Jung libidonun tanımıyla başladığı bu kitapta önce okuyucuyu mitsel bir yolculuğa çıkarır. Erilliğin ve dişilliğin doğadaki karşılıkları, sembollerin tarihsel çözümlemesini de yaparak devam eder.
Kadınların benliğinde nasıl maskülen bir taraf varsa ve bu taraf zamanla kişilik ve cinsel tercihler üzerinde ağırlık kazanıyorsa, erkeğin benliğinde de feminen bir taraf vardır ve bu taraf zamanla maskünalite üzerinde baskın rol oynar.
Jung buradan hareketle eşcinselliğin bilinçdışı ortaya çıkış ve gelişimini inceler. Erkeğin anneye olan bağlılığını , babadan uzaklaşmasını , çocukluğundan beri bakir alan olarak kalan baba travmasını kendisine gelen vakalar üzerinden örneklerle okur.
Psikopatolojik ensest sorununa da ayrıca yer verir ve yine vakalar, rüyalar üzerinden bir başlık açar.
Cinsel sorunlarla ilgili bir çok soruya cevap bulduğumuz bu kitapta yazar, mastürbasyon kaç yaşında başlamalı? Mastürbasyon ne kadar sıklıkla ve kaç yaşına kadar yapılmalı? Hem erkek hem de kadın için mastürbasyon sağlıklı mı? Psikolojiye yansımaları olabilir mi ve ne gibi patolojik sonuçları olur? İlk cinsel deneyim ne zaman gerçekleşmeli? Her seferinde farklı partnerlerle gerçekleştirilen cinsel ilişkinin beden ve ruh sağlığına etkileri nelerdir? Gibi soruların hem kendi bakış açısıyla hem de vakalardan tanık olduğu nevrotik örnekleriyle açıklamasını yapar.
Ailenin yönlendirmesi veya erken yaşta yapılan “deneme evlilikler” için Jung, bir erkeğin deneme olarak evlilik yapıyor oluşunu, onun bir rezervasyon yaptırmasına benzetir. “Kutuplarda yaşamanın tehlikelerini bir seyahat kitabı okuyarak tecrübe edemez veya sinemada Himalayalara tırmanamazsınız.” Sözleriyle eleştirir.
“Aşk ucuz değildir” diyerek girizgâh yaptığı ilişkiler konusunda, aşkın ancak onu ciddiye aldığımızda bizi
Carl Gustav Jung diger kitaplarında olduğu Maskülen kitabında da okuyucuyu yüzeyde bırakmıyor. Cümleleri bazen ağır, bazen düşündürücü ama her satırında insanın içine doğru açılan bir kapı var. Kendi zihninin karanlık ve aydınlık köşelerinde dolaşıyorsun.
Maskülen kitabın da erilliği sadece biyolojik ya da toplumsal bir kavram olarak değil, ruhsal bir enerji olarak ele alıyor. Carl Gustav Jung insanın içindeki maskülen yönün nasıl şekillendiğini, nasıl bastırıldığını ya da nasıl yanlış yaşandığını anlatıyor.
İnsan çoğu zaman kendini tanıdığını sanıyor ama aslında sadece toplumun ona biçtiği rolleri yaşıyor. Maskülen enerji dediğimiz şey, sertlik ya da güç gösterisi değil; denge, farkındalık ve sorumluluk.
içimizde bastırdığımız her duygu bir gün başka bir yüzle karşımıza çıkıyor.
Carl Gustav Jung anlatımıyla bu yüzleşme kaçınılmaz ama bir o kadar da gerekli.
Bu kitap hızlı okunacak bir kitap değil; sindirilmesi gereken bir yolculuk.
Eğer kendinizi tanımaya cesaretiniz varsa, bu kitapla sohbet etmelisiniz.
İyi sohbetler
MaskülenCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 2016431 okunma
Maskülen kavramı sadece Jung'un insan ruhu hakkındaki devrimci teorileri için değil kişiliğin gelişimi için de dikkate değerdir. Eğer Jung'un inandığı gibi "modern insan halihazırda, kendi aklının ışığı ötesinde hiçbir şeyin dünyasını aydınlatamayacağı fikriyle zihnini bulandırmış" ise her insana idrak kabiliyetinin sınırlarını ve bu sınırları nasıl aşacağını göstermek temel bir mesele haline gelir. İşte Jung'un Maskülen adlı eserinde yapmaya çalıştığı budur. Erilliğin dürtüsünü ve doğasını ilgilendiren ünlü sezgilerini kaleme alır ve bunların kişiliğin gelişimini nasıl etkilediğini açıklar. Kişisel ve klinik tecrübelerinin ürünü olan eşsiz perspektifi sayesinde Jung, erilliğe dair anlayışımız konusunda uzun yıllar daha psikanalistlerin zihnini meşgul edecek sorunları ortaya atmıştır. Maskülen
Bilincin ilerleyen farklılaşması ve sonrasında insandaki içgüdüsel olgunluk. Akıcı ve sade bir dili var, sonlara doğru bir kasma olayı yaşadım, ama genel olarak etkili bir akışı var. Başarılı...
Keyifli Okumalar....
Ve utançla
Güç kalbimizden sökülür
Zira her göksel varlık bir kurban ister
olmaz hiç iyi şeyler...
MaskülenCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 2016431 okunma
Maskülen Erilliğin Farklı Yüzleri --- Carl Gustav Jung (Aspects of the Masculine)
Klasik bir “erkek psikolojisi” gibi görünse de Jung’un erkekliğe dair kesin hükümler verdiği bir el kitabı değil. Daha çok onun düşünce dünyasında dağınık halde duran metinlerin diğer tüm çalışmaları içinde maskülen ve erillikle olan düşüncelerin editörler tarafından bir araya getirilmiş bir derlemedir.
Zaten kitabın orijinal adı Erilliğin Görünümleri tek bir erkeklik tanımı sunmak gibi bir iddiası olmadığını açıkça söylüyor. Ergenlikten yetişkinliğe erkeklerin yaşadığı büyük benlik değişimleri hakkında derinlemesine açıklamalar vardır. Ama bunlar herkesin yaşadığı değil, kişilik sorunları olan hastalar, rüyalar üzerinden çıkan çatışmaların nasıl ilerlediği üzerine tanımlamalardır.
Bu derlemede Jung, erkekliği ahlaki öğütler ya da toplumsal roller üzerinden değil mitler, rüyalar ve arketipler aracılığıyla ele alıyor. Kendi tanımladığı arketipler üzerinden Eril benliğin ne gibi çatışmalar yaşadığını ve bu çatışmaları diğer psikologların hastalara yanlış teşhislerde bulunduğunu da anlatıyor. Daha en başta –ki bu rüyası diğer Jung okumalarımda da vardı kendi benliğini erilliğini keşfettiği rüya olarak çalışmalarına konu olmuştur.- çocukluğunda gördüğü meşhur rüyayla bizi yeraltına indiriyor. Karanlık bir tapınak, altın bir taht ve üzerinde oturan, hem kutsal hem korkutucu devasa penis figürü. Jung’a göre bu sahne erilliğin babadan değil çok daha ilkel ve bilinçdışı bir kaynaktan doğduğunu simgeliyor. Bu bilinçdışı dediğimiz farklı kültürlerde de ortak olarak birleşen hikayeler mitler bütününe bağlanır.
Kitabın bir sonraki bölümü kahraman miti yer alıyor. Carl Gustav Jung Kahraman’ı, psişik yaşam enerjisinin yani libidonun en güzel sembolü olarak açıklar. Ancak bu yolculuk romantik bir başarı
Mitoloji ve Simya Felsefesi ile ilgili bilgi sahibi değilseniz, kesinlikle çok karmaşık, zor ve ağır bir kitap. Yani en azından benim için öyleydi. Çünkü ikisiyle de ilgili bilgim sadece yüzeyel ve bu yüzeyel bilgi bu kitabı anlamak için yeterli gelmedi. Bir yandan araştırıp, bir yandan okumak zorunda kaldım ve bu epey zorlayıcı oldu.
MaskülenCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 2016431 okunma
Erilliğin Farklı Yüzlerini okurken zihnimde “the skin ı live in “ filmi canlandı.
Carl Jung erillik kavramını biyolojik bir cinsiyet rolü olarak değil bir ilke olarak ele aldığı metinlerden oluşan, sık sık mitolojik figürlerle özdeşleştirip,Nietzche den alıntılar yaparak eril kavramını sadece erkeklere özgü olmadığını kadında da bulunan arketipsel bir güç olduğunu vurgular.
Erillik kavramı yaratabilen, yıkabilen , koruyan, otorite kuran, bir güçtür ancak bilinçle bütünleşmediğinde filmde olduğu gibi zorbalık katılık ya da duygusal kopukluk olarak ortaya çıkar.
Jung a göre sağlıklı eril enerji , hükmetmekten çok karar alabilme, yön gösterme , kaos karşısında ayakta kalabilme gücüdür. Sertlik değildir aksine bilge ve koruyuculukla bağdaştırmıştır.
Kitabın en kritik noktası bireylerdeki eril dişil enerjinin dengede olmasıdır. Yoksa çevremizde gördüğümüz maskülen kadınlar ya da feminen erkekler artar da artar ki hepimiz bunu her gün defalarca şahit oluyoruz.
Evren mükemmel bir denge ve ahenk içindedir ve biz canlılardan da beklenen budur, terazinin bir kefesi ağır bastığında sonuçları kaçınılmaz ve acı olabilir. Normların dışında kendi gerçekliğimiz ile yüzleşip gereken sorumlulukları alarak ve içimizde bulunan eril enerjinin verdiği kuvvetle kendimizi ve etrafımızı bilinçli bir kontrol içerisinde olmamız beklenir.
Günümüz dünyasında özellikle kadınlara dayatılan “güçlü kadın “algısı aslında bizim dişil enerjimizi söndürüp eril enerjiyi aktive edip dışarıda Şoför Nebahat gibi gezmemize neden olan olgulardır ve dengemizi bozan unsurlardır .
Yazacak o kadar çok şey var ki bu kitapla ilgili o yüzden herkesin kadın erkek fark etmeksizin okuması gereken ve içselleştirmesi gereken bir anlatıdır
Okudukça anlam bulan hayatlara…
MaskülenCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 2016431 okunma
Carl Gustav Jung’a göre maskülenlik, yalnızca biyolojik bir erkeklik değil; bilinç, irade, yön verme ve anlam kurma ilkesiyle ilgilidir. Jungçu psikolojide bu ilke, hem erkekte hem kadında bulunan arketipsel bir güçtür.
Jung maskülen enerjiyi özellikle Logos kavramıyla ilişkilendirir: ayırt etme, adlandırma, sınır koyma ve bilinçli karar verme yetisi. Sağlıklı maskülenlik; kaosu düzenleyebilen, dürtüyü bilinçle yöneten ve sorumluluk alabilen bir benlik yapısıdır.
Ancak bastırılmış ya da tek yanlı maskülenlik, gölge olarak geri döner. Jung’a göre modern insanın krizi burada başlar: güç ile şefkat, irade ile anlam arasında denge kurulamaması. Maskülenliğin olgun formu, anima (dişil ilke) ile temas kurabilen; duyguyu inkâr etmeyen maskülenliktir.
Bireyleşme sürecinde maskülen ilke, insanı kendi yoluna çağırır. Baba arketipi, kahraman miti ve bilge ihtiyar figürü; bu çağrının sembolleridir. Gerçek maskülenlik, başkasına hükmetmekte değil; kendine hükmedebilmekte ortaya çıkar.
Özetle: Jung’a göre maskülenlik; sertlik ya da tahakküm değil, bilinçli güç, yön ve sorumluluk kapasitesidir. Olgun maskülenlik, içsel dengeye ulaşmış benliğin dışavurumudur.
MaskülenCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 2016431 okunma
MaskülenCarl Gustav Jung
Maskülen” kitabı, erilliğin farklı yüzlerini ve erkeklik arketiplerini ele alır. Kitapta, erilliğin doğası, dürtüleri ve kişiliğin gelişimi üzerindeki etkileri incelenir. Jung, kendi kişisel ve klinik tecrübelerinden yola çıkarak, erilliğe dair anlayışımızı derinleştiren ve psikanalistlerin uzun yıllar boyunca üzerinde düşüneceği sorunları ortaya koyar . Ayrıca, kitapta erkeklik arketiplerinin kültürel ve toplumsal etkileri de ele alınır. Jung, erilliğin sadece bireysel bir deneyim olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir olgu olduğunu vurgular. Kitap, erkeklerin toplumsal cinsiyet rollerine nasıl uyum sağladıklarını ve bu rollerin nasıl şekillendiğini tartışır.
Kitabın birinci bölümünde, erilliğin doğası ve kökenleri ele alınır. Jung, erkeklerin biyolojik ve genetik yatkınlıklarının yanı sıra, kültürel ve toplumsal faktörlerin de erkekliği nasıl etkilediğini açıklar. Toplumun erkeklerden beklentileri, erkeklerin kendilerini nasıl tanımladıkları ve bu tanımlamaların onların davranışlarına nasıl yansıdığı gibi konular üzerinde durulur. Ayrıca, erkeklerin cinsel dürtüleri ve bu dürtülerin kişilik gelişimleri üzerindeki etkileri incelenir. Jung, erkeklerin cinsel dürtülerini nasıl yönlendirdiklerini ve bunun kişiliklerini nasıl şekillendirdiğini açıklar.
Kitabın ikinci bölümünde, erkeklik arketipleri ve bunların toplumsal etkileri ele alınır. Jung, erkeklik arketiplerinin kolektif bilinçaltıyla bağlantılı olduğunu ve bu arketiplerin toplumun erkekler üzerinde nasıl etkili olduğunu açıklar. Erkeklik arketipleri, toplumun erkeklerden beklentilerini yansıtan sembollerdir. Örneğin, kahraman, baba, savaşçı gibi arketipler, erkeklerin rol modelleri olarak görülür ve toplumun erkeklerden beklentilerini yansıtır. Jung, erkeklerin bu arketiplere nasıl uyum
Jung'a göre maskülenlik:
Yapıcı eylem
Sorumluluk
Duygusal bütünlük
Katılık
Duygusuzluk
Kontrol manyaklığı değildir.
Gerçek erkek, kendi yüreğinin karanlık ormanından geçmeyi göze alandır
MaskülenCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 2016431 okunma
Başlarda bayaaa iyi giden ve akıcı olan kitabın ikinci kısmında çok fazla zorlandım üstelik konulara da yabancı değilim yine de bir tık yorucu bir kitap
MaskülenCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 2016431 okunma
Carl Gustav Jung, İsviçreli psikiyatr, analitik psikolojinin kurucusudur. Derinlik psikolojisinin Sigmund Freud ve Alfred Adler ile beraber üç büyük kurucusundan birisidir.
Basel Üniversitesi'nde tıp profesörü olan büyükbabasının adını taşıyan Carl Gustav Jung İsviçreli bir papazın oğludur. 1895 yılında Basel'de tıp eğitimi almaya başladı ve 1900 yılında Eugen Bleuler'in asistanı olarak Burghölzli'de psikiyatrist olarak hizmet verdi. Doktorasını 1902 yılında tamamladı. Konu okült (gizli, görünmeyen) fenomenler (etkiler) ve onların Psikoloji ve Patolojiyle bağlantıları idi. Paris'te 6 ay Pierre Janet ile bilgilerini derinleştirdi. 1903 yılında Emma Rauschenbach ile evlendi. 36 yaşında Uluslararası Psikanaliz Birliği'nin ilk başkanı oldu. Psikolojik analizlerinde astrolojiden de yararlanan Carl Gustav Jung,Sigmund Freud'le beraber üzerinde çalıştığı toplumsal bilinçaltı kavramı ile de tanınır.
Popüler psikometri aracı Myers-Briggs Kişilik Göstergesi (MBTI) ve sosyonik kavramları, Jung'un psikolojik türler teorisinden geliştirilmiştir. Jung, insan ruhunu "doğuştan dindar" olarak kabul etti ve bu dindarlığı araştırmalarının odak noktası yaptı. Rüya analizi ve sembolizm (simgecilik) çalışmalarına katkıları nedeniyle bu alanların en çok okunan çağdaş yazarlarından biridir.