazen merak ediyor. Birini sevmek, biri tarafından sevilmek nasıl diye. Sonra amannnn diyor. Bizi kim niye sevsin? Eğer bir gün bu konu hakkında fikrim değişirse yine yazarımmm Kitap zaten çok kısa. Her üç dört sayfalık bölümden sonra üç sayfa boşluk var. Çok kolay okunan, çok sevdiğim bir hikaye oldu. Yazarı da zaten çok severim. Ne yazsa okurum dediğim nadir kişilerdendir.
Duygu ve Düşünce
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
Hiç böyle hayal etmemiştim.
5/10
·408 syf.··
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:42
Biliyorsunuz ki Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu , bayıla bayıla okuduğum iki kitaptı lakin bu kitabı üzülerek söylemeliyim ki hiç sevemedim. Üçüncü kitaba büyük bir beklentiyle başlamış bulundum. Asıl kitaba girmenin heyecanı vardı üzerimde. Sanıyorum ki filmi böyleyse kitabı bal börek... Sanki yazar, kendi kitabını çalmaya çalışıyormuş da çalamamış gibi bir hissiyat yarattı bende. Öncelikle kitabın sıkıntılarını tane tane ele alalım. Yazar, bu hafıza kaybı olayını çok fena eline yüzüne bulaştırmış. ilk, iki kitabında karakterler bu kadar güzel ve derinlemesine işlenmişken; olay örgüsü, yer, mekan, zamanda cabası... hepsini sıfırlamak hangi akla mantığa sığar, işte bunu anlamıyorum. Madem Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu'nu yazacaktın o vakit neden bize bu üç seriyi okuttun. Şimdi birde bu kronojik okuma karmaşaşı var ortada. Hani orada da kitabı yazılma sırasıyla okursan büsbütün kördüğüm olursun. Bana kalırsa bir yerde tercih yapılmalıydı ve bu tercih kesinlikle ama kesinlikle bizim bildiğimiz üçlemeden ziyade sonradan yazılan "ÖLÜM EMRİ VE VİRÜS KODU'NDAN" yana olmalıydı. Yukarıda bahsettiğim kitapları ya okumayın yada ilk üçlü ve sonrasında Newt'e ne oldu sorusunun cevabını Labirent: Deli Sarayı'nda alıp bu kitabı tadında bırakın. BUNDAN SONRASI SPOİLER; İkinci kitapta aile olan bu grubun birbirine tamemen yabancı olduğu bir kitap düşünün, Thomas'ın zekilerden aptallığa terfi ettiği bir evren. Her şey Teresa ve Chuck'tan ibaret olan bir dünya. Abi ben anlamıyorum. Bu karakterler senin önceliğinse sen arkaadaşların için ne diye labirente girdin? Kaç git. Hafıza kaybından sonra da bu önceliği değişmedi ama bir aptal gibi oraya girmesi ve onlarca insanın ölmesi sonucu kalan tek karakterimiz de Thomas ve Teresa'ydı. Olan minik Chuck'a ve Alby'ye oldu. Beyaz Leke'de de benzer bir durum söz
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma